Malatya’da NATO’dan Çıkılsın Üsler Kapatılsın Feryadı Yükseldi

rasthaber
Rasthaber –  Malatya’da Kürecik NATO Radar Üssüne Hayır İnisiyatifi
tarafından düzenlenen basın açıklamasında Nato’dan çıkılması ve üslerin
kapatılması talep edildi ve siyonist İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik
saldırıları ve katliamları lanetlendi. Ayrıca AK Parti hükümetinin terörist
İsrail ile yakınlaşması sert bir şekilde eleştirildi.  ‘NATO/ABD Prangasını Kırmanın Tam Vaktidir’
pankartının açıldığı eylemde siyonist rejim askerleri tarafından katledilen
gazeteci Şirin Ebu Akile ve Gufran Verasene’nin fotoğrafları da taşındı.  ‘Natodan Çıkılsın Üsler Kapatılsın, Kürecik
İncirlik Kapatılsın, Kahrolsun Amerika Kahrolsun NATO, Filistin Emanet Anlaşma
İhanet, Siyonizme Uşaklık Af Edilemez, Siyonist Elçilik Kapatılsın, Hizbullah’a
Hamas’a Direnişe Bin Selam, Kudüs’e Selam Direnişe Devam, Direniş Cephesi
Onurumuzdur ve Mavi Marmara Onurumuzdur’ sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını
Mavi Marmara gazisi Mehmet Tunç okudu. 
Okunan basın açıklamasının tam metni aşağıdaki şekildedir:

Bismillahirrrahmanirrahim 

Değerli basın mensupları ve aziz halkımız!  Kürecik Nato Radar Üssüne Hayır İnisiyatifi
adına hepinize hayırlı cumalar diliyoruz. Bildiğiniz gibi her ayın ilk Cuma
günü Nato’ya ve Üslerine Hayır Cuması olarak ilan edilmiştir.  Geçtiğimiz günlerde NATO konusu yine
ülkemizin ilk gündem maddelerinin başında yer aldı. Özellikle MHP Genel Başkanı
sayın Devlet Bahçeli’nin Nato konusundaki tespitleri ve teklifleri gündeme
damgasını vurdu. Başta büyük şeytan ABD olmak üzere, İsveç, Finlandiya, Fransa
ve Almanya gibi sözde müttefikimiz olan Nato ülkeleri terör örgütlerine
sınırsız destek verirken Türkiye’nin Nato’da kalmakta ısrarcı olması akla ziyan
bir durumdur.  Bu nasıl bir müttefiklik
anlayışıdır ki ülkemize silah doğrultan terör örgütlerine gözümüzün içine baka
baka binlerce tır mühimmat veriyorlar, sonra da bize dönüp ‘falan ülkeleri de Nato’ya
almamıza onay verin’ diyorlar.  Sayın
Bahçeli’nin, ‘İhtiyaç hasıl olursa, gelişmeler başka bir seçenek bırakmazsa,
Türkiye’nin, Türk dünyasının ve 57 İslam ülkesinin da içine katılacağı yeni bir
güvenlik teşkilatının kurulması mümkündür, BELKİ DE EN DOĞRUSU BUDUR. Mesela,
“Asya ve Ortadoğu Güvenlik Örgütü” ismiyle kurulacak güvenlik teşkilatı aynı
zamanda NATO’nun dünya genelinde dengelenmesini de sağlayacaktır.’ şeklindeki
açıklaması çok önemlidir. Türkiye, ABD tarafından ayağına vurulan NATO
prangasını artık kırıp atmalıdır.  Bu
noktada Ufuk Güldemir’in kaleme aldığı Kanat Operasyonu kitabını hatırlamakta
fayda var. Kanat Operasyonu, Yunanistan’ın Nato’nun askeri kanadına dönüşüne
imkan sağlayan Türkiye vetosunun nasıl kaldırıldığını anlatan bir kitaptır. 12
Eylül Natocu/Amerikancı askeri darbesinin nedenlerinden biri de, Yunanistan’ın
Nato’nun askeri kanadına alınmasının önündeki Türkiye vetosunun bu sayede
kaldırılmasıdır. Türkiye’de o dönemde hemen hemen tüm siyasi partiler
Yunanistan’ın Nato’nun askeri kanadına üye olmasına karşı çıkıyordu. İşte Nato
yani ABD, kendi adamları olan Kenan Evren ve ekibine Türkiye’de askeri darbe
yaptırarak Yunanistan’ın önünü açtı. Böylece ABD, Yunanistan’ı koruma altına
aldı ve Türkiye’ye büyük bir tuzak kurdu. Bugün de gördüğümüz gibi,
Miçotakis’in ABD ziyareti sırasında senatoda yaptığı konuşmada defalarca ayakta
alkışlanması Türkiye’ye verilen bir mesajdır. ABD ve Yunanistan Türkiye’ye
karşı birlikte hareket etmektedir. Şunu unutmayalım büyük şeytan ABD, NATO
sayesinde bu örgüte üye olan ülkeleri kontrol altında tutmakta ve onların
hakimiyetlerine ipotek koymaktadır.  İşte
bugün Dedeağaç, Kavala, Selanik, Larisa, Filipovic ve Girit’in kuzeyi,
Kıbrıs’ın güneyi yani Türkiye’nin çevresi, NATO-Amerika üsleri ile doludur.
Karadeniz’de de öyle. Gürcistan, Romanya ve Bulgaristan’da da. ABD mesela
Yunanistan’daki üsleriyle ilgili olarak bizimle pazarlık yapıyor mu da biz ABD
ile pazarlık yapalım. Türkiye’ye yönelik ABD namlularını pazarlıkla
kaldıramayız. Doğu Akdeniz’de yıllardan beri ABD, siyonist İsrail, Yunanistan
ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye’ye yönelik intikam tatbikatları yapıyorlar.
Onların savaş gemileri Türkiye’yi tehdit ediyor.  Türkiye’yi ilk zayıf gördükleri anda tepemize
çullanacaklarını çok iyi bilelim. NATO’nun ister doğuya, ister kuzeye, ister
güneye, ister batıya, ne tarafa olursa olsun, genişlemesi Türkiye üzerindeki
tehditleri artırır. NATO, ABD’nin bir oyuncağı ve aparatıdır. Halkımız bu
konuda bilinçli ve kararlıdır. Bütün anketlerde milletimiz %80-90 oranında
NATO’nun ve Amerika’nın Türkiye’ye yönelik bir numaralı tehdit olduğunu ifade
ediyor. NATO’nun tehdidi Karadeniz’den de geliyor. Rusya-Ukrayna cephesinden
geliyor. NATO’nun Ukrayna’yı da üyeliğe alarak Rusya’ya karşı yönelttiği
tehdit, aynı zamanda Türkiye’ye yönelik bir tehdittir. O yüzden Türkiye’nin
uygulamak zorunda olduğu tek gerçekçi siyaset, Nato’dan ayrılmaktır.  Biz Kürecik Nato Radar Üssüne Hayır
İnisiyatifi olarak tüm siyasi partileri ülkemizin NATO’dan çıkması ve üslerin
kapanması yönünde ortak irade göstermeye ve karar almaya; ayrıca Sivil Toplum
Kuruluşlarını, alimleri, aydınları ve kanaat önderlerini siyasi partileri bu
konuda cesaretlendirecek açıklamalar yapmaya davet ediyoruz. Ülkemiz Nato’dan
çıkmalı. Kürecik ve İncirlik başta olmak üzere tüm üsler bir an önce kapatılmalıdır.
Şunu unutmayalım: Hırsız içeride olduğu sürece kapı kilit tutmayacaktır.
Kıymetli basın mensupları ve muhterem halkımız! 31 Mayıs’ta Mavi Marmara
katliamının 12. Yıldönümünü geride bıraktık. Hatırlanacağı üzere İHH’nın da
aralarında bulunduğu 6 uluslararası sivil toplum kuruluşu, 37 ülkeden, yüzlerce
aktivist, işgalci israil ablukasını delerek Gazze’ye ulaşmayı hedefliyordu.
Ancak 31 Mayıs 2010 tarihinde, siyonist israil, uluslararası sularda vahşi bir
saldırı gerçekleştirerek, uluslararası hukuku çiğnedi. Bu saldırıda 10 insani
yardım gönüllüsü şehit olurken, 56 kişi hayati risk oluşturacak derecede
yaralandı. Geride kalan 12 yıllık süreçte Dünya Mavi Marmara’yı haklı bulup,
Filistin’in yanında yer aldı. Fakat maalesef hükümetin katil İsrail ile yaptığı
tüm hukuki ve insani haklarımızdan vazgeçtiğimiz Mavi Marmara anlaşması
yüreğimize zehirli bir hançer gibi saplandı. Bu yetmiyormuş gibi bir de son
aylarda korsan İsrail ile aleni olarak yakınlaşma ihaneti içerisine girildi.  Biz hükümetten Mavi Marmara konusunda Katil
İsrail’le yapılan zillet anlaşmasını ve Siyonist İsrail devletiyle yapılan
gizli –açık tüm anlaşmaları iptal etmesini ve terör devleti İsrail ile başta
siyasi, iktisadi, askeri ve istihbari olmak üzere tüm ilişkilerin kesilmesini
istiyoruz. Hem İsrail hem de Türkiye vatandaşı olan Yahudilerin İsrail’de
askerlik yapmasına izin veren kanunun iptal edilmesini, Siyonist elçiliğin
kapatılmasını, Siyonist İsrail’in güvenliğini sağlayan Malatya Kürecik NATO
Üssü’ndeki radarın sökülmesini, Korsan İsrail’in Gazze’den çaldığı doğalgazın
Türkiye üzerinden satılmasını öngören mutabakat zaptlarının ve anlaşmaların
lağvedilmesini istiyoruz. Devlet yetkililerimizin de defalarca söylediği gibi
Kudüs’ün tapusu bizim arşivlerimizde olduğuna göre hükümetten bunları talep
etmek aziz milletimizin en doğal hakkıdır. 
Filistinli kardeşlerimizin de beklentisi bu yöndedir. Nitekim dışişleri
bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun Mescidi Aksa ziyareti sırasında Filistinli bir
Müslüman kendisine şu veciz sözü söylemiştir: “Biz Türkiye’nin ordusunu
bekliyoruz. Buraya İsrail ile normalleşmek için gelmeyin. Siz Sultan Fatih’in
torunlarısınız!” Bu arada gasıp İsrail dışişleri bakanı Yair Lapid’in de
Türkiye’ye davet edilmesini şiddetle kınıyoruz. Bu davet iptal edilsin. Katil Lapid’i
Türkiye’mizde görmek istemiyoruz.  Öte
yandan geçtiğimiz günlerde sözde bayrak yürüyüşünü bahane eden siyonistlerin,
Mescid-i Aksa’ya yönelik baskın girişimlerini lanetliyoruz.  Başta bazı Arap krallıkları olmak üzere Ak
Parti hükümetinin terörist İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi, siyonist
rejimin Filistinli Müslümanları katletmekte ve Mescidi Aksa’ya baskın
düzenlemekte daha da pervasızlaşmasına sebep olmuştur.  Biz şunu çok iyi biliyoruz ki Filistin ve
Kudüs’ü kurtarmanın tek yolu direniştir. İki devletli çözüm önerileri ve
uzlaşma teraneleri ancak bu işgalci İsrail rejiminin ömrünü uzatmaya hizmet
eder. Biz millet olarak, Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşuncaya ve korsan İsrail
yıkılıncaya kadar Filistin direnişinin Gazze’nin, Kudüs’ün, Batı Şeria’nın,
Hamas’ın, İslami Cihad’ın ve Hizbullah’ın yanında olmaya ve onlara destek
vermeye devam edeceğiz inşallah. İşgal devam ettiği ve Mescid-i Aksa esir
olduğu sürece her Müslüman için her gün Kudüs Günü’dür.  Özgür Kudüs Mücadelesine Yılmadan Devam
Edeceğiz. Direne Direne Kudüs’ü, Mescidi Aksa’yı ve Filistin’i
Özgürleştireceğiz İnşallah. 1 Temmuz Cuma günü yeniden buluşmak ümidiyle
Allah’a emanet olunuz. 

KÜRECİK NATO RADAR ÜSSÜNE HAYIR İNİSİYATİFİ

kudusgunu

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın