Rasthaber – Masumiyetin zorunlu olduğu ve Kur’an’ın bunu net olarak ifade ettiğine dair yazımızın birinci bölümünde ayetin açıklamasını yapıp Allah ve Resule itaatin sınırsız olduğunu açıklamıştık. Bu bölümde ise Resulün masumiyetini reddedenlerin açmazları ve her dönemde bir masumun bulunmasının zorunlu olduğunu ispatlayacağız. Bedir Savaşı sonucunda esirlere muamele olayında kalmıştık. Bu konuda Sünni rivayeti nakletmiş ve onu kabul edemeyeceğimizi belirtmiştik. Peki olayın aslı nedir? Bedir savaşı sonunda ne olmuştu?
Olayın aslı şu: Peygamber hiç esir almayın dediği halde Ashab peygambere itaat etmedi ve esirler aldılar. Dolayısıyla Peygamber o esirler hakkında savaş sonunda diyor ki asla bunları serbest bırakmayacaksınız, bunları yanınızda tutacaksınız kaçmalarına müsaade etmeyecek bunları köle olarak kullanacaksınız. Ne zaman biz dünyayı tam olarak ele geçireceğiz’ kafirlerin gücü kırılır Ondan sonra esirleri fidye karşılığında serbest bırakabiliriz ama şimdi daha gücümüzü toparlayamamışız. Düşmanla başabaş gidiyoruz, esirleri serbest bırakmak Düşmanların güçlenmesini sağlamak onlara hizmet etmek manasına gelir, bir de savaşın düşman için caydırıcı özelliği yok olur o zaman diyor. Ancak ashab Peygambere itaat etmiyorlar, esirleri serbest bırakıyorlar fidye karşılığında! Bir süre sonra da peygambere gelerek diyorlar ki ey Allah’ın resulü Sen de serbest bırak ne diye bunların kahrını çekiyorsun bırak gitsinler fidye al, deyince bu ayeti kerime geliyor. Ne diyor ayeti kerime! Bak şimdi kafaya nasıl oturuyor! Tekrar okuyalım, bu mantıkla okuduğumuzda:
Yeryüzünde din tamamen Allah’ın olmadıkça fidye karşılığında esirleri serbest bırakması peygamberliğe yakışmaz (peygamberin yapacağı iş değildir. Siz Ey Ashap,) siz dünya hayatını istiyorsunuz Allah ise ahiretinizi istiyor. Burada kınanan Peygamber değil, yanlış yapan peygamber değil, Peygambere itaat etmeyen ashaptır. Zaten nerede birisi derse ki; “Peygamber yanlış yaptı! Allah onu kınanmıştır! Düzeltmiştir!” Orada mutlaka ashabın yanlışı vardır. Ashap yanlış yapmıştır. Allahu Teala Ashabı kınıyor ya da münafıkları kınıyor! Maalesef bu gibi olumsuz davranışlar zamanla Peygamber yapmış gibi ona iftira edilmiş! Bu şekilde aktarılmıştır.
Buraya kadar çıkardığımız sonuç Peygamber ile Allah asla uzaklaşmaz peygamberin bütün emirleri Allah’ın emirleridir, peygamberin masum olduğunu zorunlu olarak buradan anlamak zorundayız. Mecbur böyle anlamak zorundayız yoksa başka türlü Allahu Teala (tevbe haşa) çelişkili konuşmuş olur, haramı emretmiş olur, imkansızlığı yani muhali emretmiş olur. Bununla ilgili bir ayet kelime daha var Onu da söyleyelim. Diyor resule itaat ederseniz Allah’a itaat etmiş olursunuz. Çünkü Allah ile Rasul aynı şeyi emreder: “Men yutîur Resul’e fakad AtâAllah; kim peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” Allah’tan bir öyle bir emir, ayet gelse de gelmese de peygamber Allahu Teala’nın emrettiği emretmiş olur, onların emirleri aynı olacağı için peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.
Şimdi Allah ve etîur rasûle ve ulul emri minkum, yani diyor ki ayeti kerime:
“Allah’a itaat edin ve Resulüne itaat edin ve sizden olan Emir sahiplerine de itaat edin.”
Emir sahiplerine! Bakın Emir sahipleri dediğinde buradan da Emir sahiplerinin de masum olduğunu kabul etmek zorundayız! Neden? Şuradaki (Allah’a itaat) sebep neyse, aynısı burada da geçerlidir! Mesela diyelim ki 1 şahıs! Halife! Diyelim Emir sahibi olarak Abbasi halifesi Harun’u kabule delim. Masum değil, yani peygamber gibi masum değil, bazen yanlışı emredebilir. Nitekim emretmiştir! Allah’ın emrine muhalif emirler vermiştir! O zaman Allah’u Teala Harun’a itaat edin demişse bir Müslüman buna uyduğunda Allah’a ve Resulüne uymamış olur! Allah’ın emrine zıt davranmış olur! Neden! Çünkü masum değil! O zaman Allah’u Teala günahı emretmiş olur! Harun günahı emrederse Allah da günahı emreden Harun’a itaat edin demekle; “günahı yapın, günahı işleyin!” demiş olur. Allahu Teala hem günahı yasaklayacak hem de Harun’a itaati emretme vasıtasıyla günahı işleyin diyecek! Böyle bir çelişki olabilir mi!
Allah’a itaat edin Resule ve sizden olan Emir sahiplerine itaat edin! Bu üçüne birden itaatin mümkün olması için üçünün de aynı şeyi emretmesi lazım, birbirine zıt şeyi emrederse nasıl itaat edeceğiz bunlara? Birbirine zıt iki ayrı şeye aynı anda itaat edilmez ki! Mesela Allah’u Teala bu konuda diyor:
Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Bütün güzel övgüler Allah’ındır. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.(Zümer 29) İki zıt emir veren efendiden hangisine itaat edecek! Ya da: Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah’ın dışında ilahlar olsaydı, hiç tartışmasız, ikisi de bozulup gitmişti. Egemenlik tahtının Rabbi olan Allah, onların nitelendirdikleri şeylerden yücedir. Enbiya 22
