hareketinin kuruluşunun 40. yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen tören vesilesiyle
bir konuşma yaptı.
Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının başında katılımcılara
kendisi ve Lübnan Hizbullah hareketinin 40. kuruluş yıl dönümü törenini düzenleyenler
adına teşekkür etti.
Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında şunları söyledi: ‘Son
iki ayda tüm Hizbullah kurumlarındaki kardeşler, bu kırk yıllık sürecin birçok
boyutunu ve çeşitli alanlardaki başarılarını anlattılar. İki aydır, bu kutlu
yoldaki tüm unsurların ve savaşçıların çabalarını, başarılarını ve
fedakârlıklarını gerçek, parlak ve abartısız bir şekilde sunmaya çalışan tüm kardeşlerime
teşekkür ediyorum.’
İmam Humeyni, bu
çağda Hizbullah’ın en büyük lideridir
Hizbullah Genel Sekreteri şunları söyledi: ‘Kırk yıldan
bahsediyorsak, önemli bir noktayı açıklamam gerekiyor. Biz 1982 öncesi ile
bağlantımızı koparmıyoruz. 1982 öncesi tüm çabalar, mücadeleler ve eylemlerle
derin ve temel bir bağlantı var. Burada yeri gelmişken Büyük şehit Seyyid
Muhammed Bakır Sadr’ın büyük ilhamından ve aynı zamanda direnişin kuruluşunun
ve liderliğinin öncüsü olduğu için İmam Musa Sadr’dan da bahsetmeliyim.
Cihad yolumuzun, bu büyük komutan İmam Musa Sadr’ın
cihadının mübarek sonuçlarından biri olduğunu ve hem Hizbullah’ın hem de Amel
Hareketi’nin onun çocukları ve öğrencileri olduğunu ve onun yolunu devam
ettirdiğini tüm dünyaya vurguluyoruz.
Büyük âlimlerimizin ve İslam alanındaki bütün âlimlerin
idrak ve hayır işlerinde bulunma çabalarını takdirle karşılıyor ve bu çağda
ilham kaynağı ve büyük bir yol gösterici olan, devrimin ve inkılabın ruhunun
kurucusu İmam Seyyid Ruhullah Humeyni’yi anıyoruz.’
Yeni Ortadoğu Projesinin
başarısızlığı, 2006 yılının kalıcı efsanevi sonuçlarından biridir
Seyyid Hasan Nasrallah, 2006 yılının kalıcı efsanevi
sonuçlarından birinin, yeni Ortadoğu planının çöküşü olduğunu belirtti ve
şunları söyledi: ‘2006’da direnişi yok edemediler ve daha güçlü bir direniş
ortaya çıktı. Elbette tüm bu başarıları kendimize mal etmiyoruz. Düşmanın
yenilgiye uğratılmasında, halkın uyanmasının ve zafer ve güç umudunun
dirilmesinin katkısı vardı.
Bir sonraki adımda yapılması gereken direnişi, onun
varlığını ve hazırlığını korumaktır. Kimse, medya propagandası ve
yaygaralarının, hakaret ve dedikoduların direnişin iradesini
zayıflatabileceğini düşünmesin. Yapılması gereken, işgal altındaki Lübnan
topraklarının geri kalanını kurtarmaktır.
Caydırıcılık denklemlerinin istikrara kavuşturulması
Lübnan’ın topraklarını, itibarını, kaynaklarını ve servetini korumak için
önemlidir. Biz, herhangi bir ulusal savunma stratejisini değerlendirmeye ve
üzerinde anlaşmaya hazır olduğumuzu açıklıyoruz.’
Filistin davasına
verilen destek
Hizbullah Genel Sekreteri şunları söyledi: ‘İkinci başlık
Filistin ve davasıdır. Biz 40 yıldır bu konuya inandık ve ona bağlılığımızı
ilan ettik. 40 yıldır kamplardaki Filistinli mülteciler ve onların hakları
konusunu takip ediyoruz ve Filistinli kardeşlerin yanında olmaya devam
edeceğiz. Ayağa kalktık ve Siyonist rejimle ilişkilerin her türlü
normalleşmesine karşı çıktık ve dünyanın tüm özgür insanlarını bu ırkçı ve
barbar rejimle ilişkileri normalleştirmemeye davet ettik. Bugün, bir başka
Lübnanlı genç kız, Abu Dabi festivalinde İsrailli satranç oyuncusuna karşı
oynadığı maçtan çekildi. Bu gençlerle gurur duyuyoruz ve onlara çok
güveniyoruz. İsrail’in düşman olduğu konusunda hemfikir olan tüm Lübnanlılar,
Şarbel (15 yaşındaki Lübnanlı atlet) ve Nadiye (satranç oyuncusu) ile gurur
duymalıdır.’
Suriye ve Irak
Seyyid Hasan Nasrallah, Suriye hakkında şunları söyledi:
‘Suriye’ye gittik ve Suriye liderliğinin ve ordusunun ve diğer arkadaşların
yanında yer aldık. Benimsediğimiz seçeneğin doğruluğuna her geçen gün daha
fazla inanıyoruz. Suriye’nin çoğu güvende ve insanlar bölgelerine dönebilirler.
ABD’nin ve Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu bazı bölge ülkelerinin
siyasi baskıları, Lübnan-Suriye ilişkilerinin ilerlemesini engelledi.
Arap milletleriyle olan tutumumuzu ve dayanışmamızı
gelecekte de ifade etmeye devam edeceğiz ve bunun sonuçlarına katlanmaya
hazırız çünkü bu tutum ve dayanışma doğrudur ve ifade edilmelidir.
İmkânlarımız çerçevesinde Irak’ta IŞİD ile mücadeleye
yardımcı olduk ve eğer Irak tekrar bu terör örgütüne maruz kalırsa ve geçmiş
yıllardaki gibi bizden talepte bulunulursa, komutanlarımız ve kardeşlerimiz,
Iraklı kardeşlerinin yanında savaşmak için bu ülkeye gitmekten
çekinmeyecektir.’
İran büyük bir
bölgesel güçtür
Seyyid Hasan Nasrallah şunları söyledi: ‘İran, bölgedeki tüm
mazlumların ve direniş güçlerinin bel bağladığı büyük bir bölgesel güçtür.
Hizbullah direniş ekseninin oluşumuna katıldı ve biz de bu eksenin bir
parçasıyız ve öyle kalacağız. Biz, işgal ve hegemonya planlarına göğüs
gerebilecek bir güç olarak bu eksene güvendik.’
Lübnan’da iç savaştan
kaçınılmalıdır
Hizbullah Genel Sekreteri şu ifadelerde bulundu: ‘Son 40
yılda Lübnan için 2005 yılında hazırlanan herhangi bir iç savaş ya da mezhebi
bir fitneye düşmekten kaçındık ve Lübnan’ın savaşa ve mezhebi fitneye
sürüklenmemesi için siyasi gruplarla işbirliği yaptık. Herhangi bir savaşa veya
mezhebi bir fitneye sürüklenmeyeceğiz ve bu, hikmet, sabır ve basiret
gerektirmektedir. Çok acı ve tehlikeli olan son sahne, el-Tayuna bölgesindeki
şehitlerin olayıydı ve şehit ailelerinin ve partilerin sabrı ve anlayışı
olmasaydı Lübnan bir iç savaşla karşı karşıya kalacaktı. Direnişi Lübnan
ordusuyla çatışmaya sürüklemek için karanlık odalarda çalışıyorlar ve bu Amerika
için daim bir planıdır.
1993’te bazıları orduyu gönderip onu, Lübnan topraklarını
işgal eden işgalci rejimin ordusunun yanına yerleştirmek istedi ve eğer direniş
işbirliği yapmazsa ona saldırmaya karar verildi, ancak ordu komutanlığı buna
karşı çıktı. Beyrut’un güney banliyöleri, bilinçleri ve basiretleri, partileri
ve aşiretleriyle bu fitneyi engelledi. Son 40 yılda Lübnan’daki birçok İslami
grupla dostluk ve ittifaklar kurduk ve ilişkilerimiz ve dostluklarımız
konusunda titiz davrandık ve böyle olmaya da devam edeceğiz. Son seçimlerde
verdiğimiz söz ve taahhütlerde çok nettik.
Parlamento seçimlerine katılımımızı güçlendireceğiz.
Gelecekteki hükümetlerdeki varlığımızı sürdüreceğiz.
Allah-u Teâla’ya ve 40 yıldır yanımızda olan, siyasi,
diplomatik ve güvenlik desteği sağlayan Suriye’deki kardeşlerimize teşekkür
etmek görevimizdir.
Başta İran İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei olmak üzere
İran’ın tüm yetkililerine ve direnişine ve Devrim Muhafızlarına teşekkür
ediyoruz. Meydanı boş bırakmayan şehitlerimize, şehit komutanlarımıza, şehit ve
yaralı ailelerine, mahkûmlara ve direniş askerlerine ve direniş nesline
teşekkür ediyor, selamlarımızı gönderiyoruz. Yeni nesle şunu söylüyorum; biz
sizlere güveniyoruz ve yolu tamamlayarak şehitlerin arzusunu gerçekleştirecek
olan gençler sizlersiniz.’
