Rasthaber – Birisi, İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzuruna gelerek
şöyle dedi: “Ben Allah-u Teâlâ’dan mal istedim, ev istedim, evlat istedim ve
Allah-u Teâlâ bunların hepsini bana verdi, fakat geri almasından korkuyorum.”
İmam şöyle buyurdu:
“Nimetlerinin
şükrünü yerine getirirsen, Allah-u Teâlâ verdiği nimetleri geri almaz; Allah-u
Teâlâ bize, kulağı, gözü, dili, kalbi ve diğer azaları O’nun verdiği nimetlerin
şükrünü yerine getirmemiz için vermiştir. Allah-u Teâlâ bize gören göz
vermiştir; onun şükrü, O’nun helal buyurduklarına bakmak ve nankörlüğü ise,
haram buyurduklarından sakınmamaktır. Allah-u Teâlâ bize işiten kulak vermiştir;
onun şükrü, Allah-u Teâlâ’nın helal buyurduklarını dinlemek ve nankörlüğü ise,
O’nun haram buyurduklarına kapamaktır. Allah-u Teâlâ bize konuşan dil
vermiştir; onun şükrü, Allah-u Teâlâ’yı zikretmek; Allah-u Teâlâ’dan başkasının
rızasına hizmet etmemektir ve nankörlüğü ise, müminlerin dedikodusunu
yapmaktır. Yine Allah-u Teâlâ bize hisseden kalp vermiştir; onun şükrü, Hz.
Peygamber’in (s.a.a) ve Ehlibeyt’inin muhabbetine yer vermek, nankörlüğü ise,
Peygamber’e (s.a.a) düşman olanları sevmektir ki, Allah-u Teâlâ Kur’an’da
şöyle buyurmaktadır:
“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme
(sevme). Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”(1)
1-
İsra, 36.
