1- Sayın Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Bilgilendirme Yardımcılığı ile yaptığı söyleşinin bir bölümünde Dey 1404 (Aralık 2025 – Ocak 2026) olaylarına değinerek şu ifadeleri kullanmıştır: “Çöp kovasını ateşe veren kişi de bizim evladımızdır”!
Sayın Sözcü’nün psikolojik harp yöntemlerinden haberdar olması pek muhtemel değildir; ancak muhtemelen istemeyerek de olsa, gerçekleri saptırma tekniklerinden biri olan “ikinci basamaktan başlama” yöntemini kullanmıştır(!). Söz konusu açıklamasında olayın ilk basamağını görmezden gelmiş, atlamış ve öncelikle çöp kovasını yakmanın Siyonist rejimin kendi piyonlarına dikte ettiği planın bir parçası olduğunu açıklamamıştır. Ayrıca çöp kovası yakmak, bu paralı askerlerin görevlerinden sadece biriydi. Onlar çöp kovalarının yanı sıra insanların evlerini de ateşe verdiler; Siyonist rejim tarafından temin edilen ateşli silahlarla sokaktaki yaklaşık 3 bin vatandaşı şehit ettiler; silah kullanmayan Besiç ve polis güçlerine saldırdılar, o aziz insanları şehit ettikten sonra naaşlarını yakıp ayaklar altına aldılar. Birçok camiyi ateşe verdiler, Kur’an-ı Kerim’leri üst üste yığıp yaktıktan sonra etrafında dans edip eğlendiler ve tüm kutsallara küfürler yağdırdılar…
2- Sayın Sözcü! “Milletin evlatları”(!) olarak nitelendirdiğiniz bu paralı askerler, işledikleri korkunç cinayetleri videoya ve fotoğrafa çekerek Almanya ve Türkiye’deki MOSSAD ajanlarına gönderiyorlardı. Bu görüntü ve fotoğraflar Amerikan, Siyonist rejim ve bazı Avrupa televizyon kanallarında büyük bir şatafatla yayımlanıyordu. Söz konusu piyonlar yakalandıktan sonra; ilk olarak CIA ve MOSSAD ajanlarından eğitim aldıklarını itiraf ettiler. İkinci olarak; ele geçirilen belgeler, bu kişilerin düşman istihbarat ajanlarından eğitim aldıklarını ve silah temin ettiklerini açıkça ortaya koydu. Üçüncü olarak; resmi Amerikan ve Siyonist rejim yetkilileri, onların kendilerine bağlılıklarını ve paralı asker olduklarını defalarca açıkça itiraf ettiler ve etmeye de devam ediyorlar. Dönemin MOSSAD Başkanı Yossi Cohen, göstericilerden “Siyonist rejimin eğitimli ajanları” olarak gururla bahsetmişti. Mike Pompeo birkaç röportajında onların kendi ajanları olduğunu vurgulamıştı. Trump defalarca piyonlarına destek çıkmış, hatta onları desteklemek adına İran’a askeri müdahalede bulunmakla İslam Cumhuriyeti’ni tehdit etmişti…
3- Sayın Muhacerani! MOSSAD ve CIA’in paralı askerlerini, sokaktaki insanları katledenleri, camileri ve Kur’an-ı Kerim’leri ateşe verenleri, Besiç ve emniyet güçlerini şehit edenleri ve bu aziz ve mazlum vatan insanına karşı onlarca korkunç cinayete imza atanları “İran’ın evlatları” olarak tanıtmaya nasıl cüret edebiliyorsunuz?! ABD ve Siyonist rejimin bu piyonlarının işlediği cinayetler gizli saklı değildi. Günlerce sürdü, tüm halk bunlardan haberdar oldu ve bütün yerli ile yabancı medya bu konuyu işledi. Dolayısıyla eğer bu cinayetlerden haberiniz yok idiyse, bağışlayın ama hükümet sözcülüğü konumunuzun yeniden gözden geçirilmesi gerekir! Eğer haberiniz var idiyse —ki kesinlikle vardı— hangi dini ve milli gerekçe, açıklama ve ölçütle bu pislik ve fesat yuvalarından “milletin evlatları” diye bahsedebiliyorsunuz?! Lütfen bu mesele üzerinde iyice düşününüz.
