Suriye’yi kaybetmek kime yarar?

rasthaber

Rasthaber –  Suriye ile Moskova’da masaya oturmuştuk.

Üst düzey temas kurmuştuk.

Tam işler düzelirken İdlib krizi çıktı.

Türkiye ile Suriye arasında çatışmalar başladı.

Zamanlama manidar.

GAZETELER, TELEVİZYONLAR

Gazetelerde, televizyonlarda yapılan yorumlar;

Saç baş yolduran cinsten.

Hayatında bir kez Suriye’ye gitmemiş;

Bir tek Suriye vatandaşı ile konuşmamış;

Suriye’yi sadece haritada görmüş uzmanlar;

Sabah akşam döktürüyorlar.

Suriye ile ipleri koparmışlar.

“Yıkılsın İdlib, yansın Suriye” havasındalar.

Suriye’nin tarihini bile bilmiyorlar.

Cahillikten yapılanlar bir yana;

İşi “görev” olarak görenler de var.

DÜŞMANLIK

Daha önce de yazmıştım.

Şam’da, Halep’te, Lazkiye’de, …

Halkta “Türkiye düşmanlığı” artıyor.

Bu durun son günlerde daha da hızlanmış görünüyor.

Bugünün yarını da var.

Türkiye ve Suriye hep komşu kalacak.

İç politika için yapılan açıklamalar.

Suriye’de de yankılanıyor.

ŞAM’DAN GELEN HABERLER

Şam’dan gelen haberler;

Esad ve çevresi Türkiye ile ilişkiden yana.

Esad Rus devlet televizyonu Rossiya 24’e konuştu.

Türk halkıyla hiçbir sorunları olmadığını söyledi.

Ama Suriye’de herkes Esad gibi düşünmüyor.

Yaşananlardan Türkiye’yi sorumlu görenlerin sayısı artıyor.

Türkiye’den uzaklaşma eğilimi hissediliyor.

ABD, Suudi Arabistan, BAE, … pusuda.

Hem Suriye’yi bölmeye çalışıyorlar.

Hem de Suriye’yi bölge ülkelerinden koparmak için;

Her olanağı değerlendiriyorlar.

Türkiye-Suriye gerilimini fırsata çevirme gayretindeler.

Arap Birliği’ni de bu plan için kullanıyorlar.

BÜYÜK DEVLET GİBİ DAVRANALIM

2011 öncesi Suriye ile can ciğerdik.

Davutoğlu’nun “stratejik derinliği” her şeyi mahvetti.

ABD’nin kuyruğuna takıldık.

Sonuç ortada.

Hatadan döndük.

Ama şimdi de “ABD’nin İdlib tuzağı” ile karşı karşıyayız.

İçimizde Suriye düşmanlığını körükleyenler;

Şam’a gitmekten söz edenler;

“Esad’ı devirme” planları yapanlar;

Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmiyor.

Suriye’yi kaybetmemiz kime yarar?

Türkiye büyük devlet.

Büyük ve uzun vadeli düşünmeli.

Adım atarken birkaç adım sonrasını hesaplamalı.

“Suriye’yi kazanmak” diye bir sorunumuz da var.

“Devlet aklı” hakim olmalı.

***

1 MART ‘HAYIR’ BULUŞMASI

Pazar günü 1 Mart Tezkeresinin reddinin yıldönümüydü.

Fazla yazılıp çizilmedi.

Oysa ki bugünler için anlamlıydı.

Tezkereye “Hayır” oyu veren 22. Dönem CHP milletvekilleri 1 Mart günü toplanarak o günü anıyorlar.

Geleneksel hale getirdiler.

YCHP’DEN KİMSE YOKTU

1 Mart Pazar günü yine Anadolu Kulübünde buluştular.

Önder Sav, Onur Öymen, Kemal Anadol, Zekeriya Akıncı, Mustafa Gazalcı, Algan Hacaloğlu, Mustafa Özyürek, …

CHP yönetimi ve mevcut milletvekillerinden kimse yoktu.

Ama CHP’den ihraç edilen Yılmaz Ateş oradaydı.

SAÇLAR AĞARMIŞTI AMA GENÇTİLER

Saçlar iyice ağarmıştı, ama gençtiler.

O günkü kadar heyecanlıydılar.

Muhalefette olmalarına, sayılarının azlığına rağmen;

Ak Parti milletvekillerini de etkileyerek;

Tezkerenin reddinin gerçekleştirilmesine vurgu yaptılar.

“Hayır” oyu vermenin onurunu taşıyorlardı.

YA 1 MART TEZKERESİ GEÇSEYDİ

Onur Öymen bir konuşma yaptı.

Amerikalıların, “ABD için iyi olan Türkiye için de iyidir” dayatmasını anlattı.

Ya 1 Mart Tezkeresi geçseydi!

Neler olacağını sıraladı.

Gelen ABD askerleri Türkiye’de kalacaktı.

Hem de en hassas bölgemiz Güneydoğu’da.  

Japonya, G. Kore, Almanya örneklerini verdi.

Anlaşmalarda kurulan tuzakları;

Yöneticilerin gafletlerini aktardı.

“O gün tezkere geçseydi sonuç felaket olacaktı” dedi.

Haksız mı?

AYDINLIK

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın