Rasthaber – Arabistan güvenlik teşkilatı Salı günü yaptığı açıklamada bu ülkenin doğusunda yer alan Katif eyaletinin Şia vatandaşı Abdullah Mirza Kallaf’i terörist ilan ederek, Kallaf’ın güvenlik operasyonu sırasında öldürüldüğünü belirtti.
Aslında Suud rejimi bu ülkede yaşayan Şia Müslümanlara karşı çılgın bir davranış sergilemeye başladığı gözleniyor. Arabistan’ın 30 milyonluk nüfusunun en az %10 kadarını Şia Müslümanlar oluşturuyor. Ancak buna karşın bu ülkede Şia vatandaşlar için ehli sünnet vatandaşlara tanınan vatandaşlık hakları asla tanınmadığı ve bu insanların sürekli ikinci sınıf vatandaşlar olarak telakki edildiği anlaşılıyor.
Öte yandan Arabistan’da Muhammed bin Salman’ın bu ülkenin iktidarını ele almasından sonra Arabistanlı Şia Müslümanların durumu daha da vahim hale geldi. Bölgede İran İslam Cumhuriyeti nizamının bölgesel gücünün sürekli gelişmesinden çılgın bir şekilde panikleyen Muhammed bin Salman bu yüzden Arabistan’ın Şia vatandaşlarını İran İslam Cumhuriyeti için casusluk yaftası ile suçluyor ve bunu gerekçe göstererek Arabistan’da yaşayan ve bu ülke nüfusunun yüzde 10 kadarını oluşturan Şia Müslümanlarını en şiddetli biçimde bastırıyor.
Arabistan’ın yeni veliaht prensi Muhammed bin Salman, nüfusunun önemli bir bölümünü Şia Müslümanların oluşturduğu bu ülkenin doğusunda yaşam kalitesini iyileştirme bahanesi ile bu bölgede kentsel dokuları tahrip etmeye çalışıyor. Ancak Arabistan’ın başta Katif eyaleti olmak üzere doğusunda yer alan kentlerde vatandaşların evlerinin tahrip edilmesi onları bu bölgelerden göç etmeye zorluyor.
Almanya dış ilişkiler konseyinin Ortadoğu meseleleri uzmanı Sebastian Sunz, Riyad yönetiminin gerçekte vatandaşlarının yaşam seviyesini geliştirmek üzere altyapıların iyileştirmek istediğinden ciddi kuşku duyduğunu belirterek şöyle diyor: Bu proje daha çok zorunlu göç projesine benziyor. Suud hanedanı bu bölgelerde yaşayan Şia azınlığı yok etmeye ve onların kültürünü tahrip ederek silmeye çalışıyor.
Öte yandan bölgede bazı vatandaşların yaşadıkları evlerin yıkımına ve Arabistan’ın doğusunda yer alan kentsel alanların yok edilmesine karşı çıkması söz konusu vatandaşların güvenlik güçleri ile çatışmasına yol açtığı ve çatışmalarda bazı vatandaşların hayatını kaybettiği veya yaralandığı ve Abdullah Mirza Kallaf’in katledilmesini de bu çerçevede değerlendirmek gerektiği anlaşılıyor.
Gerçekte Suud rejimi katlettikleri veya tutukladığı vatandaşlara terörist yaftasını iliştirmekle işlediği cinayetleri haklı göstermeye çalışıyor. Oysa gerçekte Arabistan rejiminin terör faaliyetlerinden hiç bir somut tanımı bulunmuyor ve Suud hanedanı da tanım ve kavram ve mısdak bakımlarından var olan bu boşluktan nemalanarak kim bu aşiret rejiminin cinayetlerine ve haksızlıklarına tepki gösterirse veya vatandaşların en ilkel haklarını savunacak olursa hemen terör yaftası ile damgalıyor.
Aslında Suud rejiminin Arabistan’ın doğusunda yaşayan Şia Müslümanlara karşı düşmanlığı ve bu insanların dini ve kültürel sembollerini tahrip etmesi ve özellikle bu bölgelerin nüfus dokusunu Şia Müslümanları başka bölgelere zorla göç ettirerek değiştirmeye çalışması, bu kesime karşı kin ve nefretinin işaretidir ve kentsel dokuları iyileştirmek veya yaşam kalitesini yükseltmek gibi iddialar birer bahanedir.
Bu doğrultuda "İslami Ütopya: Arabistan’da reform kuruntusu" başlıklı kitabın yazarı ve Oxford üniversitesi öğretim üyesi Nerdro Hamond şöyle diyor: Şia azınlığını terörist ilan etmek, bu vatandaşlara yönelik tutumun en kötü biçimidir ve bu düşünce, Suud hanedanının Şia Müslümanların hakkında nefret saçan ve vahabilerin desteği ile yürütülen propagandaların doğrudan
sonucudur.
Her halükarda Suud rejiminin kendi vatandaşlarına yönelik bu tür hareketlerini değerlendiren insan hakları aktivistleri, Suud hanedanı Şia Müslümanların merkezinde yer aldığı kendi halkına karşı bir savaş başlattığını belirtiyor.
