özellikle Türkiye Başsavcılığı’nın Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018’de
İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülmesiyle ilgili şüphelilerin
yargılanmasını askıya almasının ardından birçok tepki geldi.
Bu krizdeki yeni gelişmeler, “İsrail”in sonraki
aşamalarda uzlaşma sürecini hızlandırmasının önünü açabilir ve bölgenin
istikrarını tehlikeye atabilir.
Bölge uzmanları, Ishak Herzog’un Ankara ziyaretinden bu yana
iki tarafın daha da yakınlaştığını teyid ediyor.
Bu, bir yanda Riyad-Ankara ilişkilerinin yeniden başlamasına
ilişkin yazılı olmayan ve muğlak bir senaryonun, diğer yanda ise Mossad’ın
bölgeye yönelik plan ve komplolarının yeni bir tablosunun ortaya çıktığını
gösteriyor.
Gözlemciler ayrıca bu gelişmelerin Siyonist rejimin siyasi
durumu, özellikle Filistin ve İran’ın nükleer programı ve uzlaşma süreci
konusunda yansımalarının olacağına inanıyorlar.
Tel Aviv’in istikrar
ve güvenliği tehdit etmek için bölge ülkelerine karşı ırkçı ve mezhepçi
düşünceye dayanan planları var.
Siyasi analistler, Siyonist rejimin İran ve Rusya üzerindeki
baskıyı artırmak için Ankara ve Riyad’ı bir araya getirmeye çalıştığına
inanıyor.
Diğerleri, rejimin
İran’ın nükleer programından korktuğuna ve bu nedenle muhalif ülkeleri birleştirmeye
çalıştığına inanıyor.
Dolayısıyla tüm bu değişiklik ve gelişmelerin, herkes
tarafından kınanmış insanlık dışı bir olayı görmezden gelmeyi amaçladığını
görüyoruz.
Bu arada Ankara, son kararı iki ülke arasındaki ilişkileri
iyileştirmek amacıyla aldığını iddia ediyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ülkesinin Suudi
Arabistan ile ilişkileri geliştirmek için önemli kararlar aldığını söyledi.
