THAAD, Patriot ve Pentagon’un Kabusu…

Amerikan yayın organı, ABD kuvvetlerinin İran’ın “Hayber-Şiken” balistik füzesine karşı koymakta zorlandığını yazdı; yetkililer mevcut savunma sistemlerinin bu füze karşısında yetersiz kaldığı konusunda uyarıyor.

Military Watch Magazine dergisi yayımladığı analizde şu ifadelere yer verdi: İran’ın orta menzilli balistik füzesi “Hayber-Şiken”, ABD liderliğinde İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlar için en önemli sınamalardan biri haline geldi. Öyle ki Amerikalı yetkililer, bu füzenin giderek gelişen performansı ve daha ileri düzeydeki kullanım yöntemlerinin, bölgedeki füze savunma çabalarını her geçen gün daha da karmaşıklaştırdığı konusunda uyarılarda bulunuyor.

Raporlar, Amerikalı yetkililerin endişelerinin sadece füzenin kendisinden değil, aynı zamanda kullanım şeklinden de kaynaklandığını ve bu kaygının belirgin biçimde arttığını gösteriyor. İran güçleri, füzeleri öngörülebilir rotalarda fırlatmak yerine; savunma sistemlerinin tepki vermesini zorlaştırmak amacıyla farklı uçuş rotaları, değişken hızlar, atmosfere giriş aşamasında manevra yapabilen harp başlıkları ve koordineli insansız hava aracı (İHA) saldırılarının kombinasyonunu giderek daha sık kullanıyor. Bu taktikler, ABD ve müttefiklerinin füze savunma sistemlerini çok daha yüksek sayıda pahalı önleme füzesi harcamaya zorlarken, başarılı bir önleme olasılığını da düşürüyor.

“Hayber-Şiken” füzesinin manevra kabiliyetine sahip burun/harp başlığı kısmı özel bir dikkat çekiyor. Uçuşun son aşamasında nispeten öngörülebilir hatları takip eden geleneksel balistik füzelerin aksine bu füze, uçuşun son safhalarında rotasını düzeltebilme yeteneğine sahiptir; bu da mevcut füze savunma sistemlerinin etkinliğini azaltmaktadır. Füze, atmosfere yeniden girerken hipersonik hızlarda hareket etmekte ve sonuç olarak savunma sistemlerine önleme için son derece kısıtlı bir zaman bırakmaktadır. Bu esnada önleme sistemleri, füzenin son andaki keskin manevralarıyla da mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Füzenin tasarım kökenlerinin, İran’ın 2000’li yıllarda Kuzey Kore’den temin ettiği Hwasong-10 balistik füzelerine dayandığı ve Kuzey Kore’den yapılan teknoloji transferinin o tarihten bu yana İran füze sanayisinin hızlı modernizasyonunu desteklemede önemli bir rol oynadığı belirtilmektedir.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri’ni teçhiz etmek amacıyla geliştirilen “Hayber-Şiken”, yaklaşık 1.450 kilometre mesafeye kadar olan hedefleri vurma kapasitesine sahip, katı yakıtlı bir orta menzilli balistik füzedir. Sıvı yakıt kullanan İran’ın daha eski balistik füzelerinin aksine, katı yakıtlı tasarım fırlatmaya hazırlık süresini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Bu durum önleyici saldırılara karşı hassasiyeti/zafiyeti azaltmakta ve fırlatıcıların ateşlemeden hemen sonra yer değiştirmesine imkan tanımaktadır. Karayolu mobil özelliğine sahip olan ve hareketli rampalardan fırlatılabilen füzenin bu özelliği, sabit sistemlere kıyasla hayatta kalma kabiliyetini katbekat artırmaktadır.

İran’ın füze saldırılarının karmaşıklaşması, ABD kuvvetlerinin halihazırda önleme füzesi stokları konusunda tırmanan bir endişeyle karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. ABD Kara ve Deniz Kuvvetleri’nin füze savunma operasyonları; karada konuşlu THAAD ve Patriot sistemleri ile SM-3 ve SM-6 önleme füzeleriyle donatılmış Aegis kruvazör/mühriplerine yoğun bir şekilde dayanmaktadır. İran’ın füze saldırılarına karşı koymak için girilen tekrarlayan çatışmalar, bu önleme füzelerinin stoklarını kademeli olarak tüketmiş ve Pentagon’da, savaşın mevcut yoğunlukta devam etmesi halinde bu sürecin uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda derin endişeler yaratmıştır. Amerikalı askeri planlamacıların İran’ın füze gücünün büyük bölümünü karada imha etmeyi hedeflediği düşünülüyordu; ancak kapsamlı yeraltı tahkimatları ve İran’ın füze üslerini hızla yeniden inşa etme konusundaki kanıtlanmış kabiliyeti nedeniyle bu hedefe ulaşılamaması, Tahran’ın misilleme kapasitesini korumasını sağlamıştır.

İleri düzey kabiliyetlerine rağmen, “Hayber-Şiken” füzesinin nispeten düşük üretim maliyeti de Tahran için önemli bir stratejik avantaj sağlamaktadır. Analistler, her bir “Hayber-Şekan” füzesinin üretim maliyetinin, onu imha etmek için gereken önleme füzelerinin maliyetinin yalnızca küçük bir kısmı kadar olduğunu belirtmektedir. Bu durum, özellikle füzelerin doyurma (saturasyon) saldırısı amacıyla yoğun dalgalar halinde fırlatıldığı senaryolarda İran lehine oldukça avantajlı bir maliyet-fayda oranı yaratmaktadır.

Başarısız saldırılar dahi sadece önleme füzelerinin tüketilmesi yoluyla savunma kuvvetlerine ağır finansal maliyetler yükleyebilmektedir. Bu tablo, üretim maliyetinin çok daha yüksek olduğu tahmin edilen daha gelişmiş füzelerin geliştirilmesiyle birlikte okunmalıdır; bunlardan biri de hipersonik süzülme aracına (HGV) sahip olan ve önlenmesi neredeyse imkansız olarak tanımlanan, yüksek öncelikli hedeflere karşı kullanılabilecek Fettah-2 füzesidir.

İsrail gazetesi Haaretz, Mart ayında İsrail’e doğru fırlatılan her 10 İran füzesinden 8’inin hedeflerine isabet ettiğini doğruladı; bu açıklama, İsrail ve ABD füze savunma sistemlerinin başarısızlığına ilişkin artan raporların ve görsellerin ardından geldi. Raporda ayrıca, hava savunma sistemleri üzerindeki baskının artmasıyla birlikte İran füze saldırılarının başarı oranının yükselmeye devam ettiği eklendi.

Füze saldırılarının etkinliğinin artmasındaki en önemli faktörlerden biri olarak, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından milyarlarca dolar değerindeki birkaç kritik hava savunma radar sisteminin imha edilmesi gösterilmektedir; bunlar arasında Katar’daki AN/FPS-132 radarı ile Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki adet AN/TPY-2 radarı yer almaktadır. Bu saldırılar, ABD ve İsrail hava savunma ağının durum farkındalığını sınırlandırmış ve her ikisini de gemilerde konuşlu radarlara ve Türkiye’deki AN/TPY-2 radar istasyonuna daha fazla bağımlı hale getirmiştir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın