Petrol, Silah, Özerklik

GİRİŞ: 24.02.2025 12:50      GÜNCELLEME: 24.02.2025 12:50

Rasthaber -  ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye politikası, daha doğrusu Suriye’den ABD askeri çekip çekmeyeceği konusu hâlâ belirsizliğini koruyor. Trump‘ın söylediklerine bakılırsa ABD askerleri çekilebilir ama Trump’ın İsrail’in güvenliğini esas alan Ortadoğu politikası buna ne oranda geçit verir, tartışmalı... 

Zira Tel Aviv, İsrail’in güvenliği konusunu jeopolitik düzlemde, diğer faktörlere ek olarak Suriye’de Kürt ve Dürzi özerk bölgelerin kurulmasına da dayandırıyor. Dolayısıyla ABD ve İsrail açısından Ortadoğu’da “Kürt özerk bölgeleri” oluşturulması hâlâ stratejik hedef olarak duruyor. 

HTŞ’NİN BOYUNU AŞAN PROBLEM

Ankara’nın ABD’den beklentisi Suriye’den çekilmesi ve PYD’ye desteğini kesmesi, HTŞ’den beklentisi ise PYD’yi silahsızlandırması... 

Evet, HTŞ bu yönde bazı müzakere girişimlerde bulundu ama sorunu çözebilecek dayanakları zayıf. Çünkü: 

1) ABD HTŞ ile PYD’nin uzlaşmasını istiyor. Washington bunu sağlamak için de “yaptırımları aşamalı olarak kaldırma” taktiğini kullanıyor. Ahmet eş Şara’nın Suriye’yi yönetebilmesi ve geçici yöntimini kalıcı hale getirebilmesi, yaptırımların kalkmasına ve alacağı ekonomik desteğe bağlı. Bu da eş Şara’yı Ankara ile Washington’un talepleri arasında bir denge gözetmeye zorluyor. 

2) HTŞ’nin PYD’yi zor yoluyla teslim alabilmesi askeri uzmanlara göre pek olası görünmüyor. Çünkü Suriye ordusunun askeri kapasitesi, HTŞ’nin Şam’a yürüyebilmesini kolaylaştırması için bizzat İsrail tarafından tahrip edilmişti. Yani HTŞ’nin ve yeni Suriye ordusunun elinde ABD tarafından eğitilip donatılmış 80 bin kişilik PYD gücünü yenebilecek kuvvet yok. Türkiye’nin açık desteği ise Ankara’nın “Trump’la beyaz sayfa” beklentisini torpilleme olasılığı taşıyor. 

3) ABD’nin Gazze planı baskısı altındaki Arapların ise Suriye’deki PYD özerkliğine karşı konumlanabilmesi çok etkili olabilecek gibi görünmüyor. 

ŞAM VE ‘ÖZERK YÖNETİM’İN PETROL ANLAŞMASI

Tersine, bölgede PYD’nin lehine önemli gelişmeler yaşanıyor. Bunların başında da petrol anlaşması geliyor. 

Suriye Petrol Bakanlığı Sözcüsü Ahmet Süleyman, PYD ile petrol satışı anlaşması yaptıklarını duyurdu: “Özerk Yönetim ile Suriye hükümeti arasında petrol konusunda bir anlaşma sağlandı. Suriye hükümeti, ‘Özerk Yönetim’den günlük 15 bin varil petrol alacak. Petrol, Haseke ve Deyrezor bölgelerinden tankerlerle Humus ve Banyas rafinelerine taşınacak” (Rudaw, 22.2.2025). 

Şam’ın “Özerk Yönetim” ile bir petrol anlaşması yapmış olması, en azından şu aşamada HTŞ’nin PYD özerkliğini fiilen kabul ettiği anlamına gelmektedir. 

FİİLİ ÖZERKLİK DURUMU

ABD’nin Irak’ta özerk bir Kürt bölgesi oluşturması yöntemi ile Suriye’de özerk bir Kürt bölgesi oluşturmaya çalışması yöntemi arasındaki önemli bir paralellik olan petrol konusu, özerkliğin çok önemli bir dayanağı durumunda. 

Bir diğer dayanak ise ABD silahlarıdır elbette. 

Ankara HTŞ’den PYD’nin elindeki silahları toplamasını istiyor. O silahlar her ne kadar sanki çoğunluğu Rus silahıymış gibi Türkiye’de propaganda edilse de esas olarak ABD silahlarıdır ve ABD, kendi silahlarının toplanarak Suriye ordusunun envanterine konulmasını özerklik konusunda taviz koparmadan kabul edecek gibi görünmüyor. 

Silahlı ordusu olan ve petrolü merkezi hükümete satan bir kuvvet, zaten fiilen özerktir. Konu artık bu fiili durumun anayasallık kazanıp kazanmayacağı noktasındadır. 

İKTİDARIN OYUN PLANI

Kısacası Ankara açısından sorunun çözümü sadece zor kullanmaya dayanmaktadır ve bu da ABD’yle ipleri koparma kararlılığı gerektirmektedir. Ne yazık ki Ankara zoru Rusya ve İran’la işbirliği temelinde daha kolay bir şekilde kullanabilme şansını, HTŞ’nin Esad’ı devirmesine destek vererek kaçırmış oldu. 

İktidar bu nedenle, Trump’ın çok boyutlu yeni politikalarında kolaylaştırıcı bir rol oynama üzerinden ve açılımı da kullanarak yeni çözümler aramaktadır. Ancak bu da Türkiye’nin ulusal çıkarlarından büyük taviz olasılığı taşımaktadır.

cumhuriyet

 

YORUMLAR

Haci Bayazit 1 ay önce
Alemlerin sahibi Allah(c.c) mülkünde tesadüfen birşey yaratmaz. Bu alemde gelişen her gelişme hesabın görülüp Hak’kın, Helalin, Mazlumun onurlanıp, Batılın, haramın, zalimin kısasa kısas cezalanması için alemlerin emniyeti islamın Allah(c.c)ın emri Peygamber efendimizin İmam Ali(a.s)ı Vasi/Velayeti ilanı ile alemlerin emniyeti islamın kemale erip sağlam kulpa bağlandığı bundan dolayı Allah(c.c)ın kulları üzerinde nimetini tamamladığı Gadiri Hum’da İmam Ali(a.s)a biat eden Hak taraf olanlar üzerinden veya Gadiri Hum’da verdikleri Biati Sakife’de Bozup gerisin geri atalarının sünnü maskeli süfyani batıl taraf üzerinden gerçekleşir; Gayri İslami alem bilerek veya bilmeden siyasi ve maddi beklentisi ile iki hal/yoldan birine meyleder, ancak batıl insanları islamdan sapıtan şeytanın 20 civarında yardımcısı süfyani kaybeden taraf olur. Bütün atlantik cephesi AB’den ABD’ye Azarbaycan dan Siyonist işgalci İsraile kadar ana üssü Türkiye çatı örgütü akp rejimin tahakkümü altındadır. Devletlerin sosyal ve iktisadi hazinesi dinin ve neslin güvencesi Nesil’dir; yer altı ve üstü kaynakları değildir. Atlantik cephesi şöyle bir arkasına geriye bakar ise devamlı kayıp eden taraf olduğunu zenginliğünin aldatmadan başka bir şey olmafığını anlar; süfyanin gücü bundan; ama örümcek ağından daha zayıftır. Türkiye de eğer muhalifet süfyani akp rejiminin nasıl 22 yıldır hükümet olduğunu çözüp devlet den uzakşaştıramaz ise islamın en büyük düşmanı siyasal siyonist akp rejim siyonist İsrail safına sürüklenecek; böylece kıyamete kadar islam düşmanı siyonist siyasi islamcılar ile siyonist türkçüler bir daha alemlerin emniyeti islamı siyasi ve maddi hesabına alet edememeyecek ateşe cehenneme süremeyecek; Allah’ın izni ve yardımı feraset sahibi dinin beli ve omurgası maneviyat ehllerince.

REKLAM