İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “ABD’nin aptal ve illüzyonist başkanına yanıtı, önümüzdeki saatlerde Cumhurbaşkanımız verecektir” dedi.
- Kutsal Savunma; İran’ın Toprak Kaybetmediği İlk Savaş
- İslam Devrimi Ulusal Siyaseti, Kutsal Savunma İse Ulusal Gücü İnşa Etti
- İran’ın Füze ve İHA Kapasitesinin Temeli Kutsal Savunma Döneminde Atıldı
- Trump’ın Açıklamalarına Yanıt Önümüzdeki Saatlerde Verilecek
- Trump’ın BM Genel Kurulu Konuşması Tarihi Bir Hataydı
- Trump BM’de Kendi İcraatlarını Savunmaya Çalıştı
- Trump’ın Barış İddiaları ABD’nin Eylemleriyle Çelişiyor
- İran Devrimden Bu Yana Hiçbir Ülkeye Saldırmamıştır
- Trump ve Netanyahu Bölgedeki En Şiddetli Terörizmi Yaratmıştır
- Trump’ın BM Konuşması Bir Sanığın Savunmasıydı
- Trump İran’daki İlan Edilmiş Hedeflerine Ulaşamadı
- Dünya İran Milletinin Medeni ve Direnişçi Olduğunu Kabul Etti
- İran’ın Savaştaki Başarı Listesi Kabarıktır
- Trump’ın BM Konuşması İran’ın Önemini ve Gücünü Gösterdi
- Trump Politikalarının ABD’ye Maliyeti Arttı
- Savaş, ABD Ekonomisini ve Askeri Gücünü Baskı Altına Aldı
- ABD Medyası Yenilginin Boyutu Nedeniyle Trump’ın Resmi Anlatısını Kabul Etmedi
- İran’ın İlerlemeleri Dünyayı Şaşkına Çevirdi
- ABD’nin Bölgedeki Askeri Altyapısı Ciddi Hasar Gördü
- George Washington Uçak Gemisi Hedef Alındı
- Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri’nin İran’ın Zaferlerine Atıfları
- Tümgeneral Rızai: “Eski Diplomasiye Dönmeyeceğiz”
- Tümgeneral Rızai: “İran’ın Üç Değil, Yedi Şartı Var”
- İran’ın Şartları Uygulanana Kadar Ne Hürmüz Boğazı Açılacak Ne De Müzakere Yapılacak
- Boğazların Kapanmasına Zemin Hazırlayan ABD’nin Kendisidir
- Yemenliler Bağımsız Hareket Etmiştir / Yemen-Suudi Savaşında Değiliz
- İran’ın Yeni Diplomasisi Geçmişe Dönmeyecek
- Tümgeneral Rızai: Yeni Diplomasideki Garanti Hürmüz Boğazı’dır
İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, bugün öğleden sonra Sima Haber Kanalı’nın “Özel Haber Söyleşisi” programına katıldı. İran milletinin, aziz şehit ailelerinin, gazilerin, Kutsal Savunma dönemi savaşçılarının ve ülkenin bugünkü savaşçılarının Kutsal Savunma Haftası’nı tebrik eden Rızai, Kutsal Savunma’yı İran tarihinin en önemli ve kader belirleyici olaylarından biri olarak nitelendirdi.
Tümgeneral Rızai şunları söyledi: “Kutsal Savunma Haftası’nı İran İslam milletinin şerefli ve aziz halkına; özellikle de aziz şehitlerimizin ailelerine, gazilerimize, sekiz yıllık Kutsal Savunma’nın yiğit savaşçılarına, bugünün savaşçılarına ve uluslararası güçlerin Saddam eliyle İran’a yönelik koordineli saldırısının yaşandığı o zor günlerde ülkeyi canı pahasına savunan herkese tebrik ediyorum.”
Rızai sözlerine şöyle devam etti: “Düşman, İran’ın beş eyaletine saldırdı; onlarca şehri ve yüzlerce köyü işgal etti, İran sınırlarının 13 bin 400 kilometreden fazlasını ihlal etti ve binlerce tank, zırhlı personel taşıyıcı, top ve uçakla ülkemize saldırdı; buna rağmen İran milleti bu imtihanda parıldamasını bildi.”
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, okullarda yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına da değinerek, “Bu söyleşinin gerçekleştiği bugün, okulların açılmasına ve İslam Devrimi’nin fidanları olan gençlerimizin okullara dönüşüne denk gelmektedir; ülke okullarında şehit öğrencilerin yeri boş durmaktadır” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Aramızdan kanat çırpıp göklere yükselen ve mazlumiyetleriyle İran milletinin kahraman ve mazlum çehresini dünyaya gösteren o ilahi meleklerin anısını saygıyla yad ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Kutsal Savunma; İran’ın Toprak Kaybetmediği İlk Savaş
Kutsal Savunma’yı İran tarihinde çok önemli bir olay olarak tanımlayan Rızai, “Belki de İran’ın sürekli yenildiği ve topraklarını kaybettiği 200 yıllık kesintisiz savaşların ardından Kutsal Savunma’nın, ülkemizin tek bir karış toprağının dahi kaybedilmediği ilk savaş olduğu söylenebilir” dedi.
Tümgeneral Rızai şunları ekledi: “Bu durum sadece İslam Devrimi dönemiyle sınırlı değildir; son 200 ila 250 yıl boyunca, Kaçar ve Pehlevi dönemlerinde yaşanan her savaşta, istisnasız bir şekilde İran yenilgiye uğramıştı.”
Rızai, “Kutsal Savunma, İran milletinin güçle direndiği, bayrağını gönderde tuttuğu ve işgal edilen tüm toprakları düşmandan kurtardığı ilk savaş oldu” vurgusunu yaptı.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Bu doğrultuda Kutsal Savunma, İran tarihinde son derece önemli, tarih yazan ve kader belirleyen bir olaydır” dedi.
İslam Devrimi Ulusal Siyaseti, Kutsal Savunma İse Ulusal Gücü İnşa Etti
İslam Devrimi ile Kutsal Savunma’nın kazandırdığı başarılar arasındaki farka değinen Tümgeneral Rızai, “İslam Devrimi’nde ulusal siyasetin temelini atabildik; yani İran, iç ve dış siyasete kavuştu, hükümet sahibi oldu, ulus-devlet kuruldu, İslam Cumhuriyeti şekillendi ve anayasa hazırlandı” dedi.
“Bunlar 22 Behman’daki İslam Devrimi’nin sonuçlarıydı; ancak Kutsal Savunma’da kendi ulusal gücümüzün ve otoritemizin temelini attık” diyen Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, sözlerini şöyle sürdürdü: “İran’a dayatılan savaş sürecinde devrimci bir savunma anlayışı şekillendi; devrimci savaşın yeni ilke, kural ve modelleri elde edildi.”
Rızai, “Silahlı kuvvetlerin örgütsel yapısı şekillendi, Devrim Muhafızları’nın üç ana kuvveti kuruldu ve halk tugayları ile tümenleri meydana getirildi” dedi.
İran’ın Füze ve İHA Kapasitesinin Temeli Kutsal Savunma Döneminde Atıldı
Ülkenin savunma kapasitelerinin dayatılan savaş döneminde oluştuğuna dikkat çeken Tümgeneral Rızai, “İran’ın ilk füzeleri Kutsal Savunma döneminde üretildi ve ülkenin ilk İHA’ları da sekiz yıllık Kutsal Savunma sürecinde, özellikle de savaşın son yıllarında ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
Tümgeneral Rızai, “İran’ın ilk füzeleri Kuzey Kore’den temin edildi, bir kısmı da Libya’dan alındı; ancak savaşın sonlarına doğru ülke içinde 70 ila 100 kilometre menzilli füzeler üretilip kullanılmaya başlandı” dedi.
Rızai, “Diğer füzelerin kullanımının yanı sıra askeri sanayi, İHA sanayisi, füze sanayisi, tank üretimi ve helikopter üretiminin temelleri Kutsal Savunma döneminde atıldı” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Kutsal Savunma Haftası, ulusal güce dönüşün ve kutsal İran İslam topraklarını korumanın kutlandığı haftadır; bu vesileyle tüm İran milletini tebrik ediyoruz” dedi.
Trump’ın Açıklamalarına Yanıt Önümüzdeki Saatlerde Verilecek
Açıklamalarına Kutsal Savunma sonrasındaki gelişmelere değinerek devam eden Tümgeneral Rızai, “Kutsal Savunma’da şekillenen ulusal güç, Üçüncü Dayatılan Savaş’ta da farklı bir biçimde kendini gösterdi; İran halkı bir kez daha toprağını, egemenliğini ve vatanını savunma kararlılığını sergiledi ve bu süreç halen devam etmektedir” dedi.
ABD Başkanı’nın son söylemlerine işaret eden Rızai, “Savaş günlerinde, savaşı takip eden hafta ve aylarda ve özellikle de ABD Başkanı’nın son retoriğinde, ABD’nin performansı ve iddia edilen zaferleri hakkında bazı konular ortaya atılmıştır; oysa gerçekler bu anlatıdan farklıdır” şeklinde konuştu.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “ABD Başkanı Trump’ın açıklamalarına ilk yanıtlar, önümüzdeki saatlerde İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından verilecektir” dedi.
Trump’ın BM Genel Kurulu Konuşması Tarihi Bir Hataydı
Trump’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasına değinen Rızai, “Trump’ın tarihteki en büyük hatalarından biri BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasıydı; çünkü bu konuşmasında kendi performansını savunma pozisyonuna düştü” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Trump’ın konuşmasının büyük bir kısmı İran konusuna ayrılmıştı. Cumhurbaşkanları genellikle konuşmalarında beş veya altı konuyu dile getirir ve belki İran hakkında da bir iki cümle kurarlar; ancak bu konuşmada İran üzerine bu derece yoğunlaşılması dikkat çekicidir” ifadelerini kullandı.
Rızai şöyle devam etti: “Bu durum, İran’ın ABD hükümetinin siyasetinin ve icraatının ana meselelerinden biri haline geldiğini göstermektedir. ABD’nin İran’a yönelik politikaları başarılı olsaydı, konuşmanın bu kadar büyük bir bölümünü İran’a ayırmaya gerek kalmazdı.”
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Trump’ın konuşmasının odağında İran’ın olması, İran’ın ABD hükümetinin en önemli siyasi meselelerinden biri haline geldiğini kanıtlamaktadır” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Bu durum İran’ın direnişi, İran İslam Cumhuriyeti’nin konumu ile kapasitesi ve ABD’nin İran karşısında üst üste aldığı yenilgiler olmasaydı meydana gelmezdi” diye ekledi.
Trump BM’de Kendi İcraatlarını Savunmaya Çalıştı
Trump’ın konuşmasının içeriğine değinen Rızai, “Konuşmasının önemli bir kısmı, kendi icraatlarını savunma ve dünya kamuoyunu etkileme çabası niteliğindeydi” dedi.
Tümgeneral Rızai, Trump’ın ABD politikalarının yoğun eleştirilere maruz kaldığını bizzat kabul ettiği bir dönemde bu savunmayı yapmak zorunda kaldığını belirtti.
ABD medya ortamına işaret eden Rızai, “ABD içinde de medya Trump’ın açıklamalarına eleştirel tepkiler verdi ve bazı durumlarda sözlerini görmezden geldi” dedi.
Rızai, “Amerikan medyası bu yaklaşımı, Trump’ın açıklamalarının Amerikan halkına daha fazla maliyet getirebileceği argümanıyla sürdürüyor” ifadelerini kullandı.
Tümgeneral Rızai bu durumu Trump’ın siyasi başarısızlığının bir göstergesi olarak değerlendirerek, “Böyle bir ortamda BM Genel Kurulu’nda dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmıştır” dedi.
Trump’ın Barış İddiaları ABD’nin Eylemleriyle Çelişiyor
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, ABD’deki iç duruma değinerek, “ABD Başkanı’nın popülaritesinin düşmesi de Trump’ın karnesinde yer almaktadır ve böyle bir ortamda dış politika anlatısını dünya kamuoyuna sunmaya çalışmaktadır” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Trump konuşmasında savaşı ‘barış’, terörizmi ise ‘güvenlik’ kılıfıyla tanımlamıştır; oysa bu anlatı ABD’nin bölgesel ve uluslararası alandaki eylemleriyle bağdaşmamaktadır” diye ekledi.
Rızai sözlerini şöyle sürdürdü: “Trump kendi başkanlığı döneminde barışı sağladığından söz ediyor; oysa aynı dönemde ABD ve Siyonist rejim Batı Asya bölgesindeki gelişmelerde doğrudan rol oynamıştır.”
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Aynı dönemde Batı Asya’daki birçok ülkeye saldırılmış, Venezuela da ABD’nin girişimlerinin hedefi olmuştur” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Ayrıca ABD başka ülkelere ait ada ve topraklar konusunda tutum sergilemiş, Basra Körfezi hakkında açıklamalarda bulunmuş, Danimarka ile gerginlik yaşamış ve Ukrayna savaşını tırmandırmıştır” ifadelerini kullandı.
İran Devrimden Bu Yana Hiçbir Ülkeye Saldırmamıştır
Açıklamalarının bu bölümünün sonunda Rızai şunları söyledi: “Tüm bu eylemlere rağmen ABD Başkanı kendisini barışsever, İran milletini ise savaş yanlısı olarak göstermeye çalışmaktadır; oysa İran İslam Cumhuriyeti, İslam Devrimi’nin başlangıcından bu yana hiçbir ülkeye saldırmamış, İran’ın askeri eylemleri her zaman ülkeyi savunma ve tecavüzle mücadele çerçevesinde gerçekleşmiştir.”
Trump ve Netanyahu Bölgedeki En Şiddetli Terörizmi Yaratmıştır
Tümgeneral Rızai, ABD Başkanı’nın terörizmle ilgili açıklamalarına değinerek, “Trump ve Netanyahu dünyadaki en şiddetli terörizm biçimini yaratmışlardır” dedi.
Rızai, “Gazze, Filistin, Lübnan ve İran’da gerçekleştirilen eylemlerde yaklaşık 25 bin çocuk katledilmiştir ve Trump ile Netanyahu bu eylemleri nedeniyle ‘dünyanın çocuk katilleri’ olarak tanınmaktadır” ifadelerini kullandı.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri sözlerine şöyle devam etti: “Bu tür eylemleri işleyenler mi teröristtir, yoksa kendisini savunan ve evlatları okullarda şehit edilen bir millet mi?”
Tümgeneral Rızai, “İran milletinin evlatları okullarda şehit edilirken İran İslam Cumhuriyeti kendisini savunmaktadır ve İran milletine terörizm ithamında bulunulamaz” dedi.
Rızai, “Bu açıklamalar gerçekte terör eylemlerini İran milletine mal etme ve savaş ile bölgesel çatışmalar sırasında sergilenen icraatları savunma çabasıdır” vurgusunu yaptı.
Trump’ın BM Konuşması Bir Sanığın Savunmasıydı
Trump’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının içeriğini değerlendiren Rızai, “Görünüşe göre Trump kendisinin suçlandığının farkına varmış ve bu nedenle dünya kamuoyu önünde bir sanığın savunmasını sunmuştur” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Bu durum, yaptıkları eylemlerin ve bunların sonuçlarının farkında olduğunu ve gelecekte hukuki ve cezai takibatlarla karşılaşabileceğini gösteriyor” diye ekledi.
Rızai, “Gelecekte uluslararası mahkemelerin ve İslam dünyası mahkemelerinin Trump ve Netanyahu’nun eylemlerini incelemesi muhtemeldir” dedi.
Trump İran’daki İlan Edilmiş Hedeflerine Ulaşamadı
Tümgeneral Rızai, Trump’ın konuşmasının bir başka bölümüne değinerek, “Trump savaşta yenilmediğini göstermeye çalışmıştır; oysa kendi ifadesiyle İranlı liderleri, komutanları ve ülkenin tesislerini hedef almıştır, ancak bu eylemler ABD’nin ilan ettiği hedeflerin gerçekleşmesini sağlamamıştır” dedi.
Rızai, “Trump ve ABD, İranlı komutanları ve liderleri hedef aldı ancak İran bugün büyük bir küresel güce dönüştü; Liderin ve komutanların şehadetine rağmen ABD’nin ilan ettiği ana hedeflerin hiçbiri gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, ABD’nin ilan ettiği hedeflerden birine işaret ederek, “Trump daha önce ABD’nin amacının İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek olduğunu açıklamıştı; ancak bugün İran İslam Cumhuriyeti kudretle ayaktadır ve Lider, komutanlar, hükümet, yargı erki ve meclis güçle faaliyet göstermekte ve ülkeyi yönetmektedir” dedi.
Tümgeneral Rızai, “ABD’nin hedefi İran İslam Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak idiyse, bu hedef gerçekleşmemiştir” vurgusunu yaptı.
İran’ı kalkınma ve ilerleme öncesi döneme döndürme iddialarına da değinen Rızai, “Dile getirilen bir diğer hedef İran’ı Taş Devri’ne döndürmekti; ancak bugün İran milleti sahada güçlü bir şekilde yer almakta ve ülke teknolojilerini geliştirmeye, kapasitesini artırmaya devam etmektedir” dedi.
Dünya İran Milletinin Medeni ve Direnişçi Olduğunu Kabul Etti
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, İran milletini medeni bir millet olarak tanımlayarak, “İran milleti medeni bir millettir ve bugün çeşitli ülkeler bu gerçeği kabul etmektedir” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Nitekim birkaç gün önce Fransa Genelkurmay Başkanı, İran milletinin ABD karşısındaki direnişinin medeni İran milletinin hiçbir şekilde ve asla teslim olmayacağını gösterdiğini beyan etti” diye ekledi.
Rızai, “Uluslararası düzeyde İran milleti hakkında ‘medeni millet’ ve ‘direnişçi millet’ gibi ifadeler giderek daha fazla kullanılmaktadır” dedi.
İran’a karşı ilan edilen diğer bir hedefe de değinen Rızai, “Önceki hedeflerine ulaşamayınca İran’ı bölme ve ülkenin petrol zengini bölgelerine yönelik eylemler yapma konusunu gündeme getirdiler; ancak bu hedef de gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.
Rızai, “Tüm bu hususlar incelendiğinde ABD’nin yenilgileri ve İran’ın zaferleri bu alanda oldukça kapsamlıdır” vurgusunu yaptı.
İran’ın Savaştaki Başarı Listesi Kabarıktır
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, bahsettiği başarıların bir kısmına değinerek, “ABD’nin yenilgilerini ve İran’ın zaferlerini eksiksiz anlatmak istersem bu konu çok detaylı olacaktır” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Sormak gerekir: İlk kez bir F-35 savaş uçağını hangi ülke hedef aldı? İlk kez bir AWACS uçağını hangi ülke vurdu? 170 ila 180’den fazla modern Amerikan İHA’sını hangi ülke düşürdü?” ifadelerini kullandı.
Rızai, “Bu maddeler İran’ın zafer listesinin sadece bir parçasıdır ve bu listede daha başka maddeler de mevcuttur” dedi.
Uluslararası düzeydeki etkilere değinen Rızai, “Hepsinden önemlisi, uluslararası bir süper güce karşı durmayı başaran ve ABD’nin önceki güç imajını değiştiren ülke hangisidir?” diye sordu.
Rızai, “Bugün artık savaştan önceki gibi ABD’den zarar verilemez bir süper güç olarak bahsedilmiyor; aksine ABD, zarar görebilir ve zayıflamış bir ülke olarak değerlendiriliyor” dedi.
Trump’ın BM Konuşması İran’ın Önemini ve Gücünü Gösterdi
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “İran’ın zaferleri ve ABD’nin yenilgileri listesi geniştir; Trump BM Genel Kurulu’nda aslında yenilmiş bir sanığın performansını savunmaktaydı” dedi.
Tümgeneral Rızai bu adımı ABD açısından yeni bir hata olarak nitelendirerek, “Bu adım gelecekte de tarihe geçecek ve dünya kamuoyu üzerinde olumlu bir etki bırakmayacaktır” dedi.
Rızai, “Trump’ın konuşması genel olarak İran’ın direnişi ve gücünün getirdiği baskılardan kendisini kurtarma çabasında olduğunu gösterdi” diye ekledi me.
Tümgeneral Rızai, “ABD Başkanı’nın konuşmasında ağırlıklı olarak İran’a odaklanması, İran’ın konumunu ve gücünü göstermiştir; sanki ABD’nin karşısında büyük bir uluslararası güç duruyor ve ABD Başkanı onun karşında kendi performansını savunuyor gibidir” dedi.
Rızai, “Trump yenilmediğini vurgulamaya çalıştı ve İran’a yönelik askeri eylemleri bir başarı gibi sunmaya kalkıştı; ancak konuşmasının odağında İran’ın olması, İran’ın büyük ve etkili bir güce dönüştüğünü ve bu gerçeğin göz ardı edilemeyeceğini gösterdi” ifadelerini kullandı.
Trump Politikalarının ABD’ye Maliyeti Arttı
Söyleşinin devamında Rızai, ABD’deki iç durum ve ülke medyasının tutumu hakkındaki bir soruya cevaben, “Seçimlerin ve ABD iç siyasi meselelerinin etkileri Trump’ın konuşmasında da görülebilir” dedi.
Trump’ın seçimlerle ilgili sözlerine değinen Rızai, “Trump kişisel olarak yeniden seçilme peşinde olmadığını, kendisi için önemli olanın Cumhuriyetçi Parti’nin zaferi olduğunu açıkladı” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Bu sözler bile seçimlerin ve ABD iç siyasi koşullarının önemini göstermektedir” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Trump’ın politikaları kişisel popülaritesinin ve partisine olan desteğin zorluklarla karşılaşmasına neden olmuş, kendisiyle aynı çizgideki siyasi akımın bir kısmı da ondan uzaklaşmıştır” dedi.
Rızai, “Sonuç olarak Trump, Cumhuriyetçi Parti ve Amerikan halkı için ağır maliyetler ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu.
Savaş, ABD Ekonomisini ve Askeri Gücünü Baskı Altına Aldı
Tümgeneral Rızai, ABD hükümetinin politikalarının ekonomik ve askeri etkilerine değinerek, “Benzin ve motorin dahil yakıt ve enerji durumu, stratejik petrol rezervleri ve ABD’nin stratejik silah rezervleri bu savaşın sonuçları çerçevesinde değerlendirilmelidir” dedi.
Rızai, “ABD daha önce Çin ve Rusya gibi güçlerle olası bir çatışma ihtimaline karşı, bu tür çatışmalarda mühimmat sıkıntısı yaşamamak adına mühimmat ve stratejik füze rezervlerini hazırlamıştı” ifadelerini kullandı.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Bu savaş, ABD’nin İran karşısında ciddi sorunlarla karşılaştığını ve iki rakip gücüyle olası bir çatışmada da ciddi zorluklarla karşılaşacağını gösterdi” dedi.
Tümgeneral Rızai, “ABD’nin füze rezervleri sorunlarla karşılaştı ve bu ülkenin kuvvetleri de zorluklarla yüzleşti” diye devam etti.
Amerikan kuvvetlerinin kayıpları konusuna da değinen Rızai, “ABD’nin kayıp miktarı tam olarak açıklanmadı ve bu konu hakkında medyada da sorular gündeme getirildi” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Washington Post ve diğer medya organları zayiat rakamları ve ABD hükümetinin bilgilendirme şekli hakkında haberler yaparak, gerçek kayıp miktarı hakkında neden kesin bilgilendirme yapılmadığı sorusuna dikkat çektiler” diye ekledi.
ABD Medyası Yenilginin Boyutu Nedeniyle Trump’ın Resmi Anlatısını Kabul Etmedi
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Amerikan medyasının tutumuna ilişkin, “ABD medyası bu yenilginin boyutlarının ve sonuçlarının çok geniş olduğu, Trump’ın icraatının ağır maliyetler yarattığı sonucuna varmıştır” dedi.
Rızai, “Bu medya organları izleyicilerini kaybetmemek için Trump’ın tüm sözlerini incelemeden ve gerçekmiş gibi izleyicilerine aktaramazlar; zira bu durum izleyici güveninin azalmasına ve medya maliyetlerinin artmasına yol açacaktır” şeklinde konuştu.
Tümgeneral Rızai, “Bu nedenle ABD medyası halka gerçeklerin bir kısmını açıklamak ve bazı durumlarda Trump’ın açıklamalarına gerekli değeri ve itibarı vermemek zorunda kalmıştır” dedi.
İran’ın İlerlemeleri Dünyayı Şaşkına Çevirdi
Söyleşinin devamında Rızai, Trump’ın ABD’nin zafer kazandığı yönündeki iddiasına ve İran’ın zaferinin nedenlerine dair soruya cevaben, “Bu husus sadece İran İslam Cumhuriyeti tarafından dile getirilmiyor; dünya uzmanlarının önemli bir kısmı da İran’ı sahanın galibi olarak görüyor” dedi.
Rızai, “Bunun sebebi, İran’ın ilerlemelerinin ve zaferlerinin dünya çapında şaşkınlık yaratacak kadar bariz ve beklenmedik olmasıdır” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Birçok kişi İran’ın ABD’nin modern uçaklarını, İHA’larını ve füzelerini hedef alıp etkisiz hale getirebileceğini tahmin etmiyordu” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Bu muharebe sırasında yakıt ikmal uçağı, F-15, F-18 ve F-16 savaş uçakları ile AWACS uçağı hedef alındı” ifadesini kullandı.
Rızai, “İran ayrıca Amerikalı subay ve askerlerin konuşlandığı üsleri ve merkezleri de vurmayı başardı” dedi.
ABD’nin Bölgedeki Askeri Altyapısı Ciddi Hasar Gördü
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, bölgedeki askeri gelişmelere değinerek, “Bu süre zarfında ABD’nin bölgedeki askeri diziliminde önemli değişiklikler meydana geldi” dedi.
Rızai, “ABD’nin Bahreyn’de bulunan ve Beşinci Donanması’nın konuşlandığı yapılanma Diego Garcia Adası’na taşındı” diye ekledi.
Rızai, “CENTCOM komutanlığı da önce Ürdün’e, ardından işgal altındaki topraklara nakledildi” ifadelerini kullandı.
Tümgeneral Rızai, “Basra Körfezi’nin güney kıyılarında ve Batı Asya bölgesinde ABD askeri altyapısını oluşturmak için milyarlarca dolar harcanmıştı; ancak bu altyapılar savaş sırasında ciddi ve esaslı hasarlar aldı” dedi.
George Washington Uçak Gemisi Hedef Alındı
ABD askeri teçhizatına yönelik operasyonlara değinen Rızai, “İlk kez füzemizi George Washington uçak gemisinin üzerinde patlatmayı başardık” dedi.
Tümgeneral Rızai, İran’ın bir Amerikan denizaltısına erişimi hakkında ise, “İlk kez bir Amerikan denizaltısını ele geçirmeyi başardık ve şu anda tersine mühendislik işlemlerini yürütüyoruz; son İki üç hafta içinde bu alanda çok iyi ilerlemeler kaydedildi” açıklamasını yaptı.
Rızai, “Bu denizaltı okyanusların 6 bin metre derinliğine inerek keşif operasyonları yürütebiliyor ve son derece gelişmiş bir teknolojiye sahip” dedi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Böyle bir denizaltının üretim maliyeti birkaç milyon dolar olabilir, ancak içinde barındırdığı teknolojinin İran için değeri 1-2 milyar dolardan fazla olabilir” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Gelecekte bazı ülkelerin bu teknolojiyi elde etmek için milyarlarca dolar ödeme teklif etmesi bile uzak bir ihtimal değildir; çünkü teknolojinin kendisi bir ürünü üretmekten daha değerlidir” diye ekledi.
Rızai, “Arkadaşlarımız, içinde saklı olan bilgiyi çıkarmak için bu denizaltının tersine mühendisliğine başladılar. Bu teknoloji çok ileri düzeydedir ve ABD’nin gelişmiş teknolojilerinin önemli bir bölümünün bu denizaltıda toplandığı söylenebilir; şu anda bunu inceliyor ve keşfediyoruz” dedi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri’nin İran’ın Zaferlerine Atıfları
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri konuşmasının bu bölümünü özetleyerek, “Tüm bu eylemler ve başarılar, İran’ın savaştaki zaferlerinin bir parçasıdır” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Eğer zaferin tanımı düşmanın askeri kapasitesine darbe vurmak, ülkenin siyasi yapısını korumak, düşmanın ilan ettiği hedeflerin gerçekleşmesini engellemek, ulusal kapasiteleri korumak ve yeni teknolojiler elde etmek ise, tüm bu hususlar İkinci ve Üçüncü Dayatılan Savaşlarda incelenebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Rızai, “Dolayısıyla sormak gerekir: Eğer bu başarı ve eylemler bütünü İran’ın zaferi sayılmıyorsa, zaferin tanımı nedir?” dedi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Özel Haber Söyleşisi’nin devamında savaş sonrası gelişmelere değinerek, “Bugün dengelerde yeni bir hareketliliğin ve dönüşümün başlangıcıdır; çok önemli bir noktada ve bir dönüşümün zirvesinde yer alıyoruz. Çünkü bugünün İran’ı, savaş öncesindeki İran değildir” dedi.
Rızai, “Bugün hiç kimse İran’a savaş öncesindeki İran gibi bakmıyor; ne coşku ve bilinç açısından, ne elde ettiğimiz güç açısından, ne de dünyayla sergilediğimiz siyasi ve insani davranışlar açısından” diye ekledi.
Tümgeneral Rızai, “Trump ve Netanyahu’nun işlediği hukuki ve yasal ihlallerin hiçbirini biz yapmadık; İran İslam Cumhuriyeti güçle, insani değerleri koruyarak siyasi, insani ve askeri ilerlemeler açısından bugün bölgede ve dünyada çok iyi bir konumda yer almaktadır” dedi.
ABD Başkanı’nın BM Genel Kurulu’ndaki son açıklamalarına değinen Rızai, “ABD Başkanı’nın son açıklamaları nedeniyle bazı medya organları yeni haberler üretebilir ve ABD rejiminin son birkaç haftadır sürekli ortaya attığı iddialara dayanarak İranlıların müzakere ve uzlaşma peşinde olduğuna, İran İslam Cumhuriyeti’nde bu yönde bir değişim yaşandığına sevinebilirler” ifadelerini kullandı.
Rızai önemle vurguladı: “Sadece dengede bir değişim yaşanmamakla kalmamış, aynı zamanda seçtiğimiz yeni diplomasiyi de gücümüz, menfaatlerimiz ve otoritemiz temelinde kararlılıkla sürdürüyoruz.”
Tümgeneral Rızai: “Eski Diplomasiye Dönmeyeceğiz”
İran’ın yeni diplomasisinin geçmişten farkını vurgulayan Tümgeneral Rızai, “Biz artık eski diplomasiye dönmeyeceğiz ve önceki şartlara geri gitmeyeceğiz. İran’ın belirli bir diplomasi yürüttüğü bir dönem vardı, ancak şu an başlattığımız diplomasi geçmişten tamamen farklıdır” dedi.
Rızai, “Bu diplomasi şu açıdan farklıdır: Artık ABD meylinde sözler vermiyoruz ve ‘bize güvenin’ demiyoruz; aksine ABD’ye ‘önce eyleme geçmelisiniz, ardından sonraki aşamalar hakkında konuşacağız’ diyoruz” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Tek başına müzakere bahsi yeter. Artık eyleme geçmeliyiz. Dolayısıyla ilk kez ‘önce bu şartları uygulamalı ve adım atmalısınız’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
Tümgeneral Rızai net bir dille şunları söyledi: “Eğer ABD İran’ın şartlarını yerine getirmezse, Hürmüz Boğazı açılmayacak ve hiçbir müzakere yapılmayacaktır. İran’ın yeni diplomasisinin geçmişle olan en ciddi farkı budur.”
Tümgeneral Rızai: “İran’ın Üç Değil, Yedi Şartı Var”
İran İslam Cumhuriyeti’nin şartlarına değinen Rızai, “Diğer bir fark şartların kendisine dayanıyor. İlan ettiğimiz yedi şart, arkadaşlarımız tarafından eksiksiz bir şekilde açıklanacaktır. Bu şartlar hem içerik hem de mahiyet bakımından geçmişten farklıdır” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Elbette bazen iki veya üç şartı dile getirebiliriz ve bazıları sevinerek ‘demek ki İran’ın üç şartı varmış’ diyebilir; oysa İran’ın yedi şartı vardır” diye ekledi.
Rızai sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerikalılar teker teker İran’ın ne söylediğini anlamaya çalışıyorlardı. Pakistanlılar geldi İran’ın şartlarını sordu, Katarlılar geldi sordu, Ummanlılar bu konuyu takip etti ve son olarak Iraklılar gelip İran’ın şartlarını sordular.”
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Amerikalılar da bize ‘neden müzakere etmiyorsunuz, neden şartlarınızı açıklamıyorsunuz’ diyorlardı; ancak bizim acelemiz yoktu” dedi.
Rızai, “Önce ülke içinde tüm değerlendirmeler yapıldı ve tam bir görüş birliğine varıldı. Ardından şartları yazılı hale getirdik. Şartlarımızın ne olduğunu netleştirmek doğal olarak iki üç gün zaman aldı” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Bugün Pakistan, Katar ve aracılar İran’ın şartlarından haberdardır. Ayrıca Sayın Arakçi ve Birleşmiş Milletler’e giden diğer yetkililer orada bu konuyu dile getirmişler ve aracılara söylediğimiz şartlar temaslarda iletilmiştir” dedi.
Rızai, “Yetkililerimiz ile ABD yetkilileri arasında mekik dokuyan aracılar bu şartları Amerikan tarafına iletmelidir. Dolayısıyla şartların değişmesi, yeni bir şartın çıkarılması veya eklenmesi gibi bir durum söz konusu değildir; konu, İran’ın şartlarının iletilmesi ve ABD’nin eyleme geçmesinin beklenmesidir” vurgusunu yaptı.
İran’ın Şartları Uygulanana Kadar Ne Hürmüz Boğazı Açılacak Ne De Müzakere Yapılacak
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri altını çizdi: “Dolayısıyla İran’ın şartları uygulanmadığı sürece ne Hürmüz Boğazı açılacak ne de ortada bir müzakere olacaktır.”
Bu politikanın mantığına değinen Rızai, “Mantığımız açıktır. Neden bu politikaya ulaştık? Neden diplomasiyi değiştirdik ve neden böyle bir tutum içine girdik? Sebebi nettir” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Önceki tüm müzakereler gösterdi ki Amerikalılar taahhütlerini ayaklar altına alan ilk taraftır ve güvenilmezdirler. Güvenilmez oldukları için garantisi olmayan aynı diplomasiyle yola devam edemeyiz” ifadelerini kullandı.
Rızai, “Allah’a şükürler olsun ki yeni bir diplomasiye başlamış bulunmaktayız” dedi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Bu yeni hamlede ABD bir süredir sürekli ‘neden müzakere etmiyorsunuz’ diye soruyor ve İranlıların müzakere peşinde olduğunu söylüyordu. Şimdi de propaganda yapıp BM’de bir şeyler olduğunu, köklü bir değişim yaşandığını ve müzakerelerin başladığını söyleyebilirler” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Hangi müzakereler? Yapılan tek şey İran’ın şartlarının iletilmesidir. ABD bu şartlara uymalıdır. Eğer uymazsa ne müzakere yapılacak ne de Hürmüz Boğazı açılacaktır” vurgusunu yaptı.
Boğazların Kapanmasına Zemin Hazırlayan ABD’nin Kendisidir
İran’ın başka boğazları da kapatma niyetinde olup olmadığına ilişkin soruya Rızai, “Boğazın kapanmasına sebep olan ABD’nin kendisidir ve bunu bizzat kendisi yapmaktadır” yanıtını verdi.
Bu konuda bir örnek veren Tümgeneral Rızai, “Örneğin ABD ülkelerin içişlerine karışır, Fas, İspanya ve Cebelitarık gibi bir meseleye müdahil olur ve ertesi gün boğaz kapanırsa, bunu İranlıların mı yaptığını söyleyeceksiniz?” dedi.
Rızai şöyle devam etti: “Eğer İspanya hükümetinin işlerine karışıyorsanız, bunu yapmayın. Siz bu eylemleri yaptığınızda insanlar öfkeleniyor ve boğazları kapatıyor; ama sonra çıkıp İranlıların deniz boğazlarını kapattığını söylüyorsunuz.”
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Bu girişimler yapılmazsa, bu tür tepkilerin zemini de oluşmaz” dedi.
Yemenliler Bağımsız Hareket Etmiştir / Yemen-Suudi Savaşında Değiliz
Yemen’deki gelişmelere değinen Rızai, “Yemenliler gerçekten bağımsız hareket etmişlerdir ve bizim dostlarımızdır. Onların cesaretini tebrik ediyorum” dedi.
Rızai, “Elbette biz Yemen ile Suudi Arabistan arasında bir savaş olmasını istemiyoruz; tavsiyemiz adil bir uzlaşmanın sağlanması ve çatışmanın sona ermesidir” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ayrıca, “Afganistan ile Pakistan arasındaki savaş da sona ermelidir. Biz savaşa karşıyız ve savaş çığırtkanlığını kabul etmiyoruz” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Devamındaki süreci belirleyecek olan İran İslam Cumhuriyeti’dir ve bu da bir şart olacaktır. Bu süreçte güven tesis edildiğini görmeliyiz” ifadelerini kullandı.
İran’ın Yeni Diplomasisi Geçmişe Dönmeyecek
İran’ın içinde bulunduğu koşullara değinen Rızai, “İran’ın girdiği bu süreçte yeni İran diplomasisi geçmişe dönmeyecektir. Diplomasi yolumuz yenidir” dedi.
Tümgeneral Rızai, “Hayaller ve rüyalar üzerinden hareket etmemeli, zaman kaybetmemeliyiz. Şartlarımızı kabul edin. Şartlarımız için bir sonraki aşama da tanımlanmıştır” vurgusunu yaptı.
Rızai, “Bir aşamada, Hürmüz Boğazı açılmadan önce şartlar yerine getirilmelidir. Ardından bir sonraki aşama netleşecektir. İran’ın şartı eksiksiz ve tek seferde uygulanmalı, ardından sonraki aşamaya geçilmelidir” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Şartlar uygulandıktan sonra İran’ın müzakereleri sadece 3 veya 4 günlük ya da 4 ila 5 günlük bir zaman diliminde yapılabilir. Bazı taraflar bir gün, 4 saat veya 8 saat süre tanımış olabilir; ancak biz şartlarımızı uygulamaları için onlara 4 ila 5 gün süre verdik” dedi.
Tümgeneral Rızai: Yeni Diplomasideki Garanti Hürmüz Boğazı’dır
Yeni diplomasi sürecindeki ikinci önemli hususun “garanti” konusu olduğunu belirten Rızai, “Bu yeni diplomasi sürecindeki ikinci nokta garantidir” dedi.
İslamabad müzakerelerine değinen Rızai, “İslamabad’da onlar deniz ablukası oluşturmuşlardı, biz de müzakerelerin başında Hürmüz Boğazı’nı kapatmıştık” dedi.
Rızai, “Ancak şimdi yeni diplomasimizde Hürmüz Boğazı adında bir aracımız var. Bu husus müzakerelerin bizzat garantisidir” diye ekledi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Dolayısıyla hem Amerikalılar adım atıp güven tesis etmeli hem de bizim garantimiz mevcuttur” vurgusunu yaptı.
Tümgeneral Rızai, “Hürmüz Boğazı bizim izzetimizdir, Hürmüz Boğazı bizim gücümüzdür ve Hürmüz Boğazı İran milletinin haklarını elde etme aracıdır” dedi.
Rızai açıklamasının bu bölümünü, “Bugün Hürmüz Boğazı, İran milletinin haklarını elde edebilmemiz için en önemli araçlarımızdan biridir” diyerek tamamladı.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Karşı taraf büyük bir iş yapmak istediğini duyurmak isteyebilir; ancak ne yapmak istediğine bakmak gerekir. Örneğin bir çöl bölgesinde bir eylem yapabilir veya gücünü göstermek için bir operasyon düzenleyebilir.”
Rızai, “Mesela çöl bölgesinde, nükleer tesislerimizden birinin üzerinde takviye amaçlı bir eylem yapabilir veya örneğin güneyden, diyelim ki 20, 30 veya 40 uçak kıyı şeridimizin birkaç noktasından geçip bunu videoya çekebilir” dedi.
Rızai, “Bu konu üzerimizde önemle durduğumuz bir husustur; zira karşı tarafın oluşturduğu tırmanmada bu tür eylemleri tolere etmeyeceğimizi, karşılık vereceğimizi ve silahlı kuvvetlerin de buna uygun adımları atacağını hissettiriyoruz” dedi.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, İran uçaklarının komşu ülkelerden uçuşu konusuna ilişkin olarak, “Komşu ülkelerin İran uçaklarının kendi hava sahalarından geçişine izin vermemesi yönündeki söylemlerle ilgili olarak, buradan tüm aziz ve komşu ülkelere bir maceraya girmemeleri çağrısında bulunuyorum” dedi.
Rızai, “Bu macera bir sonuç vermeyecek ve olayın genişlemesinden başka bir işe yaramayacaktır” diye ekledi.
Rızai, “Eğer bir ülke bizimle iş birliğine ve maceraya girerse, oradaki havalimanları da uçuş gerçekleştirebilir” dedi.
Rızai şöyle devam etti: “Şimdi bir ülke ABD ile iş birliği yapabilir, ya da bizi savunmak adına tam tersine ABD uçağını dışarı çıkarabilir, yahut tamamen tarafsız bir konumda kalabilir.”
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, “Eğer bizimle olmak istemiyorsanız bu başka bir konudur; ancak ABD’nin safında yer alır, ticari seferlerimizi engeller, turistlerimizi göndermez ve İran’a uçuşlara izin vermezseniz, bizim havalimanlarımız da bu duruma karşılık verecektir” ifadelerini kullandı.
Rızai, “Biz sizlere dostumuz, kardeşimiz ve yanımızda olduğunuzu söylüyoruz. Sizlere dürüstçe dostumuz, çalışma arkadaşımız ve kardeşimiz olduğunuzu söylüyoruz; ancak ABD’nin safında yer almamalısınız” diye ekledi.
Rızai, “Sizin ABD safında yer almanıza izin vermeyiz. İran’da uçuş yapılmaması gerektiği söyleniyorsa, orada da uçuş yapılmayacaktır” vurgusunu yaptı.
Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri komşu ülkelere seslenerek, “Maceranın önüne geçin ve savaşın yayılmasını engelleyin” dedi.
Rızai son olarak, “Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla bu maceranın da boşa çıkacağından eminiz” diyerek sözlerini tamamladı.
