Türkiye-Irak kanal projesi ve İran

KALKINMA Yolu Projesi’nin temeli, 2005 yılında Irak’ta “Kuru Kanal” adıyla yerel yönetimlerin Bağdat’a sunduğu bir teklife dayanır. 2010 yılında resmî planlara dökülmüş, ancak Irak’taki iç istikrarsızlıklar ve DEAŞ terörü sebebiyle rafa kaldırılmıştır. Aynı tarihlerde Esad’ın Türkiye’ye sunduğu Beş Deniz Beş Ülke Projesi, Mısır-Ürdün-Suriye-Türkiye-Lübnan doğal gaz hattı, Katar-Irak-İran-Suriye-Türkiye doğal gaz hattı dâhil; demokrasi, özgürlük ve adalet yalanlarıyla Arap “Kanlı Baharı”nın neden bu tarihte yürürlüğe konulduğunun önemli sebeplerinden biri de Kuru Kanal Projesi’nin gerçekleşmesini önlemekti.

Kuru Kanal yerine “Kalkınma Yolu” ismini Türkiye ve Irak koydu. Projenin teknik güzergâh ve altyapı tasarımları İtalyan mühendislik firması PEG Altyapı şirketi tarafından yürütülüyordu. Proje gündeme geldiğinde anılar depreşti. Irak’ı İskenderun Körfezi’ne (Akdeniz’e) bağlama fikri, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Orta Doğu’nun İngiltere ve Fransa tarafından manda yönetimlerine bölünmesi sürecinde ortaya atılmış çok önemli bir jeopolitik tarih gerçeğidir. Kuru Kanal veya Kalkınma Yolu Projesi ABD veya İsrail’in fikri değil; aksine onların desteklediği diğer projelere rakip olarak doğmuş, temeli Irak ve Türkiye’ye dayanan bölgesel bir girişimdir. Kalkınma Yolu Projesi, ABD ve İsrail’in Orta Doğu için kurguladığı küresel lojistik vizyonuna doğrudan alternatif ve rakiptir.

IMEC’E KARŞI TÜRKİYE-IRAK HAMLESİ

ABD, AB ve İsrail’in asıl desteklediği proje, G20 Zirvesi’nde ilan edilen IMEC (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) projesidir. IMEC rotası; Hindistan’dan çıkıp Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ı kara yoluyla geçerek İsrail’in Hayfa Limanı’na, oradan da Avrupa’ya ulaşır. ABD ve İsrail destekli IMEC, hem Türkiye’yi hem de Irak’ı tamamen devre dışı bırakmaktadır. Türkiye ve Irak ise buna hamle olarak kendi öz kaynakları ve coğrafi avantajlarıyla Kalkınma Yolu’nu masaya koymuştur. Körfez ülkeleri de bu projeye çok güçlü şekilde destek vermektedir. Nisan 2024’te Türkiye, Irak, Katar ve BAE arasında resmî dörtlü mutabakat zaptı imzalanmıştır. BAE ve Katar, projenin en büyük finansörleri ve yatırımcıları arasındadır.

Kalkınma Yolu Projesi, küresel ticaret yollarını kökten değiştirme potansiyeline sahip olduğu için ABD, İsrail ve İran üçgeninde çok boyutlu bir güç savaşına sahne olmaktadır. ABD ve İsrail, kendi planlarını (IMEC) devre dışı bırakan ve Türkiye-Irak aksını güçlendiren bu projeye mesafeli ve engelleyici bir yaklaşım sergilemekte, IMEC koridorunu dayatmaktadır. Amaçları, Çin’in bölgedeki etkisini kırmak ve Türkiye’yi bypass etmektir. Washington, Bağdat yönetimine Kalkınma Yolu Projesi’nin finansmanı ve güvenliği konusunda zorluklar çıkararak projeyi yavaşlatmaya veya yönünü değiştirmeye çalışmaktadır. İran ise Kalkınma Yolu Projesi’ne büyük bir şüphe ve stratejik bir ikilemle yaklaşmaktadır.

TAHRAN’IN STRATEJİK İKİLEMİ

Tahran, bu projeyi kendisini dışlama hamlesi olarak görmektedir. İran, yıllardır Irak’ı kendi demiryolu ağına bağlayacak Şelemçe-Basra hattı için baskı yapmaktadır. Kalkınma Yolu (Büyük Fav Limanı) devreye girdiğinde, İran’ın Suriye ve Akdeniz’e uzatmak istediği kendi koridor planları stratejik önemini kaybedecektir. İran, projeyi tamamen engelleyemese bile Irak’taki kendisine yakın Haşdi Şabi unsurları ve siyasi gruplar üzerinden projeye “ortak olmak” veya şartları kendi lehine esnetmek için pazarlık yürütebilir. Bu proje Babülmendeb, Hürmüz ve Süveyş Kanalı’na devasa bir kara ve demir yolu alternatifidir. Katar veya BAE gibi ülkeler, mallarını deniz yoluyla doğrudan Basra’daki Fav Limanı’na ulaştırabildiği için Hürmüz Boğazı’nı geçmek zorunda kalmazlar. Çin veya Hindistan’dan gelen gemilerin Fav Limanı’na ulaşması için hâlâ Hürmüz Boğazı’nı geçmesi gerekir.

HÜRMÜZ’DEN KARA KORİDORLARINA

Ancak İran ile ABD/İsrail arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski, bölge ülkelerini Kalkınma Yolu gibi alternatif kara koridorlarını (ve Türkiye’nin merkezinde olduğu Orta Koridor ile Suriye üzerinden Akdeniz’e açılan koridoru) acilen tamamlamaya itmektedir. Ancak ABD, Irak’ın petrol gelirlerini ABD Merkez Bankası (Fed) üzerinden yürütmesi ve ülkedeki dolar akışını sıkı bir şekilde denetlemesi nedeniyle Irak finansı ve ticareti üzerinde fiilî bir kontrol gücüne sahiptir. Lakin ABD’nin bu mutlak finansal kontrolüne rağmen Kalkınma Yolu Projesi’ne karşı duruşu tamamen “kara bir engel” veya “mutlak destek” değil, şarta bağlı ve faydacıdır. Hatta son dönemde Irak ile ABD arasında Kalkınma Yolu için ortak yatırım fonları kurulması gibi adımlar, Washington’un projeye tamamen kapıyı kapatmadığını, aksine kontrol altında tutmak istediğini göstermektedir.

ABD’nin Irak politikasındaki en büyük önceliği Bağdat’ın Tahran ekseninden uzaklaştırılmasıdır. Kalkınma Yolu; Irak ekonomisini çeşitlendirerek petrol dışı gelir (yıllık dört milyar dolar tahmini) yaratacak, Irak’ı İran elektrik/gaz bağımlılığından kurtaracak ve ülkeyi Batı (Türkiye/Avrupa) ile Körfez hattına entegre edecektir. Bu durum Washington’ın stratejik çıkarlarıyla birebir örtüşmektedir. Proje, ABD’nin müttefiki Türkiye’nin bölgedeki ekonomik ağırlığını artıracak bir hamledir. Rusya ve Çin’in Orta Doğu’daki nüfuz arayışlarına karşı Türkiye-Irak-Körfez ortaklığı ABD için kabul edilebilir bir “bölgesel denge” unsurudur. Irak finansını kontrol eden ABD, bu projede harcanacak milyarlarca doların ve kurulacak fonların Amerikan finansal sistemine ve şirketlerine (Alstom vb. batılı devler projede yer almaktadır) yeni kapılar açmasını istemektedir.

ABD’NİN ÇIKAR HESABI

İsrail bu oyunu askerî ve siyasi yollarla bozmak için elinden geleni yapsa da, Gazze ve Lübnan’da tırmandırdığı gerilim ve bölgesel savaş riski yüzünden yatırımcıların güvenini kaybetmiş, kendi alternatif projesini (IMEC) zora sokmuştur. İran ise bu projeden doğrudan ve dolaylı olarak çok ciddi stratejik avantajlar elde edebilir. İsrail basını (Maariv ve KAN News gibi kanallar), Türkiye ve Irak’ın Kalkınma Yolu adımlarını “İsrail’i saf dışı bırakacak hamle” olarak nitelemekte ve Tel Aviv’de büyük bir “devre dışı kalma” tedirginliği yaşanmaktadır. İsrail bu projeyi akamete uğratmak için bölgedeki en büyük kozu çatışma ortamını canlı tutmaktır. Orta Doğu’yu güvensiz liman hâline getirmektedir. Yatırımcıların ve Körfez sermayesinin korkup çekilmelerini sağlamaktır.

İRAN’IN YENİ STRATEJİSİ

Buna mukabil İran başlangıçta Kalkınma Yolu’nu kendisine rakip görse de, Ankara ve Bağdat’ın kararlı duruşu karşısında projeyi engellemek yerine içeriden eklemlenerek fayda sağlama stratejisine (“Eklenti Stratejisi”) geçmiştir. İran, Irak üzerinde kurduğu güçlü siyasi nüfuz sayesinde Kalkınma Yolu’na kendi demiryolu ağlarını entegre etmek istemektedir. Özellikle inşası süren Şelemçe-Basra demiryolu hattını Kalkınma Yolu’nun başlangıç noktası olan Basra’ya bağlayarak, kendi mallarını bu hat üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya ulaştırabilir. Kalkınma Yolu’nun Irak içindeki güzergâh güvenliği, büyük oranda İran destekli Şii milis grupların (Haşdi Şabi vb.) kontrolündeki bölgelerden geçmektedir. İran, hatların güvenliğini bir pazarlık unsuru (“havuç-sopa”) olarak kullanarak Bağdat ve Ankara’dan siyasi ve ekonomik tavizler koparabilir, hattın işletmesinde söz sahibi olabilir. Hat üzerinde kurulacak sanayi ve lojistik merkezleri, komşu İran pazarı için de ciddi bir ticaret hacmi yaratacaktır.

Çin’in Orta Doğu’daki en büyük ortaklarından biri İran’dır. İran, Kalkınma Yolu’nun Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile uyumlu hâle getirilmesini sağlayarak Pekin ile olan stratejik ortaklığını bu hat üzerinden perçinleyebilir. İsrail, projeyi “bölgeyi istikrarsızlaştırarak ve güvenlik riskleri büyüterek” sabote etmeye çalışırken; İran, Irak Hükümeti’ndeki siyasi uzantılarını kullanarak projenin dışında kalmak yerine “projeye yanal hatlarla bağlanıp pastadan pay alma” yolunu seçmelidir. Buna mukabil Türkiye, İran’ı bypass edecek veya dışlayacak söylem ve eylemlerden uzak durmalı, Kalkınma Yolu Projesi’ne İran’ın katılımını desteklemeli ve teşvik etmelidir. Birincisi ayrıştırır ve bozar, projeyi zora sokar; ikincisi yakınlaştırır ve tüm bölgeye fayda sağlar.

AYDINLIK

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın