Türkiye Ortadoğu’yu Ne Kadar Tanıyor

rasthaber

Rasthaber –Dış politikadaki başarısızlıklar, Türkiye’yi bölgesinde yalnızlaştırdı ve itibarsızlaştırdı. Bunun sadece güvenlik düzleminde, diplomatik alanda değil, ekonomik ve toplumsal alanda da maliyeti ağır. Büyük sözler etmenin, siyasal İslamcı, mezhepçi, yeni Osmanlıcı dil kullanmanın, yararı olmadı. Bu başarısızlığın nedenlerini sıralamakta yarar var.

1 – Türkiye, Ortadoğu’yu yeterince bilmiyor. Bölgeyi tanımak için din ve mezhep bağı yetmiyor. Dini eğitim almak, dindar olmak, İslamcı, muhafazakâr siyaseti benimsemek, İslam dünyasını, Ortadoğu’yu bilmek anlamına gelmiyor. AKP, Osmanlı deneyimini çok önemsiyor. Osmanlı geçmişini çok özlüyor. Osmanlı dönemine çok öykünüyor. Bunu da iç siyasette fazlasıyla ve başarıyla kullanıyor. Ancak, Arap dünyası, İslam alemi ve Ortadoğu ülkeleri, Osmanlı idaresinde yaşadıkları dönemi, AKP’nin sandığı kadar özlemiyorlar. Pek çok Arap ülkesi, özeleştiri vermek yerine, geri kalmışlıklarını Osmanlı idaresiyle açıklamak gibi, gerçekçi, bilimsel olmayan, kolaycı bir tavır içinde. AKP’de egemen olan, “Arap dünyası, İslam alemi, Osmanlı’nın dirilmesini ve bölgeyi yeniden yönetmesini istiyor” şeklindeki düşünce, hayalden ibaret. Bunu isteyen Arap ülkesi yok. Tüm dış politikayı Ortadoğu’ya endeksli, Ortadoğu odaklı yürütmek yanlış. Çünkü Ortadoğu siyaseti zordur. Sorunlar arasında öncelik sıralaması yapmak güçtür. Bir soruna taraf olunca, sonradan sıyrılamazsınız. Bir tarafla ilişkileri sürdürürken, diğer taraflarla da sürdürmek, yani taraflara eşit mesafede bulunmak, her tarafla diyalog içinde olmak gerekir.

2 – AKP, Arap milliyetçiğini tanımıyor. Araplar, kendi aralarındaki onca soruna rağmen, Türkiye söz konusu olduğunda, birbirlerini destekliyorlar. Türkiye’nin bir Arap ülkesinin içişlerine karışmasını, Araplar arasında taraf olmasını istemiyorlar. Misal; Arap Birliği Türkiye’nin Rakka’dan çıkmasını isteyen kararı oybirliğiyle almıştı. Katar ve Suudi Arabistan gibi aramızın iyi olduğu ülkeler de kararı desteklemişti. Oysa Arap Birliği’nde kararların oybirliğiyle alındığı nadir görülür. Oybirliğiyle alınan son karar 1973’te çıkmıştı. Türkiye’nin Arap milliyetçiliği yapmasının, Arap dünyasına öncülük etmeye çalışmasının nesnel temeli de yok. Çünkü Türkiye Arap ülkesi, Türkler de Arap değil. Yunanistan’ın Türk dünyasına liderlik etmesi ne kadar mümkün ise Türkiye’nin de Arap dünyasına liderlik etmesi o kadar mümkün.

DIŞİŞLERİNİ DIŞLAMANIN MALİYETİ

3 – Bölgedeki nüfuzumuz fazla abartıldı. O denli etkili olmadığımız, Yunanistan 18 adamızı işgal edince görüldü. Suriye’de görüldü. Rus uçağını düşürdükten sonra görüldü. İsrail’le ilişkilerde U dönüşü yaptıktan sonra görüldü. ABD ve Avrupa aleyhine atıp, tek bir ekonomik, diplomatik adım atmadığımızda görüldü. FETÖ ve PKK- PYD terör örgütleri konusunda batıdan hiçbir istediğimizi alamadığımızda, dahası Rusya’nın PYD ofisini kapatmasını başaramadığımızda görüldü. Dış politikadaki sürekli U dönüşleri inandırıcılık, güvenilirlik, devamlılık, tutarlılık, itibar ve caydırıcılık anlamında olumsuz etkiledi.

4 – Dış politikaya ilişkin kararlar, dışişleri dışlanarak, ölçülüp biçilmeden, önü arkası tartışılmadan alınıyor. AKP döneminde Dışişleri Bakanlığı kadroları nicelik olarak arttı. Nitelik olarak azaldı. Bakanlığa alınan kadrolar arasında İngilizcesi yetersiz olduğu için, bakanlık bütçesinden İngilizce kursuna yollananlar var. Ama bir ilk gerçekleşti. ABD vatandaşı da olan büyükelçimiz var artık!!!

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın