Ukraynalı Mülteciler Avrupa’da Ne Durumda?

rasthaber
Rasthaber –  ‘Sarı saçlı, mavi
gözlü’ olmayanları ülkelerine almamak için ellerinden gelen her şeyi yapan
Avrupa, çeşitli vaatlerle Ukraynalı mültecileri kabul etti. Ancak bu durum
değişiyor gibi görünüyor. 4 ayda ‘yorulan’ İsviçre’den, destekleri kesen
Polonya’ya; Sputnik Avrupa ülkelerinin Ukraynalılara karşı değişen tavrını
Dünya Mülteciler Günü’nde derledi.

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, 2021’in sonu
itibarıyla dünyada zorla yerinden edilenlerin sayısı 89.3 milyona yükseldi.
Bunlardan 27.1 milyonu mülteci statüsündeyken, mültecilerin yüzde 69’u sadece 5
ülkeden geliyor. 11 yılı aşkın istikrarsızlıkla birlikte, başta ABD olmak üzere
Batılı ülkelerin ağır ambargosu altında olan Suriye, 6.8 milyon kişi ile en çok
mülteci gönderen ülke konumunda. Batı’nın yine ağır yaptırımlar uygulayıp ve
hatta yeni bir başkan ‘atadığı’ Venezuela da, 4.6 milyonla bu listede 2. sırada
bulunuyor. 3. sırada bulunan ABD ve NATO’nun 20 yıl boyunca işgal ettiği
Afganistan’ı resmi rakamlara göre toplamda 2.7 milyon kişi terk etti.
Afganistan’ı ise 2.4 milyon ile Güney Sudan ve 1.2 milyon kişi ile ise Myanmar
takip ediyor.

Ukrayna’dan kaçanları ağırlıklı olarak yüksek gelirli
Avrupa ülkeleri ağırlıyor

Düşük ve orta gelirli ülkeler, dünyadaki mültecilerin yüzde
83’üne ev sahipliği yaparken, Türkiye 3.8 milyon ile en çok mülteci ağırlayan
ülke. Öte yandan, Ukrayna’dan kaçan mülteciler ağırlıklı olarak yüksek gelirli
Avrupa ülkeleri tarafından ağırlanıyor Ukrayna krizi ortaya çıktığında, buradan
gelecek olan mültecileri ‘üçüncü dünya ülkesinden değil bir Avrupa ülkesinden
kaçanlar’ olarak gören Avrupa ülkeleri, Ukraynalı mültecilere geçici koruma
statüsü sağladı, bu tür programlara ise 2.8 milyondan fazla mülteci kayıt
yaptırdı. Halihazırda Rusya’nın Donbass’a yönelik operasyonun başından itibaren
6 milyonu aşkın Ukraynalı ülkesini terk etti.

Ancak, ‘kendilerinden gördükleri’ Ukraynalıları alkışlarla
karşılayan Batı ülkeleri, istikrarsızlık yarattıkları veya istikrarsızlıkları
besledikleri ülkelerden gelen sığınmacı ve mültecileri, ülkelerine kabul
etmemek için denizlerde ölüme terk ediyor, üçüncü ülkelere ‘ödeme’ yaparak
sorumluluklarından kaçıyor, sınırlarına dikenli teller, duvarlar dikiyor. Öte yandan
Avrupa ülkeleri, kabul ettikleri sınırlı sığınmacı ve mülteciler üzerinden iç
siyasetini de şekillendiriyor. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde Sputnik,
açıklamalarıyla ve örnekleriyle, Batı’daki mülteci bakış açısını derledi.

‘Bazı’ mültecileri Ruanda’ya gönderme kararı alan
İngiltere’den, kararı durduran AİHM’den çıkmaya yeşil ışık

Evlerini Ukraynalı mültecilere açacak kişilere en az 6 ay
süre ile 350 sterlin ödeme yapacak olan İngiltere, ülkesine gelen ‘bazı’
mültecileri Ruanda’ya gönderiyor. Ancak ülkede, 14 Haziran’da Ruanda’ya ilk
göçmen taşıyan uçak seferinin son dakikada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
(AİHM) engellemesinin ‘şoku’ yaşandı. Bir Afrika ülkesi olan Ruanda’ya
göçmenlerin masraflarının karşılanması için para ödenmesi konusunda ‘anlaşan’
Britanya Başbakanı Boris Johnson, AİHM’nin uçak seferini durdurma kararı
sonrası “Hukuk dünyası, hükümetin mantıklı olduğunu düşündüğü bir yasayı
uygulamasını durdurmaya çalışmanın yollarını bulmakta çok mahir. Yol almamıza
yardımcı olması için bazı kuralları değiştirmek gerekli olacak mı? Olması gayet
mümkün. Bütün bu seçenekler sürekli gözden geçiriliyor” diyerek, AİHM’den
çıkmaya yeşil ışık yaktı.

‘Asla Ruanda’ya gönderilmeyecek’ Ukraynalılardan
yüzlercesi İngiltere’de evsiz

Ukraynalı sığınmacıları Ruanda’ya göndermeyeceklerini
açıklayan Johnson’ın bu kararına insan hakları örgütlerinden sert tepki geldi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Londra’yı ‘mülteci
sözleşmesinin lafzına ve ruhuna aykırı planı yeniden düşünmeye’ çağırdı. Öte
yandan, İngiltere hükümetinin, Ukrayna için ‘ev ve aile vizesi programlarının
barınma imkanı sağlayacağı’ konusundaki taahhütlerine rağmen, en az 480
Ukraynalı ailenin evsiz kaldığı açıklandı. Refugees at Home Direktörü Lauren
Scott yaptığı açıklamada “Mültecilerin Facebook’ta tanıştıkları yabancıların
iyi niyetine güvenmelerini beklemek her zaman bir risk. Maalesef, balayı
aşaması sona erdiğinde bu durumun daha da kötüleşebileceğini düşünüyoruz”
ifadelerini kullandı.

Ruanda’ya gönderilmeye itiraz edenlere elektronik kelepçe
uygulaması

Ancak, AİHM’nin Ruanda’ya gidecek ilk uçuşu Johnson
hükümetini ‘frenlemedi’. İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı bir yıllık pilot
projede sığınma başvurusu yapanların bazısına elektronik izleme cihazları takılacak.
Bakanlığın açıklamasında, ‘Ruanda’ya gönderilme kararına itiraz edenlere’ de
elektronik kelepçe takılabileceğine de işaret edildi. Öte yandan, bakanlığın bu
kararı yayımladıkları Göçmen Kefaleti başlıklı 86 sayfalık kılavuz belgeyle de
çelişiyor. Bu belgede sadece ‘çok büyük zarara neden olabilecek suçlulara’
elektronik kelepçe takılacağı belirtiliyordu.

Ukraynalılara özel statü veren İsviçre, 4 ayda ‘yoruldu’

ABD’nin 20 yıl boyunca süren işgalinin sonunda Afganistan’ı
Taliban’a terk etmesinin ardından, İsviçre ülkeden gelen büyük Afgan
gruplarının kabul edilmeyeceğini açıkladı. Ancak, aynı ülkenin bakanlar
kurulundan Ukraynalılara özel statü verilmesi ve yer, para, sağlık ve eğitim
yardımları yapılmasına dair karar çıktı. Öte yandan, İsviçre Ukraynalı
mültecilerden de yorulmuş görünüyor. Zira, İsviçre Sığınmacılara Yardım
Servisi’ne göre sığınmacıların ülkeye gelişinin henüz üçüncü ayında yerel halk,
‘yorulduklarını’ belirtiyor. İsviçre Sığınmacılara Yardım Servisi (SFH)
Direktörü Miriam Behrens, “Kültürel farklılıkların olmasına biraz şaşırdık”
ifadesini kullandı.

Polonya’da Ukraynalı mültecilere verilen destekler
çekiliyor, beyaz olmayanlara saldırılar düzenleniyor

‘Bir tane bile Müslüman mülteci almamakla’ övünen ve Belarus
sınırında mülteci krizi yaratıp, bu insanların üzerine zehirli kimyasal içeren
maddeler kullanan Polonya, Ukrayna’nın komşusu da olması sebebiyle, en fazla
Ukraynalı mülteci alan ülkelerden biri. Polonya İçişleri Bakan Yardımcısı
Blazej Pobozy, Ukraynalı mültecilerin barınma ve bakım masraflarının
karşılanması için Avrupa Birliği’nden 2.2 milyar euro talep edildiğini
açıkladı. Öte yandan, Müslüman mültecilere ‘karşı’ olan Polonya, Hristiyan olan
Ukraynalılara da pek arkadaş canlısı davranmıyor gibi görünüyor. Polonya’da
Ukraynalı mültecileri desteklemek için getirilen, mültecileri barındıran evlere
yapılan ödemeler ve toplu taşımanın ücretsiz olması, gibi uygulamalar geri
çekildi. Polonyalı yerel yetkililer, tüm şehirlerinin dolduğunu ve Ukraynalı
mültecilere ev, iş, yardım sağlamakta ‘güçlük’ çektiklerini defaatle
vurguluyor. Tüm bunlarla beraber, Polonya’da Ukrayna’dan kaçan ancak beyaz
olmayan mülteciler saldırıya da uğradı.

Ukrayna’dan kaçarken ırkçılığa maruz kalan Afrikalılar,
Almanya’da da aynı muameleyi gördü

2016 yılında Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında
‘düzensiz göçü’ engellemek ve ülkesinde tutmak adına imzalanan ‘18 Mart
Mutabakatı’nın en büyük destekçilerinden biri olan Almanya, Ukraynalı
mülteciler için sınır getirilmeyeceğini açıklamıştı. Ancak, Ukrayna’daki
çıkarken de ırkçılığa maruz kalan Afrikalılar, Almanya’ya geldiklerinde de aynı
muameleyle karşılaştılar. Alman kamu yayın kurumu Deutsche Welle (DW) ile
konuşan Afrikalılar, Almanya’ya gittiklerinde Ukraynalı olmadıkları için
ülkelerin geri dönmelerini ve sosyal yardım alamayacaklarını söyleyen pek çok
mektup aldıklarını ifade etti. Mülteci grupları, Berlin mülteci konseyi ve
diğer STK temsilcileriyle birlikte 17 Mayıs’ta Almanya’nın başkentinde
Bundesrat önünde bir protesto düzenleyerek Ukrayna’dan kaçan üçüncü ülke
vatandaşları ve diğer mülteciler için eşit haklar talep etti. Öte yandan,
Ukrayna’da yaşayan ve ülkeyi terk etmek isteyen Afrikalıların uğradığı
ırkçılık, Birleşmiş Milletler toplantısında konu olmuştu; Kenya’nın BM Daimi
Temsilcisi Martin Kimani, Afrikalıların kaçmaya çalıştıkları sırada tren ve
otobüslerde en arka sıralara itildiğini ve ırkçılığa maruz kaldığını
belirtmişti.

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser’ın 5 Nisan Salı günü
yaptığı açıklamada, Almanya’da Ukrayna vatandaşlarına yönelik saldırıların
arttığını ortaya koyuyor. Faeser, verdiği demeçte Şubat ayının sonundan bu yana
Ukrayna vatandaşlarına yönelik 109 suçun kaydedildiğini söyledi. Bu suçların
ise bedensel ve maddi hasar, hakaret ve sözlü tehditleri içerdiğini belirtti.

Ukrayna’dan kaçan Romanlar: ‘Köpekler gibi yerde
yatıyoruz’

Diğer taraftan, Ukrayna’dan gelen ama ‘Ukraynalı gibi
görünmeyen’ Roman aileler, gittikleri ülkelerde de ayrıştırmacı tutumla
karşılaşabiliyorlar. Kiev’de yaşayan ve Çekya’nın başkenti Prag’a gelen üç çocuklu
Zanna, mülteci koruması için gittikleri kayıt merkezinde kabul edilmedikleri
söyleyerek “Nedenini açıklayan herhangi bir belge vermediler. Buraya kalacak
bir yer aramaya geldik ama onun yerine köpekler gibi yerde yatıyoruz. Yorulduk
ve artık enerjimiz kalmadı. Sadece gerçekten umutsuz hissediyorum” ifadelerini
kullandı. Romanlar, Ukraynalı aşırı sağcı gruplar tarafından da saldırıya
uğruyordu.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın