Rasthaber – Geçen yıl 10 milyon ton civarında yem ithal edildiğini hatırlatan Karakuş, bu yılın başından itibaren 4 aylık süreçte dünya borsalarında yüksek fiyat artışları görüldüğünü kaydetti.
Karakuş, bunun yanı sıra dövizdeki artışın da sektörü oldukça olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “1 Ocak’ta 380 dolar civarında bir fiyatla soya fasülyesini ve küspesini fabrikamıza mal ediyorduk ancak nisan başında bu rakam 580 dolarlara çıktı. Ayçiçek küspesinde de benzer şekilde 210 dolardan aldığımız ürün 320 dolara ulaştı. Türk lirası ve dolar bazında çok yüksek maliyet artışları meydana geldi” diye konuştu.
Ham madde fiyatlarında da ciddi oranda artış olduğuna dikkati çeken Karakuş, sektörün bunun tamamını fiyatlarına yansıtmadığını ancak yüzde 15 civarında fiyatları artırmak zorunda kaldığını söyledi. Karakuş, “Önümüzdeki aylarda bunu düzeltip, yem fiyatlarına zam yapmamaya gayret edeceğiz” dedi.
ET ÜRETİCİSİ ZARAR EDİYOR AHIRLAR BOŞ
Türkiye’nin tarım ürünlerinde kendine yeterliliğini her geçen gün kaybettiğini belirten Karakuş, şu ifadeleri kullandı: “Bu sosyolojik bir değişim, köyden kente göçüyoruz, ekili alanlar daralıyor. Tarım ürünleri üretiminin karlı hale getirilmesi lazım. Ekim alanlarında birim alandan maksimum verim elde edebilmek için modern tarım teknikleri kullanılmalı, biyoteknoloji yakından takip edilmeli. Tarımla uğraşan insanların tarımsal faaliyetinden düzenli ve yeterli gelir elde etmesi lazım. Bugün 32-35 lira et fiyatına ‘pahalı’ demek katliamdır, üretici zarar ediyor, ahırlar boş. Bizim derdimiz uygun fiyata et yedirmek. Perakende satışta etteki KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e indirilmesi çok önemli. Sektör olarak kırmızı et ve karkas hayvan ithalatına karşıyız.”
