Yemen Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı, İran’a karşı yürütülen son savaşın, bedelsiz saldırılar döneminin sona erdiğini gösterdiğini belirterek, özgür halkların iradesi ile direnme ve fedakârlık gücünün yeni caydırıcılık denklemleri oluşturabileceğini söyledi.
Yemen Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı Mehdi el-Meşşat, Amerika ve Siyonist rejimin saldırgan savaşında İran İslam Cumhuriyeti’nin elde ettiği zaferi tebrik etti.
El-Meşşat, İran Silahlı Kuvvetleri’nin; ordu ve Devrim Muhafızları dâhil olmak üzere, direniş, kararlılık ve güç konusunda İslam ümmeti için parlak ve ilham verici bir örnek sergilediğini söyledi. Bunun, Allah’a iman eden ve O’nun mazlumlara yardım edeceği, saldırganların tuzaklarını boşa çıkaracağı yönündeki vaadine güvenen bir iradenin tezahürü olduğunu ifade etti.
Bu zaferin yalnızca İran İslam Cumhuriyeti’ne ait olmadığını belirten Yemenli yetkili, bunun tüm İslam ümmeti ve bölge halklarının da yararına olduğunu, ayrıca bölgenin güvenlik ve istikrarını güçlendireceğini ve onu Amerikan ve İsrail hegemonyası ile saldırganlık projelerine karşı koruyacağını vurguladı.
Yemenli yetkili, şu ifadeleri kullandı:
“Yemen Cumhuriyeti olarak, İslam Devrimi Lideri Seyyid Mücteba Hamenei ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan liderliğinde bu savaşın yönetiminde ortaya çıkan İran’ın hikmet ve sağduyusunu takdir ediyoruz. Ayrıca saldırılara verilen kararlı karşılığı, saldırganların çıkarları ile askerî üslerinin hedef alınmasını övüyoruz. Bu adımlar, halk direnişi ve iç birlikle birlikte saldırıların durdurulmasına, hedeflerinin boşa çıkarılmasına ve saldırganların birçok hesap ve planından geri adım atmasına katkı sağlamıştır.”
El-Meşşat, bu savaşın özgür halkların haklarını ve egemenliklerini savunma konusundaki irade ve direncinin, saldırganların askerî, siyasi ve medya gücü ne kadar büyük olursa olsun, onların hâkimiyet ve saldırı projelerini başarısızlığa uğratabileceğini gösterdiğini söyledi.
Ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti’ni teslim olmaya zorlamaya veya onun meşru haklarını elinden almaya yönelik girişimlerin başarısız olduğunu ifade etti.
Yemenli yetkili şöyle devam etti:
“Bu savaş aynı zamanda bedelsiz saldırı döneminin sona erdiğini de kanıtladı. Özgür halkların iradesi ve onların direnme ile fedakârlık kapasitesi, ülkelere, halklara ve haklarına yönelik saldırıları engelleyebilecek yeni caydırıcılık denklemleri oluşturabilir.”
El-Meşşat, İran İslam Cumhuriyeti’nin askerî ve diplomatik alanlarda “cephelerin birliği” ilkesini savunmasının, Lübnan’a yönelik Siyonist saldırıların durdurulmasına yol açtığını belirtti. Bunun, söz konusu düşmanın yalnızca güç dilinden anladığını ve teslimiyet ya da pasiflik politikalarının daha fazla saldırganlık ve baskıdan başka bir sonuç doğurmadığını bir kez daha gösterdiğini söyledi.
Yemenli yetkili ayrıca, Amerika ve İsrail’i geri adım atmaya ve saldırgan hedeflerini sınırlandırmaya zorlamanın, onların emellerinden ve komplolarından vazgeçtiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Onların anlaşmalara bağlı kalmadığını ve güç dengesi kendilerini buna mecbur bırakmadıkça mutabakatlara saygı göstermediğini belirten El-Meşşat, bu nedenle önümüzdeki dönemin daha fazla teyakkuz, direnç ve elde edilen kazanımların korunmasını gerektirdiğini ifade etti. Ayrıca hakların, onurun ve izzetin korunması için cephelerin birliğinin sürdürülmesi ve gelecekteki meydan okumalar karşısında güç unsurlarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
El-Meşşat sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu stratejik zafer, Müslüman ülkeler ve bölge devletleri için daha fazla dayanışma, birlik ve yakınlaşmanın kapısını açmaktadır. Böylece beklenen kalkınma, güvenlik ve istikrar sağlanabilir; düşmanın bölgenin güvenliğini bozması ve kendi hâkimiyetini dayatması engellenebilir.”
