RASTHABER-İranlı gazeteci ve analist Cafer Bolouri dün Kayhan gazetesinde yayınlanan yazısında Paris saldırısını, 11 Eylül saldırılarına benzeterek Batı’da yaratılmak istenen korku ve kaos ile IŞİD hamilerinin Ortadoğu’ya askeri çıkartma yapmak istediklerini belirtti. Saldırıların arka planına değinen Cafer Bolouri, IŞİD ile mücadelenin göstermelik ve yapay bir mücadele olduğuna işaret etti.“Büyük olaylar tesadüfen gerçekleşmezler. Ya neden sonuç içerisinde zemin bularak gerçekleşir ya da arka planında hesaplanmış başka nedenleri vardır. Tıpkı Avusturya- Macaristan veliahtı Arşidük Ferdinand’ın Sırp bir suikastçı tarafından öldürülmesi ile 1. Dünya Savaşı’nın başlaması gibi. 1. Dünya Savaşı, veliahtın öldürülmesi ile zemin bulmuştur. Ülkelerin devam eden siyasi çalkantıları ve gelişen sorunları ile sadece fitili ateşleyen bir kıvılcım olmuştur. 11 Eylül saldırıları gibi arka planı olan bir eylem ve suikast değildir.Ancak tüm kanıtlar ve deliller bize gösterdi ki 11 Eylül saldırları önceden hesaplanmış ve arka planı olan bir terör eylemiydi.Komplo terimi ise 11 Eylül saldırları ile birlikte siyasi literatürümüze girmiş bir kavram oldu.11 Eylül saldırıları gibi arka planı olan eylemlerin nedenlerini görebilmek için sonrasında oluşan genel havaya ve saldırıların sonuçlarına bakılması gerekir.11 Eylül saldırılarının sonucu Batı, askeri gücünü Ortadoğu’ya taşımış ve bu bölgenin kalbine, terörle mücadele sloganları ile yerleşmiştir. Amaçları ise ülke topraklarını sömürmek, kendi emperyal menfaatlerinin devamını sağlamak ve müttefiklerinin güvenliğini korumaktır.Terör ile mücadele dedikleri bu harekette ise Taliban ve Saddam gibi terör odaklarının ya yaratıcısı yada hamileri oldular. ABD ve müttefikleri, istedikleri sömürüye ve asker yığınına ulaşamamış olsalar da, Ortadoğu’ya yönelik komploları ve şeytani siyasetleri halen devam etmektedir.Geçtiğimiz haftalarda tekfirci IŞİD terör örgütünün Fransa’daki saldırısı sonucunda yüzlerce sivil hayatını kaybetti ve yaralandı. Akabinde tüm Fransa’da olağanüstü hal ilan edildi ve tüm şehirlerde, caddelerde ordu birlikleri terörist avına çıkarıldı. Bomba ihbarları üzerine tüm uçak seferleri iptal edildi.Fransa’daki terör saldırısı bizlere 11 Eylül’ü hatırlatarak akıllara şu soruyu getiriyor. Paris saldırısı sadece siyasi çalkantılardan meydana gelmiş bir terör eylemi midir yoksa önceden hesaplanmış, arka planı olan bir saldırı mıdır? Siyonist rejimin ve ABD’nin bu terör eyleminde rolü var mıdır?Yaşanan kanlı terör eylemi sonucunda görüyoruz ki tüm Avrupa’da ve hatta tüm dünyada IŞİD merkezli yeni bir terörle mücadele propagandası yapılmakta. Ve tüm ülkelerde IŞİD ile mücadele çağrıları yapılarak milli bir hava yaratılmakta.Buraya kadar bakıldığında hiçbir kimse dünyanın IŞİD’e karşı mücadele için bir araya gelmesine ve insani bir duruş sergilemelerine itiraz edemez.Ancak sorunun başladı yer bu mücadeleyi ABD’nin Arap ve batılı müttefikleri ile birlikte başlatmasıdır.ABD, Ortadoğuda IŞİD terör örgütünün hamisi ve en büyük destekçisi iken Paris saldırısının ardından IŞİD ile mücadelede en ön saflarda yer alarak ” Beşar Esad Suriye’den gitmeli” sloganları atmaları hem gülünç hem de şüpheli bir durumdur.IŞİD ile mücadelede ABD ve müttefiklerinin hedeflerini Beşar Esad’a çevirmeleri yaşanan kanlı saldırı sonrasında Paris saldırısının arka planlarını bizlere göstermektedir. Beşar Esad’ın “IŞİD’in Suriye’deki varlığı bizim kırmızı çizgimizdir ve bu topraklardan temizlenmesi gerekir” diyerek IŞİD’e karşı direniş göstermesi yaşanan şüpheli durumu bizlere izah etmektedir. Sürekli Esad Suriye’den gitmeli çağrıları yapan Fransa, ABD, Almanya ve İngiltere’nin Paris saldırısı sonrasında Esad gitmeli çağrılarının daha gür sesle çıkıyor olması gerçekten manidar ve şüpheli değil midir? Bu IŞİD ile mücadele adı altında başlattıkları siyasetle çelişen bir durum değil midir? Beşar Esad 4 yıldır tüm tekfirci terör örgütlerine karşı mücadele vermektedir.Paris saldırısı ile düğmeye basılan bir diğer plan ise İran ve Rusya’nın Beşar Esad’dan vazgeçtiği iddiası ile Suriye’nin yalnızlaştırılmak istenmesidir. Halbuki İran, Irak ve Hizbullah’ın Beşar Esad’ı desteklemesi şahsa değil bir düşünce ve direnişten meydana gelen vahdettir. Suriye’ye karşı başlatılan bu katliamlar ise Beşar Esad’ın bu düşünce ve direnişin bir ürünü olmasındandır. Son olarak Cafer Bolouri Beşar Esad’ın Suriye’deki varlığının önemine işaret ederek ” Suriye’deki vahşet, Beşar Esad’ın İran, Hizbullah ve mazlum Filistin halkından vazgeçtiğini ilan etmesi ile duracaktır.Bu sebepledir ki Beşar Esad’ın varlığı direniş için büyük bir gerekliliktir.” dedi.
Yeni 11 Eylül: Paris
Günlük Haber Bültenimize Abone Olun
Haberdar olun. En son haber başlıkları ve kritik gelişmeler e-postanıza iletilsin.
Kayıt olarak,Kullanım Koşullarımızı kabul etmiş ve Gizlilik Politikamızdaki . veri işleme uygulamalarını onaylamış olursunuz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.
Bizi Takip Edin
Güncel Haberler
Son Yazılar
- Amerika’nın Maddi ve Gayri Maddi Varlıklarından Stratejik Savunmaya
- İşgalci Siyonist Rejimden Lübnan’a Hava Saldırısı
- Siyonist Destekli Suudi Rejiminden Yemen’deki Hudeyde Tıp Fakültesine Hava Saldırısı
- Amerikalı Senatör: Bizi Yalanlarla Batı Asya’da Başka Bir Savaşa Sürüklediler
- AKP İktidarı, Mekke İttifakı İçin Karargah İnşa Ediyorlar
