Yeni Seküler Anayasa

rasthaber
Rasthaber –  Yıllardır gündemden düşmeyen yeni Anayasa konusu tekrar
gündemin ilk sırasına oturmuş durumda. Şimdiye 
kadar çeşitli hükümetler bu konuyu gündeme getirmiş ama bir yere
vardırmadan  iktidardan ayrılmıştır. 

Seçimleri defalarca kazanan AKP hükümeti bu konuda en ciddi
hazırlıkları yapmış görünüyor. Seksen askeri anayasası olarak bilinen şimdiki
anayasa ile 20 yıl Türkiye bu hükümet tarafından idare ediliyor; başarılara ve
başarısızlıklara  bu anayasa ile
ulaşıldı.

Anayasa  yasaların tümüne
temel oluşturan ilkelerden oluşur. 
Devletin nasıl idare edileceğinden 
kamu düzenine, toplumsal haklardan bireysel hak ve özgürlüklere kadar
geniş bir alanı kapsar. Ekonomiden siyasete, kültürden eğitime, inançtan ahlaka
bütün alanlardaki kural ve ilkeleri içerir.

Anayasalar, toplumların medeniyet, kültür, din ve sosyal
yapılarının ilkelerine göre hazırlanır.

Dolayısıyla Anayasada “şu olsun, bu olsun veya bizim
talebimiz şunlardır” gibi basit taleplerden ziyade konunun özüne inilmelidir.

Anayasa ülkede yaşayan herkesin anayasası olabilmesi için
adalet merkezli olması gerekir.

Birilerini koruyup kollayan, birilerini mahrum bırakan
anayasa hak anayasa olamaz. Kanunsuzluk yapan herkese dokunulmadığı sürece,
bazıları dokunulmazlık zırhıyla korumaya alındığı müddetce anayasa adaletten
uzak olacaktır.   

Bu anayasa değişikliğinin perde arkası ve asıl hedefi hiç
irdelenmedi.

Öncelikle şu soruların cevabı verilmesi gerekir:

Neden Anayasa değiştirilmek isteniyor?

Anayasanın değiştirilmesine ihtiyaç nereden doğdu?

Mevcut anayasa hangi alanda ilerleme ve gelişmeyi
engelliyor?

Mevcut anayasanın eksiklikleri nelerdir?

Hazırlanmak istenen Anayasanın kaynağı nedir?

Anayasanın ilkeleri nelerdir?

Anayasa meşruiyetini nerden alacak? Gibi sorulara verilecek
cevapların doğrultusunda uzmanların yazacağı anayasanın mahiyyeti ortaya
çıkacaktır.

Üç konu açıklığa kavuşması gerekir;

a) Anayasayı değiştirmekten hedef nedir?

b) Hazırlanacak anayasanın kaynağı ne olacak?

c) Anayasanın ilkeleri nelerdir?

a) Anayasayı değiştirmenin hedefi: “Mevcut anayasa askeri
anayasadır, biz sivil anayasa yapacağız, bu yeni anayasa milletin anayasası
olacak” gibi gerekçeler asıl hedefi anlatmaktan çok uzaktır.

Bu yenilemenin arkasında çok ciddi bir sebep olması
gerekiyor.

Türkiye’nin müslüman halkı asırlardır İslam medeniyeti ile
yoğrulmuş bu ülke kültürü kendisine İslam kültürünün rengini almıştır. Batıyla
uyum içinde olmak isteyen Türkiye, Batı kültür ve medeniyetiyle barışık halde
yaşamayı ve Batıya entegre olmayı engelleyen iki unsuru değiştirmelidir; biri
ilahi öğretilerle yoğrulmuş ülke kültürü, diğer Batı istikbarını yok edecek
İslam medeniyeti. Batının hedefi batı kültürünü; yaşam tarzını, ahlakını,
değerlerini, inancını bütün dünyaya hakim kılmaktır.

Türkiye’de bunu gerçekleştirmenin şimdiye kadar katedilen
yoldan sonra ilk adım anayasayı değiştirmektir. İslam’dan soyutlanmış bir
Türkiye toplumu oluşturmak bunu da başaramasalar en azından İslam rengi
soldurulmuş bir din anlayışını hakim kılmak.

Nihayi hedef ise, Batı kültürünü, yaşam tarzını hakim
kılmak, İslam’ı sosyal hayattan, kamu alanından çıkarıp, bireyselleştirerek
camilere, daha sonra da kalplere haps etmek. 

b) Anayasanın menbei/kaynağı; yani anayasada yer alacak
kanunların kaynağı nelerdir?

Yasaların dayanağı nedir? Yasalar meşruiyetini nerden
alır?

Akp’nın hazırlayacağı anayasa bir icat veya buluş
olmayacaktır; Batılıların hazırladığı 
anayasanın Türkiye şartlarına göre şekillenmesi ve dizayn edilmesi
olacaktır. “Sivil anayasa” oluşturmak, “milletin anayasası” hazırlanacak,
“devlet değil, İnsan odaklı anayasa yapılacak” diye vurgu yapılması, Anyasanı
kaynağının insan olacağı ve özellikle de batı medeniyetinin yorumladığı insan
profili temel alınacağı anlaşılmaktadır.

 Anayasanın kaynağı ve
dayanağı insan olacağı için meşruiyetini de insandan almış olacaktır.

c) Anayasanın ilkeleri; Anayasaların mihveri kabul edilen
bir temeli vardır; ekonomi, din, siyaset, hukuk gibi insanın hayatında etkin
olan faktörler anayasanın yapılmasına ilham olur.

Örneğin batı medeniyetinin mihverini “ekonomi” oluşturur
yani bütün kurum ve kuruluşlar ekonomi için seferber olur. Din, kültür, yaşayış
tarzı, aile yapısı, eğitim, siyaset hepsi ekonomi eksenli yorumlanıp
düzenlenir. İslam medeniyetinin mihverini “şeriat” oluşturur dolayısıyla kurum,
kuruluşlar, eğitim, siyaset, ekonomi, aile yapısı, dünya ve ahiret hayatının
nasıllığını dini yasalar belirler.

Türkiye, 80-90 yıllık cumhuriyet tarihinde henüz
anayasasının mihverini belirleyememiş batıdan kopyalanan anayasa, rutş ve
yamalarlar kabullendirilmeye çalışılmıştır. Akp bu gidişe dur deyip yönünü
belirlemeye ve anayasanı mihverini belirlemeye karar vermiş görünüyor.

Akp hükümetinin mihverini de kalkınma/ekonomi oluşturur. Bu
temel üzerine oluşturulacak Anayasanın ilkelerini şu şekilde açıklamak mümkündür;

Demokratik bir Anayasa:

Demokrasi batı medeniyetinin anayasasının temel unsurdur.
Demokratik bir anayasa denildiği zaman insan kaynaklı bir anayasa kastedilir;
yasama, yargı ve yürütmenin insanın yetkisinde 
olduğu ve bütün kanunları insanın yasadığı bir anayasadır. Daha açık bir
ifad ile ilahi kaynaklı olmayan; Kur’an, sünnet ve şeriattan uzak bir anayasa
öngörülmektedir. Böyle bir anayasada dini değerler dahil bütün değerler
demokrasi ekseninde kendi rengini ve yerini alır.

Humanist/İnsancıl bir Anayasa:

Humanist/İnsancıl tabiri kulağa hoşgelen batı kültürünün
ürettüğü bir kavramdır. Batı medeniyeti insanı merkeze koyar; herşey onun
ekseninde şekillenir; herşey insan içindir, herşey insanın çıkarına uygun
olarak yapılandırılır. Humanist Anayasa kanunları insanın dünyevi hayatına
şekil veren kanunlar topluluğudur. Batı kendi Anayasasını hazırladığı
Rönesanstan sonra Allah’ı mihverlikten çıkarmış ve humanizmi koymuştur.

Toleranslı/hoşgörülü bir Anayasa:

Tolerans/hoşgörü de batı kültürünün ürünüdür, batı
medeniyetinde önemli bir yer tutmaktadır. Kimsenin inacına hayat tarzına
mudahale edilmeyecek, herkese hoşgörü ile yaklaşılacaktır. Bu ilke İslam’ın
temel ilkelerinden olan “Emri bil maruf nehy anil münker“ hükmünün karşısında
çıkarılmış bir ilkedir. Örneğin alkol içmekle namaz kılmaya yaklaşım aynı
olacaktır. Namaz kılana hoşgörü ile yaklaşılıp cami yaptırıldığı gibi içki içen
kimseye de hoşgörü ile yaklaşılacak ve içkisini rahat içebilmesi için ortam
hazırlanacaktır, zina eden kınanamayacağı gibi zina suç olmayacaktır. Ahlaki
değerler konusunda ahlak dışı hareketler kınanamayacak, onlara da hoşgürü ile
yaklaşılacaktır. Eşcinseller toplumun bir gerçeği olarak kabul edilecek hatta
evlenmelerinde bir engel olmayacak. Batı medeniyetinde haram ve helalının
manası olmadığı için ilahi hükümleri çiğneyene de toleranslı davranılacaktır.
Namus ve iffet batı medeniyetinde bir değer olarak görülmediğinden toplumun
onur ve şerefini zedeleyen iffetsizlik ve namussuzluk diye bir şey yoktur.

Liberal bir Anayasa:

Kanunlar yapılırken insan hayatının her alanıyla ilgili
yasalarda liberal bir düşünce hakim olacaktır. Haram-helallerin yerine beşeri
kanunlar oturtulacaktır.

Ekonomide liberal bir yol takip edilecek; rant, yolsuzluk,
hırsızlık, faiz ilahi kanunlara göre değil yasaların doğrultusunda
şekillenecek. Nerden buldun, nasıl buldun?, sorulmayacak. Ahlak ve toplumsal
değerler konusunda liberallik önplanda olacaktır. Kanunların dışında insanı
sınırlandıran, kısıtlayan ve özgür hareket etmesini engelleyen başka bir faktör
olmayacaktır. Kısacası ekonomide, siyasette, ahlakta, iffet ve namus konusunda
liberal bir yol takip edilecektır.

İnsan hakları beyannamesi mihverli Anayasa:

Hakları ve özgürlükler, batının hazırladığı “insan hakları
beyannamesi” ekseninde olacaktır. İnsan haklarının neler olduğunu belirleme
mercei insanın kendisi olduğu için yaratıcısı olan Allah devredışı bırakılır.
Batı, hak ve özgürlükleri belirler, özgürlükler batının istediği özgürlükler
olacaktır; inanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, basın ve ifade özgürlüğü insan hakları
beyannamesinin belirlediği çerçevede olacaktır. “Uluslararası insan hakları
beyannamesi”, anayasanın temel kaynaklarından biri olarak alınacaktır.
“Uluslararası insan hakları beyannamesi”, İslam’ın “şeriat hukukunu” insan
haklarına aykırı gören bir metindir.

Pluralizm/Çoğulculuk Anayasası:

Batı medeniyetinin temel ilkelerinden birisi de
pluralizmdir. Pluralizmin manası şudur; mutlak doğru yoktur, tek bir doğru
yoktur. Birden fazla doğru olabilir; her düşünce kendi alanında doğru olarak
kabul edilir. İlim, bilim, teknoloji, düşünce, tefekkür gibi insan aklının ve
tecrübesinin ürünü olan alanlarında çoğulculuk/pluralizm belli ölçüde kabul
edilebilir. Ama hedef  mutlak din olan
İslam dininin hakkaniyetini gölgelemek olduğu için pluralizm Batının bir hilesidir;
“İslam dini hak dindir” ayeti geçerli değildir; her din doğrudur. Bütün dinlere
yaklaşım aynı olmalıdır; semavi/ilahi din, beşeri din ayrımı yapılamaz; Allah’a
tapan ile puta tapan aynı derecededir. Budizm ile İslam’ın farkı yoktur; bütün
dinlere mensup olan kendi inancında haklıdır. Hiçbir dine mensup olan diğerini
batıl olarak göremez. Yeni dinler çıkabilir ve inanç özgürlüğü bağlamında kimse
ona karşı gelemez. Bu bağlamda en önemli uluslararası çalışma “dinler arası
diyalog” konferanslarıdır. “Anayasa herkesi kucaklamalı, çoğulcu bir anayasa
olmalıdır”, sözünün manası budur.

Barışcıl bir Anayasa:

Anayasa kimsenin inancına, rengine, ırkına, milliyetine
bakmadan hazırlanmalı ve herkesi kucaklamalıdır. Dünya barşına katkı sağlayacak
şekilde yapılmalıdır. “Dünya Barışı” kavramı Batı istikbarının kullandığı en
önemli silahlardan biridir. Dünya barışını sağlamak ve korumak Batının
görevidir.

Anayasalar Batının sözde “dünya barışı düşüncesi”
doğrultusunda hazırlanmalıdır. Batı emperyal gücü, dünya barışı adına bir
ülkeyi işgal ederse yanında yer alınacak, bir ülke veya grubu terörist ilan
ederse kimse karşı gelemeyecektir. Kısacası T.C anayasası “batının dünya barışı
anlayışına” uygun hazırlanacaktır. İslam anyasasının temelini “adalet”
oluştururken Türkiyeli müslümanların anayasasını “batı medeniyet barış”
anlayışı oluşturacaktır.

Beraberlik ve Eşitlik Anayasası:

Anyasanın maddeleri eşitlik ilkesi üzerine yapılacağı
söyleniyor. Batı öğretileri ile İslam öğretileri arasındali  önemli farklardan biri “eşitlik” ve “adalet”
kavramlarıdır. İslam’da eşitlik ve beraberlik ilkesi yerine “adalet ilkesi”
esas alınır. Örneğin: Batı medeniyeti anayasasında kadın-erkek arasında
“eşitliktir” ilkesi yer alır , İslam’da ise “adalet”. Beraberlik ve eşitlik
adaletsizliği doğurur.

Akp hükümetinin hazırlayacağı Anayasanın temel ilkeleri
kısaca bunlardan ibarettir, bu Anayasa müslüman halkı sekülerizme doğru daha
çok  sürüklemektedir.

Bu ilkeler doğrultusunda hazırlanacak anayasanın içeriği
önemli değildir, Anayasanın maddeleri hakkında konuşmak seküler anayasanın
kendi içinde detay ve teferruattır. Çünkü öngörülen Anayasanın kaynağı insanın
kendisi, ilkeleri de sekülerizm ilkelerinden oluştuğu için maddeler hakkında
konuşmak, sekülerizmi kabul edip sekülerizmin kendi içinde tartışmak demektir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın