Yetim Malı Yemek (Günah-ı Kebire)

rasthaber

Rasthaber –  Yetim malı yemek yani buluğ çağına ulaşmamış ve babası vefat
etmiş kimsenin malını yemektir.

“Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz
karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe
gireceklerdir.”[1]

Tefsir-i Kebir’de şöyle zikredilmiştir: Kıyamet günü yetim
malı yiyen kimse mahşere geldiğinde karınlarından dışarı doğru çıkan bir ateş
olacaktır. Bu nişane ile bütün mahşer ahalisi onu yetim malı yiyen olarak
tanıyacaktır.

”Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali
haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü
bu, büyük bir günahtır.”[2]

“Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde,
onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar.
Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.”[3]

Kim kendisinden sonra yetim kalacak olan evlatlarının zulüm
görüp haklarının ayaklar altına alınmasını istemiyorsa diğer yetimlere karşı
tutumunda Allah’tan korkmalı, takvaya riayet etmeli ve onların haklarına saygı
göstermelidir.

Misli İle Telafi Edilecektir

Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Allah (c.c) yetim
malı yemeye dünyevi ve uhrevi olmak üzere iki azap vaat etmiştir. Uhrevi azap
cehennem ateşidir. Dünyevi azap ise kim diğerlerinin yetimlerine zulmeder ve
onların malını heba ederse onun da yetimlerine aynısı olacaktır.[4]

Hz. İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilir: Kim zulmederse
Allah (c.c) onun kendisine, evlatlarına ya da torunlarına zulmedecek birini
musallat eder.[5]

Allah’ın, zalimin evlatlarına bir başka zalimi musallat
etmesinin anlamı onun evlatlarına zulmetmek isteyen birine mani ve engel
olmamasıdır. Çünkü evlatlara zulmün yapılmasına mani olmak Allah’ın babaya bir
lütuf ve ihsanıdır. Yetimlere karşı zalim olan bir baba bu lütuftan mahrumdur.

Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Eğer baba salih olursa
Allah onun salih olması nedeniyle evlatlarını korur.

“Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi;
altında da onlara ait bir hazine vardı; babalan ise iyi bir kimse idi. Rabbin
istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet
olarak hâzinelerini çıkarsınlar.”[6]

Buna göre babanın salih olması Allah’ın onun çocuklarına
karşı lütufkâr olmasına neden olur. Aynı şekilde zalim olması da bu lütfün
kesilmesine neden teşkil eder.[7]

Alacaklının Ölümü ve Küçük Çocuklar

Eğer bir kimsenin alacaklısı ölür de geride evlatları olursa
borcunu onlara iade etmezse haksız yere yetim malı yiyenlerden olur. Zira
babanın vefatıyla mal evlatlarına intikal olur.

Dehşet Verici Bir Hadise

Azrail kâfirin canını almaya geldiği zaman elinde ateşten
şişler vardır. O şişlerle kâfirin canını alır. Cehennem gürültü ile seslenir.
Hz. İmam Ali (a.s) Resulullah’a (s.a.a) sordu: Senin ümmetinden bu azap ile
ölecek olan biri var mı? Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: Evet, üç grup
Müslüman bu şekilde can verecektir. Zulmeden yönetici, haksız yere yetim malı yiyen
ve yalancı şahitlik yapan.[8]

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Ben ve bir yetimin
bakımını üstlenen kişi (işaret ve orta parmaklarını birleştirerek) şu iki
parmağım gibi cennette birlikte olacağız. Yani ben ve onun arasında hiçbir mani
olmayacaktır.[9]

Bir yetim ağladığında Allah’ın arşı titrer. O zaman Allah
(c.c) meleklerine şöyle buyurur: Ey meleklerim! Siz şahit olun ki kim onu
susturur, gönlünü alıp sevindirirse ben de kıyamet günü onun gönlünü alacağım.

Merhametle yetimin başını okşamanın etkilerinden birisi de
kalpteki taşlık ve katı kalplilik hastalığının giderilmesidir.

Çocukların Velileri

Erkek çocuğu on beş kız çocuğu dokuz yaşım doldurmadığı
sürece kendi mallarında hiçbir tasarruf yetkisine sahip değillerdir. Malının
yetkisi velisine mahsustur. Dini açıdan birinci derecede yetkili veli baba ya
da baba tarafından dedesidir. Anne, anne tarafından dede, kardeşler, amca ve
diğerlerinin velilik hakkı yoktur.

İkinci derecede ise yani baba veya dedesi ölmüşse şer’i veli
baba ya da dedenin vasi tayin ettiği kimsedir.

Üçüncü derecede yani baba ve dedenin olmaması ve vasi de
tayin edilmemesi durumunda çocuğun vesayeti adil müminlere aittir.

Yetimin İşlerinde Dikkat Edilmelidir

Yetimin vesayetini alan kimse, yetime yararı olabilecek her
türlü muamele ve işlemi yapmaya yetkilidir. Takip edeceği yol orta yol olmalı
ve çocuğun toplumsal statü ve şanına göre hareket etmelidir.

Hz. Peygamberden (s.a.a) yetimlere karşı vazife ve
görevlerini sordular. Allah (c.c) bu ayeti nazil ederek onlarla nasıl yaşanması
gerektiğini beyan etti:

“Sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların
durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız
(sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşleredir. Allah, bozguncuyu yapıcı
olandan ayırır.”
[10]

Vasi Zenginse Ücret Almasın

Yetimin velisi zengin ve kendi yaşantında kimseye muhtaç
değilse yetimin bakımından dolay, ücret almaması ihtiyata daha uygundur.

“(Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe)
tenezzül etmesin.”[11]

Reşit Olmadan Malı Teslim Edilmez

Çocuk reşit olmadığı sürece sahip olduğu mal kullanımına
verilmez. Eğer vasi bu hükme muhalefet eder yani malı reşit olmasından önce iade
eder ve mal da telef olursa sorumludur. Reşit olduktan sonra telef olan malın
bedelini çocuğa ödemesi vaciptir.


[1] Nisa/10

[2] Nisa/2

[3] Nisa/9

[4] Vesail’uş
Şia c. 12 s. 181

[5] Usul-u Kâfi
c. 2 s. 250

[6] Kehf/82

[7] Tefsir-i
Ali b. İbrahim Kummİ

[8] Sefinet’ul
Bihar c. 2 s. 731

[9] Bihar’ul
Envar c. 16 s. 199

[10] Bakara/220

[11] Nisa/6

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın