Rasthaber – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin cumhurbaşkanı adayı, Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin uzun yıllar öğretmenlik yaptığını vurgulayarak "Buradan vatandaşlara, öğretmenlere, velilere sesleniyorum. Sizin hâlinizden en iyi o anlar. İnce'ye sahip çıkmak zorundasınız" dedi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın manifestosunda yer alan "yolsuzlukla mücadele" vaadini de eleştiren Kılıçdaroğlu, "Ya sen yolsuzlukla nasıl mücadele edeceksin. Devleti soydun" tepkisini gösterdi.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından önemli satır başları;
"Bakar mısınız beyefendiye"
Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın "Oyumu Cumhurbaşkanı'na vereceğim ama parlamentoda AK Parti'ye vermeyeceğim' diyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? İnşallah bu münafıklar çetesini 24 Haziran'da hep birlikte yere gömeceğiz" ifadesini de eleştirdi.
"Tek adam olmayacak"
Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce'nin 16 Nisan 2017'de yapılan halk oylamasında yüzde 51.4 "evet" oyuyla kabul edildiği açıklanan "cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi"nin karşısında olduğunu belirtti; "Tek adam olmayacak. Demokrasinin, halkın, hukukun yanında olacak" ifadesini kullandı.
"Ben diyorum 'fabrikalar', sen diyorsun 'binalar"
Erdoğan'a yalan söylemeyen tek kişinin kendisinin olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "O yüzden laflarına 'Ahdim olsun, yeni dönemde…' diye başlıyor" görüşünü dile getirdi. Erdoğan'a danışmanını yanına alması çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, "Sen doğruları söylemiyorsun millete. Dünyada enerji konusunda bu kadar başka bir devlete bağlı olan bir ülke var mı? Yok. Ben diyorum 'fabrikalar', sen diyorsun 'binalar" diye devam etti.
"Hakkımı helal etmem"
Kilis'te altı aylık iş için sıraya giren vatandaşların fotoğrafını gösteren Kılıçdaroğlu, "Sizi ikinci sınıf vatandaş yapanlara oy vermeyin kardeşim. Verirseniz hakkımı helal etmem" dedi.
"8 madde sayacağım; bu uygulamalar yüzünden Türkiye bu hâlde"
Şimdi sizlere 8 madde sayacağım. Bu uygulamalar yüzünden Türkiye bu halde:
Bir, devlette liyakat sistemi yok edildi. Dış güçler mi yok et dedi? Devlete en düşük sınıf şefliktir. Üniversiteyi bitirmek, sınava girmek lazım. Ama başbakan olmak için ilkokul diploması yeter. Liyakat budur. Müsteşar olmak için bunlar da yetmiyor, devlette en az 12 yıl çalışmak giriyor. Bunlar ne yaptı, liyakatı bitirdiler, sadakat dediler. Devlet temellerinden sarsıntı geçirdi.
İkinci neden, liyakatı yok edince devlet yönetimi keyfileşti ve kişiselleştirildi. Millet saraya bakıyor, ne yapacağım diye. Sarayın telkiniyle oraya gelmiş. Dolayısıyla tek belirleyici odak saray. Ne Merkez Bankası, ne DDK.
Üçüncü neden, sarayın tek belirleyici olması bürokrasinin çalışma düzenini yok etti. Eskiden kurallar dahilinde yürürdü. Almanya'da 4 ay 5 ay hükümet kurulmadı ama bürokrasi tıkır tıkır çalıştı. Kimse Almanya'nın beka sorunu var demedi. TEOG kalkacak, Milli Eğitim Bakanı mı söyledi. Hayır, saraydaki zat dedi. Eğitimci misin, yok. Bir sabah kalktı TEOG'u kaldırıyorum dedi.
Dört, sarayın aşırı yetkilendirilmesi sorunu çözmüyor arkadaşlar. Sorunlara kaynaklık yapıyor. Güçler ayrılığı tümüyle yıkıldı. Bütün yetkileri bana verin, ben meseleleri çözerim. Türkiye bugün bu örneği yaşıyor. Devletin temelleri derinden sarsılıyor. Bugün beka sorunu varsa, bir kişiye verilen yetki fazlalığından.
Beşinci neden. Dış politikada "Yurtta sulh, cihanda sulh" kuralımız vardı. Irak'la da, Suriye'yle de, AB'yle de hiçbir derdimiz yoktu. Türkiye saygın ve örnek bir ülkeydi. Orta Doğu'da bir sorun olduğu zaman kapımızı çalarlardı. Bugün kabile reisleri bile kafa tutuyor Türkiye'ye. 30 milyar dolar Suriyelilere harcadı. Ne oldu, itibar sahibi mi olduk? Saygın bir ülke mi olduk? Para yok diye ağlıyorlar, senin yüzünden geldi Suriyeliler. Yarın öbür gün bunlar yeraltına kayacaklar. Geçinmeye çalışıyor bunlar. Bizim vatandaşımız vergi verir, o dükkan açar vergi ödemez. Yanına doktorunu al, ben gerçekleri söyleyeceğim.
Altıncı neden. Vatandaşla devlet arasında güven olursa o ülkede huzur olur. Eğer ihbar mekanizması izlenecek politikalarda belirleyici unsur olarak öne çıkmışsa vay o devletin ve o milletin haline. Kimin kimi ihbar ettiği belli değil. Ne diyordu, Ağustos 2016'da. "Bildiklerinizi ihbar edin, gereğini yapalım." İhbarla devlet yönetilir mi? Herkes birbirinden korkuyor. Ya bana FETÖ'cü derse, ya bana IŞİD'li derse. Devletin saygınlığı vardır, gider bakar devlet. Hukukun üstünlüğü çerçevesinde. Devletin en tepesindeki kişi "İhbarla yöneteceğiz" derse orada beka sorunu çıkar.
Yedinci unsur. Devleti ağır ağır çürüten yolsuzluklar. Yolsuzluklar AKP yöneticileriyle en ağır şekilde gündeme geldi. AK Parti'ye oy veren vatandaşlara saygım var, kesinlikle yolsuzlukla suçlamıyorum. Yolsuzluğu yapanlar bunlar. Yolsuzluk kurumsal kimliğe kavuşmuşsa devlet derin yara alır. O kadar ileri gittiler ki, yolsuzluklardan devleti yönetenin de payı vardır dediler. Şu yüzsüzlüğe bakın.
Ve sekizinci unsur, medyanın kontrol altına alınması. Medyanın görevi gücü eleştirmek. Medya bu görevi yapmazsa vay halimize. Medyanın yüzde 90'ını iktidar kontrol ediyorum. Bir merkezden deniyor ki "Şu başlıkları atacaksınız." Satılık kalemler ve satılık patronlar var. Satılık patronların tamamı devlet ihaleleriyle besleniyor. Şimdi açık ve net söylüyorum. Allah aşkına bunlardan hangisini dış güçler yaptı. Dış güçler mi medyanın tamamını kontrol edin dedi? Siyasi parti lideri hâkim tayin etsin mi dedi dış güçler. Kendi kabahatlerini örtmek için dış güçler diyorlar. Biz Kuvay-i Milliyeciyiz. Dış güçlere pabuç bırakacak halimiz mi var?
Kimse duymasın, bir şey söyleyeyim. Erdoğan beni dinliyor. Ona yalan söylemeyen tek kişi benim. O nedenle ahtim olsun diye başlayan bir konuşma yaptı. Anladım ki bu beni dinliyor. Kendisine güvenmiyorum. "Ahtim olsun yeni dönemde enerjide dışa bağımlılığı kaldıracağım" diyor. Yanına doktorunu değil, danışmanını al. Enerjide dışa bağımlılık artacak, doğalgazı kimeden alıyoruz Rusya'dan. Bağlı mısın, bağlısın. Nükleer santrali kime yaptırıyorsun, yine Ruslara. Sen doğruları söylemiyorsun millete. Türkiye dışında bir devlete bu kadar bağlı olan bir devlet var mı? Yok.
İki diyor ki, bölge ve sektör bazlı teşviklerle istihdam sağlanacak. Ben diyordum fabrikalar, sen diyordun binalar. Şeker fabrikalarını sanki ben sattım. Bitlis'in sigara fabrikasını niye sattın? Bütün fabrikaları sattılar, yabancılara peşkeş çektiler.
?"Enflasyon düşecek" diyor. Enflasyon yükseldi. Git pazara bir bak bakalım, domatesin kilosu kaç para. İthal ettiğin samana bak bakalım. "Cari açık düşecek" demiş. Kafana taş mı düştü de ürkmeye başladın. "Dar gelirli vatandaşlarımızın hayat standartları mutlaka artacak"? demiş. Saraydan nihayet fakir fukara olduğunu görebilmiş. 14 milyon 400 bin vatandaş sağlık primini ödeyemiyor. Sarayda oturduğu için Türkiye'yi bilmiyor. Badem sütüyle beslenirsen fakirin fukaranın halinden anlayamazsın. "Dar gelirlilerin vergi yükü düşecek" demiş. 16 yıldır yönetiyorsun, dar gelirlinin sırtına bu kadar yükü nasıl yıktın? Vicdan yok mu sende? Asgari ücret üzerindeki vergileri kaldıracağım diyemiyor, onu biz diyoruz.
Devam ediyor, "Tek bir vatandaşımızın adalet dairesinin dışında kalmaması için…" Adalet yok diyor yani bugün. Devam ediyor, "Hakkındaki suçlama ne olursa olsun, kişi adil yargılanacak" diyor. Onun için büyük laf. Bizim için sıradan. Bunu söyleyen kişinin önce Türkiye'yi BM'ye şikayet ettiği dilekçesini geri çekmesi lazım. BM Büyükelçisi Türkiye adına gitti dilekçe verdi. "Adil yargılama yapmayacağım" diye dilekçe vermişsin.
"Yüksek teknolojili ürünlerde katma değer artmalı" demiş. Daha önce buzdolabı televizyondan bahsediyordu. Demiştim, bunlar 18., 19. yüzyıl ürünleri, bunlarla övünülmez. Asfaltla övünüyor. Dünyası asfalt. Hayatı o kadar. Dünyanın hiçbir yerinde kimse bunla övünmez. Ayıp ya. Onlar uzaya araç göndermekle övünüyor, bu köprüyle. Bilimsel olarak ne yaptın? Sizin ürünlerin bilgi ürünü mü? İran üniversitelerinin ürettiği bilgi sayısı bile Türkiye'yi geçti. Bu ayıp sana yeter. Tüm bu söylediklerine kendisi de inanmıyor. Yolsuzlukla mücadele edeceğini söylüyor. Devleti soyan adam yolsuzlukla mücadele eder mi? Aile boyu hırsızlık yapan adam yolsuzlukla mücadele eder. 3M'den yararlanıyor. Mahkeme. Adliye. Birine kızdı mı, tık içeriye atılıyor. İkinci M, maliye. İş adamı, CHP'lisin ha. Dünyanın cezasını yazıyor. Üçüncü M medya. Kızdı mı linç kampanyası. 3M'yi ortadan kaldırdılar. Devlette liyakatı getirmek benim namus borcumdur. Ben bunu yapacağım.
