protesto gösterileri düzenleyerek işgalci Siyonist Rejimin siyasetlerini ve
cinayetlerini kınadı. İsrailli askerler ise Filistinli protestoculara
saldırarak onlarca kişiyi yaraladı. Hafta içinde de 8 Filistinli Siyonist
askerler tarafından şehit düşürülmüştü.
El-Aksa İntifadası 1
Ekim 2000’de başlamış ve 8 Şubat 2005’e kadar Şerm el-Şeyh’te ateşkes anlaşması
imzalanan kadar devam etmişti. 4 yıl 4 ay boyunca 3 bin 712 Filistinli şehit
düşürülmüş ve on binlerce Filistinli de yaralanmıştı. Buna rağmen Filistinliler hiçbir zaman
direnişten vaz geçmeyip tam tersi bu direnişi hep güçlendirmeye çalıştılar.
Filistinlilerin direnişe inançlarının açık ve net göstergesi
ise 2005’te el-Aksa intifadasının
sonlandırılmasının ardından şimdiye dek binlerce Filistinlinin şehit
düşürülmesi ve on binlercesinin de yaralanması ve tutuklanmasıdır. Tüm bu olaylara rağmen yine de
Filistinlilerin direnişten vaz geçmediği görülmektedir.
Direnişin güçlenmesinin emaresi de 11 Günlük son
savaştı. Bu savaşta 4 bini aşkın füze
Gazze şeridinden işgal altındaki topraklara fırlatıldı. Bu füzelerin yaklaşık
yüzde 85’i İsrail savunma sistemlerini
delip geçmeyi başardı. Zaten siyonist rejim hava savunma komutanı da Demir
Kubbe savunma sisteminin işlevsizliği ve zafiyetlerini itiraf etti. Gerçekte el-Aksa
intifadasının 4 yıl 4 ay gibi uzun bir süre devam etmesine rağmen son savaşta
İsrail Filistin direnişine sadece bir kaç gün dayanabildi.
Kuşkusuz İntifada, bu başarıların gelmesinde büyük bir rol
oynadı. İntifada gelecek nesil için Filistin kimliğinin
simgelerindendir. İntifada, çatışmaların çıkmasının işgalci rejimin
Mescid-i Aksay’ya müdahalesinin sonucu olduğunu gösterdi. Siyonist rejim muhalefet lideri Ariel Şaron’un 1 Ekim 2000 tacizinin ardından
El Celil, El Musalles ve El Nakab’daki 1948 işgalinde yaşayan Filistinlilerin
haklarını izleme yüksek komitesi genel
bir grev çağrısında bulundu. Ancak Siyonist Rejim güvenlik güçleri bu grevin
başarılı olmasının ardından şiddet ve bastırma ile protestocuları kurşunlar ile
hedef aldı ve 8 gün içerisinde 13 Filistinli’yi şehit düşürdü.
İşte bu gelişme
Filistinli gençleri de belli bir farkındalık düzeyine taşıdı. Artık herkes
Mescid-i Aksa’nın Filistinlilerin
ayrılmaz kimlik parçası olduğunu biliyor. Siyonist Rejim ise her daim bu önemli
kimlik kodunu yok etmeye çalışmıştır.
Buna ilaveten intifada, Filistinlere, toprakları ve
kimliklerini savunmak için kimseye bağlı kalmadan da askeri olarak güçlenmeleri
gerektiğini hatırlattı. Bu yöndeki
düşünceler ise daha da güçlendi. Çünkü
Filistin’i desteklediklerini iddia eden gerici Arap ülkeleri bile Siyonist Rejim İsrail ile ilişkileri
normalleştirmeye başladılar. Bu
doğrultuda, Filistinlilerin el-Aksa intifadasının
21’inci yıldönümünü andıkları sırada Bahreyn ve Al-ı Halife rejimi Siyonist
Rejim dışişleri bakanı Yair Lapid’i ağırlamaktadır.
Burada göze çarpan bir başka konu da intifadanın Filistinlilerin
çıkarlarının tek çözüm yolunun uzlaşma değil direniş olduğunu ispatlamasıdır. El-Aksa
intifadasının üzerinden 21 yıl geçtiği bir sırada Filistin Özerk Teşkilatı hala
İsrail ile uzlaşma ve müzakere istemektedir. Buna rağmen siyonist rejim şiddet ve
cinayetlerini zirveye taşımıştır. Burada dikkat çeken husus İsrail’in
şiddetinin sadece Gazze ile sınırlı kalmayışıdır. Batı Şeria ve Kudüs’te de durum aynıdır.
Son haftada şehit düşen 8 kişiden 6’sı Batı Şeria
ahalisindendir. Böylece uzlaşma ve
müzakerenin de Filistinlilere karşı cinayetleri azaltamadığı tam tersi
cinayetleri arttırdığı görülmektedir.
Sadece 1 Ekim tarihinde 90 Filistinli Batı Şeria’da İsrail askerleri tarafından yaralandı.
Son nokta ise İsrail’in Filistinlilere yönelik
cinayetlerinin belli kişilere mahsus olmayışıdır. Sonuçta iktidarların
değişmesi bile şiddetin azalmasına yol açmıyor.
Tam tersi tüm İsrail iktidarları Filistinlilere baskıya inanıyor.
ParsToday
