Arap Yetkililer: İran ile Savaşın Bedelini Ödedik…

Adem Namlı

Fars Körfezi ülkelerinden yetkililer ve uzmanlar; bölge ülkelerinin öncelikle savaşın bedelini ve İran ile Yemen’in misilleme saldırılarının sonuçlarını üstlenip, ardından ABD birliklerinin bölgeden daha fazla çekilmesiyle karşı karşıya kalmasından endişe duyuyor.

Fars Körfezi kıyısındaki ülkeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile savaşın sona ermesinin ardından Amerikan güçlerinin büyük bölümünü Batı Asya bölgesinden çekeceği yönünde her zamankinden daha fazla endişe taşıyor.

NBC News kanalı mevcut bir Amerikalı yetkiliye, eski bir yetkiliye ve iki bilgili kaynağa dayandırarak bu haberi yayımladı.

Rapora göre Fars Körfezi hükümetleri, böyle bir senaryonun Washington ile onlarca yıldır süregelen ilişkilerinin güvenlik temelini zayıflatabileceğine ve kendilerini “İran’ın daha fazla tehdidine” karşı savunmasız bırakabileceğine inanıyor.

Tahran defalarca iyi komşuluk politikasına bağlı olduğunu ancak İran’a yönelik askeri saldırıda rol oynayan ABD üslerini hedef almakta tereddüt etmeyeceğini vurguladı. Eski Amerikalı yetkililerin ve uzmanların itirafları da İran’ın bölgedeki ABD üslerine yönelik misilleme saldırılarının ağır hasarlar bıraktığını gösteriyor.

NBC News, Fars Körfezi ülkelerinin ABD’nin bölgeden çekilmesine ilişkin endişelerinin; bu ülkelerin ABD’nin savaşı başlatma kararına karşı çıkmalarının ve askeri kararlar alınırken Washington’ın kendi güvenlik önceliklerini göz ardı ettiği yönündeki hislerinin ardından şekillendiğini yazdı.

ABD Saldırılarından Sadece Birkaç Saat Önce Haberdar Olduk

Bölgesel bir yetkili, ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılar başlamadan sadece birkaç saat önce Körfez’deki bazı müttefiklerini bu karardan haberdar ettiğini ifşa etti. NBC News’a göre bu durum, bölge ülkelerinin çoğunun savaşın başlamasına karşı uyarıda bulunmasına rağmen yaşandı.

Söz konusu yetkiliye göre, Körfez hükümetleriyle yeterince istişare edilmeden alınan ABD kararı ve ardından gelen operasyon, güvenilir bir güvenlik ortağı olarak Washington’a olan güveni sarstı.

Rapora göre bu kriz sadece ABD güçlerinin çekilme olasılığıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda Washington’ın savaşa dair karar alma biçimiyle de ilgilidir; zira bu kararlar Körfez ülkelerinin üslerini, şehirlerini ve altyapılarını İran’ın misilleme saldırılarına açık hale getirmektedir.

ABD Güçlerinin Geri Dönüşü Garanti Değil

NBC News, savaş sırasında birden fazla ABD askeri birliğinin İran’ın saldırılarından korunmak amacıyla ana üslerinden çıkarıldığını ve tüm bu güçlerin eski mevzilerine dönmesinin garanti olmadığını bildirdi.

Bu konu, çok sayıda üssün ağır hasar görmüş olması bakımından önem taşımaktadır ve bu durum Trump yönetimini; söz konusu merkezlerin yeniden inşası ile birliklerin tekrar buralara konuşlandırılmasının ekonomik ve askeri gerekçelerini yeniden değerlendirmeye sevk edebilir.

Rapor; savaşa katılmak üzere sevk edilen ek güçlerin doğal çekilmesi ile 1990’lardan bu yana bölgede kalıcı olarak konuşlandırılan güçlerin çekilme olasılığı arasında ayrım yapmakta ve ikinci senaryonun Körfez ülkelerinin asıl endişesini tetikleyen şey olduğunu yazmaktadır.

ABD’nin Katar’daki Hava Operasyonları Merkezi Binası İmha Edildi

NBC News’un raporuna göre İran saldırıları, ABD’nin Katar’daki kısaca “CAOC” (Birleşik Hava Operasyonları Merkezi) olarak adlandırılan binasını imha etti; bu merkez, ABD’nin bölgedeki askeri operasyonlarını yönettiği odak noktası olarak biliniyor.

Rapor ayrıca Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Ürdün’deki ABD üslerine verilen zararlara da dikkat çekiyor.

Tahminler hasar maliyetini onlarca milyar dolar olarak öngörüyor. Bu hasarlar, ABD’nin askeri altyapısının yeniden inşası veya bölgedeki askeri varlığının kalıcı olarak azaltılmasına ilişkin tartışmalarda önemli bir faktör sayılıyor.

NBC News’a konuşan uzmanlar, ABD üs ağının geniş bölümlerinin imha edilmesinin Trump yönetimine bölgedeki askeri konuşlanmasını köklü bir şekilde gözden geçirmesi için bir fırsat sağladığına inanıyor.

Ev sahibi ülkeler üslerin onarım ve modernizasyon masraflarını karşılamayı kabul edebilir, ancak rapor şu soruyu gündeme getiriyor: Eğer Washington esasen askeri varlığını azaltmayı inceliyorsa, bu tür maliyetleri üstlenmenin ne tür bir gerekçesi olacaktır?

Endişe, bu üslerin ABD’nin uzun savaşlarının bir mirası olarak görülmesi ve bu durumun; tesislerin yeniden inşası ile tekrar faaliyete geçirilmesi yerine askerlerin ABD topraklarına geri getirilmesine siyasi bir gerekçe sağlamasıdır.

İran’ın Uzun Yıllardır Süren Arzusu ABD’yi Bölgeden Çıkarmaktır

ABD’nin eski BAE Büyükelçisi Barbara Leaf, Washington tarafından son 35 yılda bölgede oluşturulan savunma ve güvenlik altyapısının ağır zarar gördüğünü ve şimdi hem ABD’nin hem de ortaklarının bu varlığın amacı ve gerekliliği konusunda şüphe duyduğunu söyledi.

Leaf, ABD güçlerinin geniş çaplı çekilmesinin başka hiçbir gücün dolduramayacağı stratejik bir boşluk yaratabileceğine ve bölgesel güç dengesinde İran’a büyük bir avantaj sağlayabileceğine inanıyor.

Leaf, ABD askeri varlığının yeniden inşa edilmemesinin İran’ın dört on yıldır ulaşmaya çalıştığı stratejik hedefe, yani “ABD’yi Orta Doğu’dan çıkarmak” hedefine ulaşmasına izin verebileceğini söyledi.

Bu değerlendirme, savaşın bölge güvenliğini garanti eden bir anlaşmaya varılmadan sona ermesi ve Washington’ın ardından güçlerini onlarca yıldır konuşlu bulundukları üslerden çekmesi olasılığına dayanmaktadır.

ABD’ye Bağımlılık Devri Sona Erdi

Bu arada, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Trump’a yakın bir isim olan Tom Barrack, Doha’daki Küresel Güvenlik Forumu’nda yaptığı açıklamada, ülkelerin küresel güvenliğin garantörü olarak ABD’ye bağımlı olduğu devrin sona erdiğini ilan etti.

Barrack, ABD’nin son 80 yılda üstlendiği rolün artık eski haliyle var olmadığını ve Trump hükümetinin politikasının müttefikleri terk etmek olarak değil, ilişkileri yeniden ayarlama daveti olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Barrack, bölge ülkelerinin Washington’a olan güvenlik bağımlılıklarını kademeli olarak azaltmaları gerektiğini, zira ABD’nin Batı Asya’daki askeri varlığının nitelik değiştirmesinin kaçınılmaz bir hal aldığını vurguladı.

Savaşın Tek Taraflı Sona Erme Olasılığı

Fars Körfezi ülkelerinin yetkilileri ve uzmanları; bölge ülkelerinin önce savaşın bedelini ve İran ile Yemen’in misilleme saldırılarının sonuçlarını katlanmak, ardından savaşın bitmesiyle daha fazla ABD birliğinin çekilmesiyle karşı karşıya kalmaktan endişe ediyor.

NBC News’un raporuna göre bu durum, ABD’nin güvenlik garantilerinin güvenirliğinin azalmasına ilişkin hislerini pekiştirebilir.

Kanal, Körfez ülkeleri yetkililerine ve bölgesel konular uzmanlarına dayanarak Trump’ın savaşı tek taraflı olarak sona erdirmesi ve İran ile nihai bir anlaşmaya varmadan bile “zafer” ilan etmesi olasılığının bulunduğunu bildirdi.

Bu kaynaklar böyle bir senaryoyu; ABD içinde savaşa olan halk desteğinin düşmesi, benzin ve motorin fiyatlarının artması ve Cumhuriyetçiler üzerindeki seçim baskılarıyla ilişkilendiriyor.

Trump’ın askeri operasyonların sona erdiğini ilan ettikten sonra ABD güçlerini daha geniş boyutlarda ülkeye geri getirme kararı almasından endişe ediyorlar; bu adım bölgede kalıcı olarak konuşlanmış bazı birlikleri de kapsayabilir ve ABD’nin önceki askeri varlık seviyesini korumak yerine bunun azalmasına yol açabilir.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın