Rasthaber – 3 Nisan akşamı Ürdün haber kaynakları yaklaşık 20 kişinin
tutuklandığını ve Kral II Abdullah’a karşı darbenin etkisizleştirildiğini
duyurdu.
Ürdün’deki bu gelişmenin üzerinden kısa bir süre geçerken
olayın boyutları daha aydınlığa kavuşamadı fakat genel olarak bu hususta üç
görüş gündemde.
İlk görüş; Ürdün prenslerinin, Kral İkinci Abdullah’a karşı
başarısız bir darbe girişiminde bulunmasıdır. Zaten bunun için ailevi ve sosyal ortam da vardır.
Ürdün Kralı’nın üvey kardeşi Prens Hamza bin El Hüseyin, böyle bir komployu
planlamak için gereken motivasyona sahipti. Prens Hamza, Şubat 1999’dan Kasım
2004’e kadar Ürdün Veliaht Prensi olarak görev yaptı, ancak 28 Kasım 2004’te
görevden alındı. Görevden alınmanın nedeni, bunun formalite bir makam
olmasıydı, ancak analistler, bu makamın Ürdün Kralı’nın yetkisini
sınırlandırdığı ve kendisiyle ülke yetkilileri arasında bir engel olarak
gördüğü için bu makamı kaldırdığına inanıyor.
Dolayısıyla Prens Hamza darbe için gerekli motivasyona
sahipti ve mevcut sosyal koşullar buna zemin sağlamıştır. Prens Hamza’nın da
tutuklanması ardından değindiği hükümette geniş çapta yolsuzlukların bulunması,
mükerrer itirazların ortamını oluşturan halkın yaşadığı ekonomik sorunları
artması ayrıca yönetimin korona salgınına karşı mücadeledeki acziyeti ve
başarısızlığı, söz konusu sosyal ortamların bazılarıdır.
İkinci görüş; söz konusu gecede olup bitenler ve Ürdün’de
yaşananların bir darbe olmaması, hükümetin bizzat Prens Hamza ve iktidar
yapısındaki destekçilerine karşı planladığı bir komplo olmasıdır. Resmi Ürdün
Haber Ajansı ve diğer bazı yerel kaynakların yanı sıra yabancı medya kaynakları
da, Prens Hamza, Kraliyet divanının eski başkanı İbrahim Avadullah ve Hasan bin
Zeyd’in, İsrail’le şüpheli ilişkileri ve güvenlik bağlarını gerekçe göstererek
tutuklandıklarını ileri sürdüler.
Ancak Ürdünlü eleştirmenler, ülkedeki mevcut sorunların
arkasında, kralın üvey kardeşinin hem iktidar yapısı içinde hem de halk
arasında kendisine bir sosyal taban oluşturmaya çalıştığını ve bunun İkinci
Abdullah’ta korkuya ve paniğe neden olduğunu düşünüyor.
Ürdünlü tanınmış muhaliflerinden olan Nasir el-Ömeri, resmi
hesabından, Prens Hamza Hüseyin’in tutuklanması da dahil olmak üzere, Ürdün’de tutuklanmaların nedeninin ülkedeki
popülaritesini artırdığına bağladı ve Prens Hamza Hüseyin’i darbe ile
suçladığının şüpheli olduğunu söyledi. Ürdün Kralı’nın bu günlerde ülkedeki
durumun istediği gibi olmadığından dolayı bu girişimi ihtiyati tedbir olarak değerlendirdi.
Üçüncü görüş, Ürdün’de yaşananları, yabancı aktörlerin
İkinci Abdullah’a yönelik eylemi ve
aslında tutuklama olaylarının Suudi
Arabistan, BAE ve Siyonist rejim tarafından planlandığını belirtiyor. Kraliyet divanının tutuklanan eski başkanı İbrahim Avadullah’ın
Suudi Veliaht Muhammed bin Selman ve BAE Veliahdı Muhammed bin Zayed ile yakın
bağları olduğu bilinmektedir. Ürdünlü analist Naci El Zu’bi Prens Hamza’nın
Suudi Arabistan’a bağımlılığına atıfta bulunarak, “Bazı grupların Ürdün’ü
kriz ve kaosun eşiğine getirmeye çalışıyor gibi göründüklerini” söyledi.
Arap 21 sitesinin bildirdiğine göre, “Hasan bin Zeyd
daha önce Ürdün Kralı’nın Suudi Arabistan’daki özel elçisiydi. Avadullah,
2007’de El Haşimi’nin kraliyet sarayının başkanı ve daha önce Ürdün Kralı
ofisinin başkanıydı. Tutuklu iki kişinin Suudi Arabistan ile güçlü bağları var.
Ürdün’deki birçok kişi, ikisinin Suudi vatandaşlığına veya pasaportuna sahip
olduğuna inanıyor. Avadullah, son yıllarda Suudi Veliahdı Muhammed bin Selman’a
danışmanlık yaptı. Suudi petrol şirketi Aramco’nun özelleştirilmesi
mühendislerinden biriydi. Hasan bin Zeyd de Suudi Arabistan’da yaşayan ve bu
ülkeye yatırım yapmış Haşimi soyundandır.”
Bu günlerde Ürdün’de olup bitenler hakkında hangi görüş
doğru olursa olsun, İkinci Abdullah
hakkında bir gerçek var. Babası Kral Hüseyin’in 7 Şubat 1999’da vefatından bu
yana Ürdün Kralı olan Kral Abdullah bin Hüseyin, 22 yıl sonra gerek halk içinde
gerekse iktidar yapısı içinde ve kimi Arap yöneticiler arasında iç açıcı bir
konuma sahip değil.
