saatlerinde İslami Şura Meclisi Temsilcileri ve Meclis Başkanı ile görüştü.
İslam İnkılabı Lideri Seyyid Ali Hamanei, Meclis Başkanı ve
milletvekillerine yönelik gerçekleştirdiği konuşmasında; Hürremşehr’in Baas
rejimi işgalinden kurtarılması yıldönümüne değinerek bu büyük hadiseyi bir şehrin kurtulmasının
ötesinde değerlendirip “Zor, karmaşık ve acı koşulları geride bırakmanın
kuralı ve zaferin tadının alınmasının sırrı, cihada dayalı hareket etmek,
sağlam azimli olmak, inisiyatif göstermek, özveride bulunmak, uzun vadeli
düşünmek ve başta da Allah’a tevekkül etmek ve muhlis bir şekilde
çalışmaktır.” dedi.
İslam İnkılabı Lideri, bu kurtarıcı kuralın kaynağını
Kuran-ı Kerim’deki sarsılmaz ilahi vaadi olarak göstererek “Allah-u Teala
böyle bir toplumun mücadelelerini ve amellerini zayi etmeyecektir.” diye
konuştu.
İslam İnkılabı Lideri, milletvekillerinden ülkenin içinde
bulunduğu çetrefilli koşulların farkında olmalarını da istedi.
Ayetullah Hamanei, dünyadaki özel durumun nedenlerini
açıklayarak, “Güçlerin düşmanca rekabeti ve nükleer güçlerin birbirlerine
yönelik tehditleri, artan askeri hareketler ve tehditler ve en çok savaşların
yaşandığı saha olan Avrupa’nın yakınındaki son savaş, bir hastalığın eşsiz bir
şekilde ayılması mevcut dünya durumunu özel kılan faktörler arasında yer
almıştır. Böyle bir durumda ülkelerin yönetimi daha zor ve karmaşık hale
gelmiştir.”
İslam İnkılabı Lideri şu hatırlatmada da bulundu:
“İran, tüm ülkelerde hakim olan koşullara ek olarak, tahakküm sisteminin
planlama tablosunu bozan yeni bir model olan dini demokrasinin sunulması
nedeniyle çeşitli boyutlarda dünya güçleri tarafından sürekli olarak
zorlanmaktadır.”
İslam Devrimi Lideri, İslam Cumhuriyeti’nin kendisini tüm
düşmanlıklara karşı koruduğunu, ilerlediğini ve başarılı olduğunu vurguladı ve
şunları da sözlerine ekledi: “Milletvekilleri, hükümet, yargı ve diğer
organlar, bu büyük ölçekli yönetimin ne kadar önemli olduğunu bilmeli ve önemli
olduklarının da farkına varmalı ve buna göre hareket etmeliler.”
Ayetullah Hamanei, şunları da kaydetti: “Hem
kabiliyetlerimizi hem de zafiyetlerimizi bilmeli hata yapmamaya dikkat
etmeliyiz, çünkü düşman kabiliyetlerimizden çok bizim hatalarımızı
umuyor.”
