rezervlerinden birini keşfettiğini açıkladı. İran hükümetinin açıklamasına
göre, 8,5 milyon ton lityum içeren bir rezerv keşfedildi.
İran’da lityum keşfinin kamuya açıklanmasından beri bu haber
dünya medyasının gündeminden düşmüyor ve farklı ülkelerdeki uzmanların, İran’da
lityum keşfinin etkileri ile ilgili yorumları sürüyor. Bu arada Siyonist Rejim,
İran’da lityumun bulunmasıyla ilgili endişelerini dile getiren ilk taraf oldu
ve İsrailli uzmanlar ve medyas, İran’daki büyük lityum rezervleri hakkında çok
sayıda rapor yayınladı. Siyonist uzmanlar, İran’da lityum yatağının
keşfedilmesinin bölgesel güç dengelerinde değişikliğe yol açabileceğine ve
Tahran’a benzeri görülmemiş bir jeopolitik ve ekonomik konum
kazandırabileceğine inanıyor.
İran, Siyonist İsrail’in Korkulu Rüyası
Arap Dünyasının tanımış analistlerinden olan ve Rey el-Yevm
Gazetesi Baş Editörü Abdulbari Atvan, kaleme aldığı yeni yazısında; ABD ve
Siyonist İsrail’in İran’da lityum rezervlerinin keşfedilmesi konusundaki
endişelerinin nedenini anlattı.
Abdulbari Atvan’ın yazısında şu ifadelere yer verildi:
“İşgalci rejimin Başbakanı Binyamin Netanyahu ve
liderliğindeki Siyonist kabine korku içinde yaşıyor, bunun sebebi ‘İran’. Ancak
Siyonistlerin kaygıları sadece çare bulamadıkları için değil; çünkü bu
tehlikeli durum özellikle önümüzdeki yıllarda daha da kötüleşecek.
Burada İran’ın füze endüstrisi, Hayber ve Fettah füzelerinin
üretimiyle kaydettiği büyük ilerlemeden veya ülkeyi nükleer bir güç olmanın
eşiğine getiren nükleer programdan bahsetmiyoruz. Aslında, bahsettiğimiz konu,
Siyonist İsrail’in tahminlerine göre İran’ı Ortadoğu bölgesindeki en önemli
finansal ve ekonomik güç haline getirebilecek ve bu şekilde Tahran’ı
güçlendirebilecek devasa lityum rezervlerinin keşfi hakkındadır. Böylece İran
yönetimi Çin ve Rusya başta olmak üzere büyük ülkelerle ilişkilerini
geliştirebilir.
İran Yakında Dünyanın Gelişmiş Sanayilerinin Ana Aktörü
Olacak
İşgalci İsrail rejimi ve bu rejimi destekleyen Batılı
ülkelerinin İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer ve füze programından büyük
ölçüde kaygılandığı bir durumda, Tahran 8,6 milyon tonluk geniş bir lityum
rezervi sahasının keşfedildiğini duyurdu. Şili’den sonra dünyanın en büyük ikinci
lityum rezervi ve dünyadaki lityum rezervlerinin yüzde 10’unu oluşturan yeni
keşfedilen yatak İran’ı küresel endüstrilerin çoğunda ana aktör yapacaktır;
Bunun önemi gelecekte daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü lityum maddesi elektrikli
otomobiller ve bunların pillerinin yanı sıra enerji üreten bilgisayar
ekipmanları ve güneş panelleri gibi ürünlerde kullanılır.
Şunu demek istiyoruz ki, Avrupa Birliği (AB) ve dünyanın
diğer bölgeleri 2035 yılından itibaren petrol motorlu araba üretimini ve
kullanımını durdurup elektrikli arabalara ve temiz enerjiye geçerse, Ortadoğu
ile Kuzey ve Güney bölgesindeki herkes lityum hammaddesini İran’dan elde
edebilmek için harekete geçecektir. İran belki de gelecekte lityum üreten
ülkelerin de katılımıyla bu önemli elementin fiyatlarını korumak, üretimini
yönetmek ve aynı zamanda ortak çıkarlarını kollamak amacıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler
Örgütü’ne (OPEC) benzer bir organizasyon kurabilir.
Bu arada, elektrikli otomobiller ve cep telefonları ile
diğer teknolojik ürünlere yönelik küresel talebin artmasıyla birlikte son
aylarda lityum fiyatının arttığını da hatırlatmakta fayda var. İran’da ilk
lityum yatağının keşfedilmesi, ülkenin günlük 3 milyon varil ham petrol
üretimine denk geliyor. 256,7 milyar metreküp doğal gaz üretimi ile dünyada gaz
üretiminde üçüncü sırada yer alan İran sahip olduğu lityum yatağı ile
Ortadoğu’nun belki de dünyanın en zengin ülkelerinden biri haline gelir ve
önümüzdeki yıllarda en etkili ülkelerden biri olur.
ABD, İran konusunda geri adım atmaya başladı
İran’ı ‘hasım ülkeler’ listesinin başına yerleştiren ABD
geri adım atmaya başladı ve bir an önce politikalarını değiştirip hatalarını
düzeltmeye çalışıyor. ABD aynı zamanda İran’ın yaptırımları kaldırma şartlarını
kademeli olarak yerine getirmek istiyor. Geçtiğimiz günlerde Siyonist İsrail
medyasında Doha ve Maskat’ta Tahran ile Washington arasında nükleer müzakereler
konusunda aşamalı anlaşmaya varıldığı yönündeki haberler bu konunun teyidi
niteliğindedir.
Yakında dolar sisteminin sonu gelecek
İran’ın askeri sanayi sektöründe özellikle hipersonik füze
ve insansız hava araçları alanındaki büyük ilerlemelerinden sonra, nükleer
anlaşmanın artık Amerika için bir öncelik olmadığını söylersek abartmış
olmayız; çünkü İran hızla büyük bir siyasi, ekonomik ve askeri güç haline
geliyor. Bu ülkede lityum yatağının keşfedilmesi Tahran’ın küresel konumunu da
güçlendirmekle birlikte Çin ve Rusya ile ilişkilerinin gelişmesine de yol
açacaktır. Ayrıca BRICS grubu Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve
Amerika’nın eski mali sisteminin yerini alacak ve dünyadaki doların hakimiyeti
sona erecek.
İran’ın yeni ekonomik silahı yani lityumun dikkat çeken
özelliği, bu elementin petrolden farklı olarak dünyadaki gelişmiş nükleer ve
füze yeteneklerinin gölgesinde giderek daha önemli hale gelmesidir. Bu nedenle
İran’ın Mart ayında keşfettiği lityum rezervine ilişkin değerlendirmede bulunan
İsrailli uzman Dr. Anat Hochberg-Marom’un, ‘İran’da lityum yatağının
keşfedilmesi, bölgesel güç dengelerinin değişmesine yol açabilir ve Tahran’a
benzeri görülmemiş bir jeopolitik güç sağlayabilir.’ şeklindeki ifadeleri
haksız sayılmaz.
Araplar ve Müslümanlar, liderlerinin zayıflığı ve Amerika
hegemonyasına bağımlılıkları nedeniyle maalesef petrol silahını iyi şekilde
kullanamadı. Ancak İran’ın Arap ülkelerinin bu başarısızlığının yeni ve etkili
bir lityum silahıyla telafi edileceğini umuyoruz. İran İslam Cumhuriyeti,
İsrail’i korkutmayı Amerika’yı dize getirmeyi başardı ve Batı yaptırımlarını
özgüvenle etkisiz hale getirip nükleer ve füze programını geliştirdi aynı
zamanda toprak bütünlüğünü korudu. Direniş Ekseni’ne öncülük eden İran büyük
komşu ülkelerle ilişkilerini yeniden canlandırmayı ve denklemleri
değiştirmeyi başardı.”/tesnim
