komutanlarıyla yaptığı görüşmede, “Düşmanın faaliyetinin önemli kısımlarından
biri, yalan haber ve söylentilerle ve her türlü hilelerle Devrim Muhafızları’nı
karalamaktır” dedi.
Devrim Muhafızları komutanları yüksek
kurulu üyeleri bugün İmam Humeyni (r.a) Hüseyniyesi’nde İran İslam İnkılabı
Rehberi İmam Hamanei ile bir araya geldi.
Devrim Muhafızları komutanları ve yetkililerinin yüksek
kurulu üyeleri, korona salgınından önce, yıllık toplantı için İmam Hamanei ile
bir araya gelmişlerdi. Son görüşme ise Şehit Kasım Süleymani’nin katılımıyla
2019 yılı Ekim ayında yapılmıştı.
İmam Hamanei, Devrim Muhafızlarının askeri, kamu ve
yapılandırma alanındaki hizmetlerini, büyümesini ve krizleri aşmasını ve
performansını benzersiz ve iftihar vesilesi olarak nitelendi ve düşmanın kriz
yaratma, ülke güvenliğini baltalama ve insanların hayatını alt üst etme
politikasının devam ettiğine değinerek, şunları vurguladı: “Ulusal birlik”,
“halkın katılımı”, “halka, özellikle zayıf sınıflara yardım”, “yetkililerin
gece gündüz çalışma ve çabaları” ve “harekete devam etme” ışığında, devrimin
amaçlarının gerçekleşmesi, düşmanın yenilmesi ve milletin zaferi için umut ve şevk
kesindir.’
İmam Hamanei, dünyanın iblislerinin hedeflerinden birinin inkılabın
gerçeklerini İran milletine unutturmak olduğunu belirtti ve tarihin büyük
devrimleri arasında Devrim Muhafızları gibi bir grubun oluşumunu eşsiz olarak
nitelendirdi ve şunları söyledi: ‘Bütün insan topluluklarında kusurlar ve
zaaflar vardır ama ülke tarihinde ruhi, siyasi, ahlaki ve insani boyutu bu düzeyde olan bir askeri grup hiç
olmamıştır.’
İslam İnkılabı Rehberi, Devrim Muhafızlarının iç büyümesi ve
doğuşunu da eşsiz olarak nitelendirdi ve Devrim Muhafızlarının kuruluşundan
yaklaşık iki yıl sonra yaşadığı gelişmelere değinerek şunları söyledi: ‘Fedakâr
ordunun desteği ve işbirliğiyle Devrim
Muhafızlarının oluşumundan yaklaşık iki yıl sonra, Devrim Muhafızları, Fethü’l
Mübin operasyonu ve Hürremşehr’in kurtarılması da dâhil olmak üzere birçok
büyük operasyonda belirleyici bir rol oynadı ve inkılabın askeri savunmasının
muazzam gücünü düşmanın yüzüne çarpabildi.’
İmam Hamanei, Devrim Muhafızlarının sürekli büyümesine ve iç
gücüne değinerek şunları söyledi: ‘Bu mecmua artık büyük ve tam donanımlı bir
merkez ve dünyanın en büyük terörle mücadele örgütü haline gelmiştir. Dünyanın
büyük ordularının çoğu, Devrim Muhafızlarının faaliyetlerine benzer eylemlerde
bulunmaktan acizdir.
Devrim Muhafızlarının performansı cezp edici ve çok yönlüdür
ve bu örgütün krizler karşısındaki zaferi onun süreklilik arz eden yönlerinden
biridir.’
İmam Hamanei, İslam İnkılabının zaferinin arifesinde ABD,
İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin Fransa’nın Guadeloupe kentinde
yaptığı toplantıya değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Onlar kukla rejimlerini
kurtarmayı imkânsız olarak gördüler ve sürekli kriz yaratma stratejisi
uygulayarak bu krizlerin İran’da başa gelen her yeni hükümeti yok edeceğini
umdular.’
İslam İnkılabı Rehberi, devrimin başında ülkenin farklı
bölgelerinde yaşanan krizleri, kargaşaları, güvensizliği ve terör gruplarının
yaygın faaliyetlerini hatırlatarak şunları söyledi: ‘ABD’nin İran’daki casusluk
yuvasına ilişkin belgeler de bu olayların Batı’nın İran’da kriz yaratma
stratejisi çerçevesinde gerçekleştiğini gösteriyordu.’
İmam Hamanei, bu krizlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ve
bu sorunları yaşayan eyaletlerin halkının
kurtarılmasının sebebinin Devrim Muhafızları olduğunu belirterek şunları
vurguladı: ‘Düşmanlar, sürekli krizler çıkararak devrimi baltalamaya ve
ardından 19 Ağustos 1953 darbesine benzer bir eylemle devrimin işini bitirmeye
çalıştı ancak Devrim Muhafızları, 19 Ağustos darbesinin tekrarlanmasını
engelledi ve İran’ın doğru yoldan sapmasına izin vermedi. Düşmanların Devrim
Muhafızlarına bu kadar kin beslemelerinin nedeni budur.’
İslam İnkılabı Rehberi, Devrim Muhafızlarının Kutsal
Savunmadaki performansını parlak ve çok önemli olarak nitelendirdi ve şunları
söyledi: ‘Kabiliyetlerini her geçen gün artırmak, Devrim Muhafızları’nın
performansının başka bir boyutudur ve bu, İran için güvenlik ve caydırıcılık
yaratmıştır.’
İmam Hamanei, “askeri seçenek masada” ifadesinin
azaltılmasını ve tekrarlanmamasını Devrim Muhafızları’nın caydırıcılık gücü ve
kabiliyetlerinin bir sonucu olarak değerlendirdi ve şunları söyledi: ‘Bu
cümlenin artık hafif, anlamsız ve değersiz hale geldiğini herkes biliyor.
Devrim Muhafızlarının yapılandırma ve alt yapı alanındaki performansı
onurlu, parlak ve eşsiz boyutlardadır. Devrim Muhafızları kamu hizmetlerinde,
yoksunlukların giderilmesinde, doğal afetlerde ve Korona gibi olaylarda var
gücüyle halka hizmet etmiştir.
Devrim Muhafızları’nın ülkenin kamusal atmosferi üzerindeki
etkisi ve gençleri kendisine çekmesi, bu örgütün performansının bir başka
boyutudur.
Gençler, ilim, performans, idealizm ve gerçekçiliği, sert
güç ve yumuşak güçle teçhizatlanmayı yani insanlarla iletişimi Devrim
Muhafızlarında gördüğünde bunu örnek alır ve cezp olurlar.
Gençler ve güvenlik ve asayişi savunan şehitler, Devrim
Muhafızları’nın ve Hacı Kasım, Huceci ve İbrahim Hadi gibi Devrim
Muhafızları’nın iftihar vesilesi olan unsurlarının bu tür cazibelerinin
sonucudur.
Devrim Muhafızları’nın sınır ötesi etkileri de derin ve çok
önemlidir. Devrim Muhafızları’nın çeşitli boyutlardaki işlevleri ve cazibesi,
düşmanı endişelendirmiş ve onları, yalanlar, söylentiler ve saçmalıklarla bu
örgütü karalamaya zorlamıştır.’
İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei’nin bu görüşmede
değindiği bir diğer konu başlığı da kendini korumanın önemi ve gerekliliğiydi.
İmam Hamanei, Batı’nın İran’da kriz yaratma stratejisini devam
eden sürekli bir politika olarak nitelendirdi ve şunları ekledi: ‘Onlar, bir
gün seçim bahanesiyle, bir gün benzin bahanesiyle, bir gün de kadın bahanesiyle
hâlâ ülke içinde kalıcı bir kriz yaratmanın peşindeler. Elbette günümüzde kriz
çıkarmanın yolları daha da gelişmiştir.’
İslam İnkılabı Rehberi, Allah’tan gafil olma, kibir, dalalet,
Allah’ın nimetlerinin ve yardımlarının farkına varmama, ümitsizlik ve şüphe
gibi sarsılmalara değinerek, kendini korumanın yani takvalı olmanın tüm grup ve
kişilerin görevi olduğunu belirtti ve şunları söyledi: ‘Kişilik zayıflıkları,
insanların hassas durumlarda düşmesine neden olur. Bu nedenle, devrimi korunmadan
önce, sürekli olarak kendimizi korumalıyız.’
İmam Hamanei, Devrim Muhafızları yetkililerine duyarlı
olmalarını ve Devrim Muhafızları’nın önemli değer ve niteliklerini korumaya özen
göstermelerini tavsiye etti ve Peygamber’in (s.a.a) üstün dereceli eşlerinin
azap ve mükâfatının iki kat olduğunun belirtildiği Kur’an ayetine değinerek şu
ifadelerde bulundu: ‘Genel olarak bizler ve siz askerler de böyleyiz. Çünkü iyi
ya da kötü yaptığımız işlerin birden çok dış etkisi vardır ve bu, kendimize
dikkat etmenin önemini ikiye katlamaktadır.’
İslam İnkılabı Rehberi, Devrim Muhafızları’nın önceki
nesillerinin fedakârlıklarına değinerek, bugün Devrim Muhafızları’nın genç ve
iftihar vesilesi olan kuşağına şu tavsiyelerde bulundu: ‘İlmi, pratik ve manevi
güzelliğinizi geçmişin o güzel nesillerinden bile daha yükseğe çıkarmaya
çalışın.’
İmam Hamanei’nin bu görüşmede değindiği bir diğer konu
başlığı da şu sorunun cevabıydı: “İslam İnkılabının ne gibi bir özelliği var ki
bu düşmanlığı körüklemekte ve onlar karşısında inkılabı savunmak gerekli hale
gelmektedir?”
İmam Hamanei İran’daki “İslam’ın siyasi egemenliğini”
bu soruya net bir cevap olarak nitelendirdi ve siyasal İslam’ın özelliklerini açıklayarak
şunları söyledi: ‘Zulme ve zalime karşı olmak ve mazlumlara yardım, siyasal
İslam’ın öne çıkan bir özelliğidir ve bu, Siyonist rejim gibi işgale, baskıya,
zorbalığa ve işkenceye dayalı bir rejimi, İran İslam Cumhuriyeti gibi bir
sistemle inat ve düşmanlığa zorlamaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti’nin milletlerin çıkarlarına ve
kaynaklarına tecavüze karşı çıkması da sömürgecilerin İran’la çatışmasına neden
olan bir diğer unsurdur. Kuran, sömürgeci yaklaşımın aksine, bizimle farklı
inanç ve davranışlara sahip milletlere karşı adaletle hareket etmemizi
emretmiştir.’
İmam Hamanei, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin yüzyıllar
boyunca biriktirdiği zenginlik ve ilerlemenin, başka ülkelerin işgalinin ve
sömürülmesinin bir sonucu olduğunu belirterek, şunları söyledi: ‘Falanca siyasi
analist “İran İslam Cumhuriyeti ne yaptı ki falan ülke ona karşı çıkıyor?” diye
soruyor. Oysa bu sorunun cevabı açık ve nettir; sömürge sistemine sahip olan
şeytani sistemler İran İslam Cumhuriyeti ile iyi olamazlar.’
İslam İnkılabı Rehberi, renk, ırk ve bölge gözetmeksizin tüm
insanların haysiyetine saygı duymanın Kur’an’ın bir başka emri olduğunu
belirterek şu hatırlatmalarda bulundu: ‘Kuran mantığına göre siyahi bir insanın
diğer insanlardan hiçbir farkı yoktur. Dolayısıyla ırk ayrımcılığı mantığını
skandal bir şekilde yayan Batılılar, İran İslam Cumhuriyetine karşı merhametli
olabilirler mi?’
İmam Hamanei, kötü niyetlilerin siyasal İslam’a karşı
kininin bir başka nedenine değinerek, Kuran’ın çatışma ve düşmanlık temeli olmayan
her ülke ve hükümete barışçıl bir şekilde davranmaya emrettiğine değindi ve
şunları söyledi: ‘İran İslam Cumhuriyeti, kendisiyle aynı fikirde olmasa bile,
çatışma niyeti olmadığını söyleyen herhangi bir ülkenin sözlerini kabul eder. Ancak
karşı tarafın hile ve yalan söylediğini ve onu sırtından bıçaklamaya hazır
olduğunu fark ederse, onların sözünü asla kabul etmeyecek ve anlaşmanın ihlaline
karşı misillemede bulunacaktır.
İran İslam Cumhuriyeti düşmanlığının bir diğer önemli sebebi
de Batı Asya’nın hassas bölgelerindeki direniş hareketlerinde İran İslam Cumhuriyeti’nin
rol model, öncü ve itici güç olmasıdır. Eğer İran İslam Cumhuriyeti bu
hareketlere örnek olmasaydı bu düşmanlıklar daha az olurdu.’
İmam Hamanei, inkılabın zaferinden önceki yıllarla, yani
1967’deki altı gün savaşında ve ayrıca 1973 savaşında, üç Arap ülkesinin
silahlı ordularının Siyonist rejime karşı başarısız olmasını, devrimden sonraki
yıllarla kıyaslayarak şu hatırlatmalarda
bulundu: ‘İslam inkılabından sonra durum öyle bir noktaya geldi ki, Siyonist
rejim Lübnan’da 33 gün boyunca Hizbullah’ı yenmeye çalıştı, ancak başarısız
oldu ve utanç içinde kaçmak zorunda kaldı.
Devrimden önceki dönemle inkılabın uzaklığı, 1967’deki 6 gün
savaşı ile 33 gün savaşı arasındaki farktır. Bugün Filistin’in işgal altındaki
topraklarında ve Ürdün Nehri’nin batısındaki bölgede gençlerin Siyonist rejimi aciz
bırakacak şekilde hareket ettiği ve saldırdığı bir noktaya gelinmiştir.
Şer, kin, sözünde durmama ve yalancılığın karşısında duran
İran İslam Cumhuriyeti kesinlikle düşmanlığa neden olacaktır. Düşmanı tanıyarak
hem korunma güdüsü derinleşir hem de karşı tarafı tanımakta hata yapmayız.
Çünkü daha önce karşılaştığımız ve tekrarlamamamız gereken sorunlardan biri de
düşmanı tanımada hata yapmaktır. O halde, aziz İmam’ın (r.a) o derin idrakiyle
söylediği gibi, haykırabildiğimiz kadar Amerika’ya karşı haykırmalıyız.’
Ayetullah Hamanei konuşmasının son bölümünde bazı önemli ve
genel tavsiyelerde bulundu.
İmam Hamanei, inkılaptan sonra kaydedilen büyük ilerlemelere
ve yeteneklere ve güzel çalışmalara değinerek, şunları vurguladı: ‘İlerlemenin
değerini ve önemini bilmeliyiz ama mağrur olmamalıyız.’
İslam İnkılabı Rehberi, Batı’nın İran’da kriz yaratma
stratejisini sürekli bir politika olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: ‘Onlar
bir gün seçim bahanesiyle, bir gün benzin bahanesiyle, bir gün de kadın
bahanesiyle hâlâ ülke içinde kalıcı bir kriz yaratmanın peşindeler. Elbette
günümüzde kriz üretim araçları daha gelişmiştir.
Düşmanın kriz yaratmaktaki asıl amacı, ülke güvenliğine darbe
vurmaktır. Güvenlik olmadan ekonomi,
istihdam ve alt yapı çalışmaları olmaz ve fabrikalar, bilim, üniversiteler ve
araştırma merkezleri kurulmaz. Dolayısıyla onların asıl amaçları ülke
güvenliğini bozmak ve insanların hayatını alt üst etmektir.
CIA, Mossad ve MI6 istihbarat teşkilatları krizin planlanması
ve yaratılmasının arkasındaki ana faktörlerdir. Tabi onlar, iç ve dış ajanları
ve Batılı ve kayıtsız unsurları da kullanıyorlar ama en önemli faktör casusluk
servisleridir.
Düşmanın planlarına karşı görevlerimizi anlamalıyız. Bugün
bize düşen görev, sürekli olarak inkılaba sahip çıkmaktır. Bugün bizim en önemli
görevimiz ulusal birlik, halkın katılımı ve başta zayıf sınıflar olmak üzere
insanlara yardım etmektir. Bugünün görevi, yetkililerin gece gündüz ve yorulmak
bilmeden çalışması ve çaba göstermesidir.
Ülke, zorlu yollardan ve geçitlerden geçerek zirveye doğru
ilerlemektedir. Dik yokuşa rağmen rotanın büyük bir bölümünü geçtik ve zirveye
yaklaştık, dolayısıyla bugün yorgunluk ve umutsuzluk değil, neşe, umut ve
hareket günüdür ve ülke yetkililerinin de bu ruhla hareket etmesi gerekmektedir.’
İmam Hamanei, yetkilileri eleştirmekle ilgili de şunları
söyledi: ‘Eleştiri olmasın demiyoruz ama eleştiri yapılırken yetkililere güven
duyulmalıdır çünkü yetkililer şevkle, kabiliyetle, Allah’a tevekkülle ve var
güçleriyle çalışıyorlar.
Bugüne kadar kat edilen yolu güçlü bir şekilde takip edersek,
düşmana karşı zafer kesindir.’
