Milli Eğitim bakanlığı yapan Hüseyin Çelik, iktidarın milli eğitim
politikalarını eleştirdi, “benim dönemimde yüzde 51 olan memnuniyet oranı
yüzde 21’lere düştü” diye yazdı. Hüseyin Çelik ayrıca yeni bakanların,
milli eğitimde uzmanlaşmış personeli işten uzaklaştırarak kurum hafızasına
zarar verdiklerini ve uzaklaştırılan personeli de havuza alarak çok sayıda
“bankamatik memuru” yarattıklarını belirtti.
Hüseyin Çelik’in Serbestiyet gazetesinde yer alan
“Eğitim S.O.S. veriyor” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:
“Eğitim alanındaki problemimiz, eğitimin fiziki
mekanları, alet edevat meselesi değil; mesele, eğitimin ruhunun olmaması. Genel
olarak insan kaynakları yönetimimiz berbat vaziyette.
AK Partili bir bakan göreve başlayınca iktidar değişmiş gibi
tepeden tırnağa bürokratları değiştiriyor. Eskiler henüz işe alışmış ve
ısınmışken gidiyor, yerlerine gelen yeniler, epey bir süre acemilik ve bocalama
devresi geçiriyor. Onlar işe tam hakim olmaya başlayınca bakan değişikliği
rüzgarı onları da ‘havuza’ atıyor.
Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın kurumsal hafızası olan
binlerce yetişmiş eğitim yöneticisi, sonbaharda dökülen gazeller gibi ‘havuza’
dökülmüş durumda. Bu insanlar elini soğuk sudan sıcak suya koymadan, çoğunlukla
da evde oturarak maaş alıyor. Artık maaş almak için bankamatiğe gitmeye bile
gerek yok. Hesaba yatırılır yaptırılmaz mobil telefon aracılığıyla maaş
kullanıma hazır. Zaten artık onların adı ‘Havuz’ personelidir.
Her türlü israf kötü ve haram olmakla beraber bana göre en
büyük israf, yetişmiş insan israfıdır. Eskiden, üst düzey bürokratlar görevden
alındığı zaman APK uzmanı olarak atanıyordu. Her bakanlığın APK birimi, o zaman
bankamatik elemanları ile dolu idi. APK’nın açılımı ‘Araştırma, Planlama ve
Koordinasyon’ idi ama uygulamada bu ‘Al Paranı Kaybol’ anlamına geliyordu.
Artık APK diye bir birim yok. Şimdi görevden alınanlar
‘araştırmacı’ olarak atanıyor.
İşsiz, güçsüz, kenara atılan kimselere bu unvanın verilmesi,
araştırma kavramının içini ne kadar boşalttığımızı gösteriyor.
Bunlar, anlayanlar için dost uyarısıdır. Mevlana, ‘iyi bir
dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur.’ der. Dost yüzünüze ayna tutandır.
Birileri size çürümüşlüğü gül gülistan gösteriyorsa bilin ki, o sizin asla
dostunuz değildir.
Benden sonra gelen 7 bakanın, mevcut bakan arkadaşımız
hariç, hepsine hayırlı olsun ziyaretine gidip, kendilerine bir telefon mesafesi
kadar uzak olduğumu, destek olmak amacıyla bana bir şey düşerse seve seve
üzerime düşeni yapmaya hazır olduğumu ifade ettim. Yeni bakan arkadaşımıza da
gidip aynı vazifemi yapacağım.”
