Erdoğan’ın Tel Aviv ile Riyad arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik
son çabaları desteklediğini iddia etti.
Middle East Eye çeşitli kaynaklardan naklen şu ifadelerde
bulundu: ‘Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta analistler ve
gazetecilerle yaptığı gizli toplantıda Ankara’nın İsrail ile Suudi Arabistan
arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik son çabaları desteklediğini
söyledi.’
Bir diğer iki kaynak da Middle East Eye’a şunları söyledi: ‘Türkiye,
iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirme çabalarını olumlu buluyor.’
Türkiye’nin düşünce tarzına aşina bir kaynak Middle East
Eye’a şunları söyledi: Türkiye bölgedeki gerilimin azaltılmasını destekliyor. Türkiye’nin
ilişkilerin normalleşmesine verdiği destek bu genel politikanın sadece bir
devamıdır. İlişkileri normalleştirme süreci, İsrail’in bölgede daha akıllı
eylemlere yönelmesi için siyasi bir kaldıraç olabilir.
Suudi Arabistan, ilişkilerin normalleşmesi karşılığında
ABD’den güvenlik garantileri almak, yerli nükleer programın geliştirilmesi için
yardım almak ve ABD silahlarının alınmasına yönelik kısıtlamaların
azaltılmasını istiyor.
İlişkileri normalleştirme anlaşması olumlu bir kaldıraç
haline gelebilir ve Filistin meselesi konusunda İsrailli liderler üzerinde
baskı oluşturabilir. Bu, Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerini kolaylaştırabilir
çünkü Filistinlilerle gerilim azalacaktır.’
Suudi medyası geçtiğimiz günlerde, Siyonist rejimin
Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sağcı kabinesinin eylemleri nedeniyle Riyad’ın
ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik görüşmeleri durdurduğunu açıkladı.
Yaklaşık iki ay önce bir ABD dergisi, Muhammed bin Salman’ın,
Beyaz Saray’ın Siyonist rejimle ilişkileri bu yılın sonuna kadar normalleştirme
talebini reddettiğini bildirmişti.
Analistler daha önce işgal altındaki Filistin’de Binyamin
Netanyahu liderliğindeki aşırı sağ kabinenin iktidara gelmesinin, Tel Aviv ile
ilişkileri normalleştirmeye başlayan bazı ülkelerin bunu askıya almasına neden
olduğunu söylemişti.
Diğer bazı analistler de İran ile Suudi Arabistan arasındaki
anlaşmanın, Riyad ile Siyonist rejim arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin daha
fazla zorlukla karşı karşıya kalmasına neden olduğuna inanıyor.
İran ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmadan kısa bir süre
sonra Siyonist rejimin Israil Hayom gazetesi bunu Tel Aviv için bir yenilgi
olarak nitelendirdi ve şöyle yazdı: ‘İsrail’in iç sorunları ve Tahran ile
Riyad’ın yakınlaşmasıyla başlayan jeopolitik değişimler, İsrail’in kendisini
ummadığı bir durumda bulmasına neden oldu.
Bu yakınlaşma diğer ülkelerin İsrail ile ilişkileri
normalleştirme planlarını durdurdu.’
Muhtemelen Riyad ile Tel Aviv arasındaki anlaşmanın bazı
kısımlarına oy vermesi gereken Senato’daki Demokrat temsilcilerin çoğu, hem
Suudi Arabistan hükümetini hem de Siyonist rejimi sert bir şekilde
eleştiriyorlar.
Siyonist rejim ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin
normalleşmesi, yukarıda sayılan faktörlerin dışında başka engellerle de karşı
karşıyadır. Bilgili kaynaklar geçen ay Axios’a, Suudi Arabistan ile İsrail
arasında kapsamlı bir anlaşmanın önündeki en büyük engellerden birinin Riyad’ın
ABD ile askeri işbirliğini artırma ve son derece gelişmiş silah sistemlerine
erişim talebi olduğunu söyledi.
Suudiler ayrıca, Beyaz Saray’dan Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri’nin
mühimmat alımına izin verilmesini istiyor. Biden yönetimi, Beyaz Saray’a
girdikten birkaç hafta sonra, Yemen’deki savaş nedeniyle bu tür mühimmatın
Suudi Arabistan’a satışını askıya almıştı.
Bu konudaki bir diğer engel ise Suudi Arabistan’ın, uranyum
zenginleştirmesi de dâhil olmak üzere bu ülkenin nükleer programının
geliştirilmesi için Amerika’dan destek alma talebidir.
Suudi Arabistan’ın nükleer programının geliştirilmesi ve bu
ülkede uranyumun zenginleştirilmesi İsrail rejimi açısından ciddi endişe
kaynağıdır ancak İsrailli yetkililer bu konuda çeşitli çözümlere ulaşmak için
istişarelerin sürdüğünü söylüyor.
New York Times geçen ay, bu anlaşmanın önündeki engeller
hakkında şunları yazdı: ‘Siyonist rejim, Suudi Arabistan’ın Netanyahu’nun Batı
Şeria’yı ilhak etmeme sözüyle yetinmeyeceğini ve pratikte de ciddi eylemlerde
bulunulmasını isteyeceğini anlamış durumda.
Netanyahu’nun kabinesindeki aşırılık yanlısı unsurların pratikte
bu tür önemli eylemlerde bulunulmasına onay vermesi pek mümkün görünmüyor ve bu
yönde baskı uygulamak onun yok olmasına neden olabilir.’
