İran: ABD’nin Bölgeden Çekilmesi İçin Komşu Ülkelerle Kardeşlik Bağları Güçlenmelidir

rasthaber
Rasthaber –  İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı, İran’ın
komşu ülkelerle ilişkileri hakkında şunları söyledi: ‘Amerika’nın bölgeden
çekilmesi için komşu ülkelerle kardeşlik ve dostluk bağının kurulması gerekir
ve bu, İran hükümetinin stratejik bir kararıdır.’

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bakıri, “Günaydın İran”
programında İran’ın diplomasisi ve seçimler hakkında açıklamalarda bulundu ve
şunları söyledi: ‘İslam İnkılabının en önemli başarısı bağımsızlıktı ve İmam
Hamanei açıklamalarında bağımsızlıkla ilgili olarak şunları söyledi: “Bağımsızlık,  ülkenin dış alanda hareket özgürlüğü ve ülkenin
zorba güçlerin dayatmasından korunmasıdır ve bu bağımsızlık hiç kimsenin bu
konuda bir şüphesinin bulunmadığı bir tekliftir.” Halkımızın düşmanları bile,
İran’ın İslam İnkılabının zaferinden sonraki bu yıllarda bağımsızlığını güçlü
bir şekilde koruyabildiğini itiraf ediyor.

İslam İnkılabının temel hüneri, bağımsızlığını korurken
çeşitli alanlarda ilerleme kaydedebilmesidir. İşte bu noktada İmam Hamanei’nin beyanlarında
şunu belirttiğini görüyoruz: Bağımsızlık, ekonomiyi ve dış politikayı coğrafi
sınırlara hapsetmek anlamına gelmez. Dolayısıyla bağımsızlık ve bağımsızlık
ışığında ilerleme, İslam İnkılabı’nın iki parlak ve öne çıkan noktası
diyebiliriz.

İlerleme çerçevesini ve modelini kurumsallaştırmada ve
belirlemede hem halkın hem de parlamentonun rolü çok temeldir. İnsanların seçim
sahnesine çıkması İslami demokrasinin canlı olduğu anlamına geliyor. İnsanlar
kendi kaderlerini belirlemede aktif olarak rol oynuyorlar ve bu, düşmanlara
karşı caydırıcı bir rol oynuyor.

İran bir mücevherdir. Bazen bana İran’a yönelik tehditlerin
ne zaman biteceğini soruyorlar, bir diplomat olarak cevabım şu; Elimizde bir
mücevher olduğu için bunun karşısında da bir tehdit var ama senin bir şeyin
yoksa o zaman kimsenin seninle işi olmaz. Dolayısıyla hiçbir tehdidin
olmadığını söylemek hüner değildir. Hüner, tehditlere karşı caydırıcılık
yaratabildiğimizi söylemektir.’

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı, halkın seçim sahnesindeki
varlığı ve rolü hakkında şunları söyledi: ‘Bu, var olan caydırıcılığı sabit
hale getirebilir. Belki birileri tek bir oyla bu sağlanabilir mi?” diye
sorabilir. Evet, ulusal düzeydeki bu kapasite, düşmana İran ulusunun hâlâ
bağımsızlıktan yana olduğu mesajını gönderiyor.

Bağımsızlık 1978’de hayata geçecek bir proje değildi.
Bağımsızlık rol oynamamız gereken bir süreçtir.

Bakıri, açıklamalarının devamında inkılaptaki ilerlemelere
değinerek şunları söyledi: ‘Meclisin ilerlemenin bir olgu haline gelmesinde çok
temel bir rolü vardır. İmam Hamanei, yasamayı meclisin temel görevlerinden biri
olarak görüyor. İmam Hamanei’nin bu konudaki ifadesi şöyledir: Yasama, ülkenin
ilerleme yoluna raylar koymak demektir. Bu raylar aslında hükümet erkanına
ilerlemenin temel olgularını sunar. Aslında hükümetin yolu parlamentonun belirlediği
çerçeve içerisindedir. Bu parlamento, üyelerinin doğrudan halk tarafından
seçildiği bir parlamentodur. Bu, yani insanların acılarının, hedeflerinin ve
arzularının ilerleme düzeni içinde kendini göstermesi gerektiği anlamına gelir.

İmam Humeyni (r.a), meclisteki milletvekillerinin acı çekmiş
insanlar olması yönünde bir yorumda bulunmuştur. Bu durum, halk için çizilen
yolu koruyabilmesi için, ilerlemenin modellenmesinde halkın görüş, istek ve
beklentilerinin yanı sıra parlamentonun diğer yönü olan denetimin de dikkate
alınması gerektiğini göstermektedir.

İki temel terimin bu birleşimi, dışarıdan bakanlara çok
temel bir yaklaşımı ve parlamento seçimleri alanında halkın rolüne ilişkin bir esası
ortaya çıkarabilir. Bugün halkımızın karşı karşıya olduğu gerçek, düşmanın
yıllardır halkımıza karşı yürüttüğü ekonomik savaştır. Bu ekonomik savaşın
belirli bir amacı yok. Temel amacı insanların ilerlemesini engellemektir. Bu,
düşmanın kararlılığını ve nefretinin derinliğini gösterir. Düşman bu şekilde
sahneye girdiğinde, doğal olarak halkımız da olgunluğuyla, durumu kavrayışıyla,
kendi kaderini tayin etme iradesiyle bu alanda daha ciddi ve daha güçlü bir
şekilde ortaya çıkacaktır.’

Bakıri, halkın sahnedeki hamasi varlığı ile diplomatların
müzakerelerde ellerinin açılması arasındaki bağlantıya ilişkin şunları söyledi:
‘Dünyada iki tür ülke vardır. Ülkeler ya kendi halklarına güvenmeliler ya da
yabancı bir güce güvenmeliler. İslam İnkılabının ana mesajı bağımsızlığın
ilanıydı. Yani kimseye bağımlı değiliz. İnsanların varlığı ve farklı alanlarda
rol oynaması ülkeye güç veriyor. Çünkü bağımsızlığın gücünü ve bağımsızlığın
sağlamlığını düşmanların ve yabancıların yüzüne vuruyor ve onlar, halktan
kaynaklanan bir egemenliğin halkın ve ülkenin çıkarlarını sağlamaktan başka
hiçbir şeye boyun eğmeyeceğini anlıyorlar.

Doğal olarak seçimler gibi dışarıdan görünen sahnelerde
insanların etkili ve neşeli bir varlık sergilemesi çok etkilidir ve bunu farklı
sahnelerde de görmekteyiz. Biz bunu son iki yıldır da görüyoruz. Hükümetin
politikası komşuluk politikasına dayanıyordu ve bölge ülkeleriyle ilişkileri
ciddi anlamda geliştirmek için hükümet tarafından ciddi bir çaba sarf edildi.

Parlamentonun temel özelliklerinden biri de geleceğe zemin
hazırlamasıdır. Bu nedenle parlamentonun rolü stratejiktir. Bir yürütme organı,
işinin önemli bir bölümünü güncel olaylara ayırabilir, ancak rayları koymak
stratejik bir bakış açısı anlamına gelir. Bu açıdan bakıldığında bu rolü iyi
oynayabilecek yetkin ve kararlı temsilcilerin belirlenmesinde halkın varlığı ve
katılımı bağımsızlığımızı ve ilerlememizi garanti edebilir.’

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, komşu ülkelerle ilişkiler
hakkında şunları söyledi: ‘Hükümetin komşu ülkelerle olan ve sistemin kararına
dayalı ilişkisi stratejiktir. Bir ülke hariç tüm komşu ülkelerle iyi
ilişkilerimiz var. Kuzeyde Azerbaycan, güneyde Suudi Arabistan, BAE, Katar,
Umman ve Kuveyt, batıda Türkiye ve Irak, doğuda Afganistan ve Pakistan ile iyi
ilişkilerimiz var. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız, dış politika ve
uluslararası ilişkiler alanında faaliyet gösteren bir hükümet başkanı olarak,
komşu ülkelerle ilişkilerde önemli düğümleri açmayı başarmıştır.

Azerbaycan iyi ilişkilerimiz olan ve olması gereken
ülkelerden biridir. Bu ülkenin bizimle kopmaz tarihi, kültürel ve dini bağları
var. Dolayısıyla bu alanda çok olumlu ilişkilerimiz var ve hükümetin bu bakış
açısı, bölge ülkeleriyle aynı doğrultuda bir iletişim konusunda sistemde ciddi
bir iradenin olduğunu gösteriyor.

Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında bizim tehditleri
ortadan kaldırma yaklaşımımız olabilir. Ancak bölge ve komşu ülkeler söz konusu
olduğunda önceliğimiz gerilimi azaltmaktır. Bazı komşularımızla aramızdaki
olası boşluklardan yabancıların yararlanmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz.
Komşu ülkelerle çok stratejik ve köklü bağlarımızı pekiştirme konusunda kesinlikle
ciddi bir irademiz var. Kolektif işbirliği ve güvenliğin olduğu istikrarlı bir
bölge yaratmak için bir platform oluşturulmalıdır. İmam Hamanei bu konuda
Amerika’nın bölgeyi terk etmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Amerika’nın bölgeden çekilmesi için komşu ülkelerle
kardeşlik ve dostluk bağının kurulması gerekir. Bu, İran hükümetinin stratejik
bir kararıdır.’

Bakıri açıklamalarının sonunda, halkın seçimlerdeki rolüne
ilişkin şunları söyledi: ‘İran’da seçimler, özellikle de parlamento seçimleri,
İmam Humeyni ve İmam Hamanei’nin asıl aktörün halk olması gerektiği yönündeki
bakış açısına dayanmaktadır. Siyasi hareketler ve partiler de rol oynasa bile onlar,
halkın daha objektif ve etkili rol oynamasına araç olmalıdır. Halkın rolü temel
ve stratejik bir roldür ve dekor değildir. Bu, İslam İnkılabı İmamlarının halk
konusunda sahip olduğu inançtır ve bu, farklı sütunlarda tecelli etmiştir. Halk
bu defa da kesinlikle kendi stratejik rasyonelliğini düşmanların tüm
komplolarına empoze edecek ve İran’ın iftihar bayrağını İran milletinin iftihar
dolu zirvelerinde dalgalandırmaya devam edecektir.’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın