Güney Kafkasya’da Azerbaycan, Türkiye ve İsrail’in Ortak Menfaati

rasthaber

RASTHABER-Halen karışıklıkların olduğu Güney Kafkasya bölgesi yine Azerbaycan ve Ermenistan arasında meydana gelen silahlı çatışmalara sahne olmaktadır öyle ki, İsrail, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye’nin ortak menfaati ve aralarındaki bağ haber kaynakları tarafından da sorgulandı. Azerbaycan Cumhuriyeti, birkaç Müslüman ülkelerden biridir, öyle ki İsrail ile resmi bir diplomatik ilişkiye sahiptir ve iki tarafın Tel Aviv ve Bakü’de konsolosluğu vardır ve hiç bir Avrasya ülkesi Azerbaycan Cumhuriyeti gibi İsrail ile dostça ve derin bir ilişkiye sahip değildir.

Rusya El-Yevm haber ajansı internet sitesi tarafından verilen konuyla ilgili olarak yayınlanan analizde şu ifadeler yer almaktadır: “Güney Kafkasya’da; İsrail, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin menfaatlerinin uyması” başlığı ile verilen ve İbranice olan Urshelim Post gazetesi İsrail uluslararası ilişkiler uzmanı Arye Gut tarafından yazılan ve 6 Mart 2015’te yayınlanan makalede, Avrasya bölgesindeki hiç bir ülkenin Azerbaycan gibi İsrail ile dostça ve derin ilişkisi yoktur, ifadesi kullanıldı.

Arye Gut, İsrailli tarihçi Emile Ebramuf ile birlikte 11 Kasım 2014 yılında İbranice olan Haartes gazetesi de “Azerbaycan Cumhuriyeti, İsrail için çok önemli bir ülkedir” başlığı ile bir makale yayınlamıştı.

Şaşırmamak gerekir, şunu bilmelisiniz ki İsrail’in parlak siyasi çehresi Azerbaycan Cumhuriyeti’nin sıcak ve samimi koruması ile tanınmaktadır. Azerbaycan siyasi düşünürler ki eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkmıştır, yine aşırıcı sekülarist düşünce ile Arap mirası ile düşmanlıkları ile ünlüdürler. Yine aynı şekilde Wikileaks tarafından yayınlanan belgede Bakü ve Tel Aviv arasındaki sahte kimlik oluşturma düzeni, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Arap ve İslam dünyası ile olan mesafesinin ve çatışmasının bir göstergesidir.

Amerikalı diplomat Rap Carlic’in 2008 Ocak ayında ülkesinin dışişleri bakanlığına gönderdiği gizli mektupta; Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İsrail gibi, İran’ı kendi emniyeti ve varlığı için büyük tehdit olarak gördüğü belirtilmektedir. Amerikalı bu diplomat şuna inanmaktadır ki, İsrail ileri teknolojili ve gelişmiş silahları ve müşterilerini siyasi ihtiyaçları ile Azerbaycan Cumhuriyeti için ideal bir ortaktır.

Azerbaycan Cumhuriyeti modern silahları İsrail’den temin edebilir ve bu ortaklıktan teknolojilere ulaşabilir öyle ki bunları bazı yasal kısıtlamalardan dolayı Amerika, Rusya veya Avrupa ya da Belarus ve Ukrayna gibi eski Sovyet ülkelerinden temin edemez.

Amerikalı bu diplomat ekleme yaparak şu ifadeleri kullanmaktadır: Öyle ki Batı ülkeleri Azerbaycan Cumhuriyetine ileri teknolojili silah satışının, bu ülkenin Karabağ topraklarını geri almak için savaş başlatmasından korkmaktadır. Tel Aviv özgürce Bakü ile silah satışı anlaşmaları yapmakta ve zengin müşterisinden büyük karlar elde etmektedir.

Burada şunu söylemek gerekir ki, iki taraf arasında imzalanmış en büyük anlaşma, 2012 Ocak ayında imzalanan 1,5 milyar dolarlık anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre, Bakü 2013 yılından 2015 yılına kadar ” Heyrun1″ ve Serçer2″ modeli insansız hava aracı teslim almış ve bu savaş uçaklarından dört tane daha bu yıl teslim alacaktır. Yine gemi savar füze sistemi olan “Gabriel5″, hava savunma sistemi” Barack8″ ve erken uyarı radarı ve Azerbaycan Cumhuriyetinde İHA üretim fabrikası kurulması iki taraf arasından imzalanan diğer anlaşmalardır.

Buna karşın Bakü, Washington’da çok etkin olan Ermeni lobisi’ne karşı Amerikan-Yahudi lobisine dayanmaktadır.

İsrail stratejik araştırma merkezi uzmanlarından olan İlya Bertmen, açıklama yaparak şunları söyledi: Washigton’daki Yahudi Lobisi, Ermeni lobisinin ülkede bu konudaki siyasetleri Amerika’nın Bakü’ye destekleri karşısında durmaktadır.

Belki bu nedenle Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Amerika’ya yaptığı ziyaretlerde Amerika Yahudi kuruluşları ile görüşmeye özen göstermektedir. Geçtiğimiz Mayıs ayındaki son görüşmesini yine “Amerika-İsrail halk ilişkileri komitesi(Aypek)” ve “Avrasya Milli Yahudileri koruma koalisyonu” ve Amerikan- Yahudi büyük kuruluşlarının başkanları ile yapmıştı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı, 2008 Ocak ayında çok net olarak Bakü ve Tel Aviv arasındaki ilişkiyi “Müdahaleci gözlerden uzakta %90’ı suya dönüşmüş bir buz dağı”na benzetmişti.

Eski bir İsrailli diplomatın açıklamalarına göre, İsrail için Azerbaycan Cumhuriyetini müttefiki olarak silahları için önemli bir pazar, düşman sınırlarında, yani İran sınırlarında, istihbarat çalışmaları için sağlam bir yer olarak korumak zorundadır özellikle de İsrail istihbaratı Azerbaycan Cumhuriyetinde kendi evinde gibi hissetmektedir. Çünkü Azerbaycan Cumhuriyeti İsrail’in İran aleyhine yaptığı casusluk faaliyetlerine açık alan bırakmış ve İran da daha önce Bakü’nün, Nükleer mühendislerine yapılan suikastlarda İsrail ile istihbarat işbirliği yaptığını açıklamıştı. Yine aynı şekilde Tel Aviv, Ortadoğu’da Karabağ meselesindeki menfaatinden dolayı Bakü’yü desteklemektedir. Tel Aviv şuna inanmaktadır ki, Karabağ sorunu için askeri çözümün kesinlikle Güney Kafkasya’da Moskova’nın konumunu yerle bir edecektir ve Rusya arka planda büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktır ve bu konu Moskova’nın Suriye krizindeki faaliyetlerini durdurması konusunda bir bahane olabilir.

Ancak öte yandan, Bakü İsrail ile dostluk bağını kendi tarzı ile Arap ve İslam ülkelerinde dengeye çekmektedir. Bakü, her yoldan İran’ın öfkesinin artmasına engel olmaya çalışmaktadır, aslında bu ülke 1993 yılında Bakü’de Tel Aviv konsolosluğunun açılmasının ardından 23 yıl geçmesi ile bu güne kadar Tel Aviv’de konsolosluk açacak cesarete sahip değildi çünkü İran tarafından Bakü’nün Nahcivan bölgesinde sınırlandırılması tehlikesi vardı. Ermenistan’ın Kuzeyinden ayrılan Azerbaycan topraklarından ayrılmış bölge, Güneyden İran’la sınırlıdır.

Yine Azerbaycan Cumhuriyeti, Arabistan tarafından geçtiğimiz yıl Aralık ayında kurulan İslam Koalisyonuna katılmamıştır.

Yine de Arap ülkeleri toplumu Ermenistan’ı bütün olarak savunmaktadır. Bununla birlikte Türkiye parçalı olarak 1988’den 1994 yılına kadar devam eden savaşlara askeri müdahalede bulunmadı. Ancak şu an açık bir şekilde bu savaşta(küçük kardeşi) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yanında durmuş ve bu savaşı bir kabile savaşına dönüştürmeye çalışmaktadır.

Rus Halkının Dünya Meclisi Yönetim Merkezi Müdürü Rumen Santyuf’un açıklamalarına göre, bu şekilde ve Ermenistan’ın din büyüklerinin inayeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti , Rusya ve Türkiye bu güne kadar bu alanda başarılı olamadılar.

Belki Türkiye bu savaşta ateşi körüklemek için harcadığı çabalar ile Suriye’deki kayıplarının intikamını almaya çalışmaktadır. Özellikle de Türk heyetlerinin Bakü’ye girişinin ardından son aylarda Karabağ bölgesinde gerilim arttı ve Orta Asya ve Ortadoğu çalışmaları merkezi müdürü Simon Begdasaruf’un dediğine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan da eğer çeşitli şehirlerde devam eden terörist operasyonları olmasaydı Azerbaycan’a gidecekti.

Rus Federasyonu Uluslararası Komite birinci yardımcısı Viladimir Cebaruf’a göre, bahsedilen koalisyon Türk yetkililerin Bakü’ye yaptıkları resmi ziyaretler ve onları Azerbaycan’a olan destekleri bu çatışmalarda artmıştır.

Şu an şu soru gündemdedir ki; acaba “büyük sultan” yeni bir alanda İsrail lehine zafer kazanmak yönündeki rüyalarını ve Güney Kafkasya’daki Azerbaycan Cumhuriyeti’ni öyle ki Osmanlı, İran ve Rus imparatorluğu arasında sürekli çatışma alanı idi, gerçekleştirmek mi istemektedir?

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın