Trump Arap Liderlerinin Hayalini Nasıl Yerle Bir Etti?

Betul

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş, Fars Körfezi kıyısındaki Arap liderlerin ülkelerini küresel ticaret, yatırım ve teknoloji merkezine dönüştürme yönündeki iddialı hayallerini son derece ciddi bir krizle karşı karşıya getirdi.

İngiltere merkezli The Economist dergisi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı karşısında Ebu Dabi, Doha ve Dubai’deki yetkililerin, araştırmacıların ve yatırımcıların yaşadığı öfke ve hayal kırıklığını gözler önüne serdi.

The Economist‘in değerlendirmesine göre bu çevreler, mevcut savaşı ekonomik modernleşme modellerine doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Oysa ABD Başkanı Donald Trump, 17 ay önce Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret sırasında bu ekonomik modeli övgüyle yere göğe sığdıramamıştı.

Trump, 2025 yılında Fars Körfezi ülkelerini “ticaret, havacılık, limanlar ve yatırımlara dayalı ekonomik refahı yakalarken kendi milli kimliklerini ve geleneksel değerlerini koruma” yeteneklerinden ötürü takdir etmişti.

The Economist, patlak veren bu savaşın; Trump’ın aşırı siyasi milliyetçiliğe verdiği destek ile karşılıklı ekonomik çıkarlar temelinde istikrarlı bir bölge arzusu arasındaki derin çelişkiyi açıkça ortaya koyduğunu vurgulamaktadır.

Coğrafyanın Kaçınılmaz Gerçeği

Bölge liderlerinden birinin sözlerini aktaran bir Fars Körfezi yetkilisi, eğer imkan olsaydı ülkesini coğrafi olarak Latin Amerika’da bir yere taşımak isteyeceğini, ancak sürat teknesiyle İran’dan sadece 45 dakika uzaklıkta bulundukları gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

The Economist, bölgedeki bazı liderlerin siyasi görüş ayrılıklarının şiddeti ne olursa olsun Tahran ile bir arada yaşamanın kaçınılmaz olduğunu idrak ettiklerini ve İran’la süregiden askeri çatışmanın yarattığı derin endişeyi göstermek için bu ifadelere yer veriyor.

Dergi, Fars Körfezi ülkelerinden birkaç yetkiliye dayandırarak, bu kişilerin ülkelerine yönelik misilleme saldırıları nedeniyle İran’a öfkeli olduklarını, fakat eş zamanlı olarak Tahran ile ilişkileri yeniden düzenleme arzusu taşıdıklarını yazmaktadır.

Söz konusu yetkililer, olası bir anlaşmanın İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmesine ve ticari seyrüseferi kendi deyimleriyle bir “şantaj” aracı olarak kullanmasına izin vermesinden endişe ediyorlar.

Buna rağmen, siyasi rejimi değiştirmeyi hedefleyen askeri maceralar yerine İran’ın küresel ticaret ve ekonomiye entegre olmasını tercih ediyorlar; zira Tahran’ın uluslararası ticarete olan bağımlılığı, İranlı liderlere deniz güzergahlarının güvenliğini ve istikrarını koruma yönünde motivasyon sağlayabilir.

Fars Körfezi kıyısındaki bazı Arap ülkelerinin bu anti-İran iddiaları dile getirilirken, aynı ülkelerin askeri saldırılar için üslerini, hava sahalarını ve imkanlarını ABD’nin hizmetine sunduğu; İran Silahlı Kuvvetleri’nin de meşru müdafaa amacıyla bu üsleri hedef aldığı gerçeği göz ardı edilmektedir.

Yerine Konması İmkansız Tesisler

The Economist analizinin devamında, İran ve Yemen saldırılarının yalnızca belirli tesisleri tehdit etmekle kalmadığını, aynı zamanda Fars Körfezi ülkelerinin ekonomik modelinin temel sütunlarından biri olan yatırımcıları, denizcilik ve havacılık şirketlerini ile yabancı yerleşikleri çekme kapasitesini doğrudan hedef aldığını belirtti.

Rapora göre petrol ve gaz tesisleri, ABD ordusuna ve savunma sistemlerine dayanarak bir dereceye kadar korunabilir; ancak havalimanları, limanlar, veri merkezleri ve iletişim ağları kesintisiz faaliyet göstermeye bağımlıdır.

Saldırıların tekrarlanması veya deniz yollarının kapanması, hasar gören tesisler fiziki olarak yeniden inşa edilebilse dahi, ekonomik faaliyetlerin ve yatırımların başka bölgelere kaymasına yol açabilir.

The Economist, Fars Körfezi ülkelerinde yapay zeka veri merkezlerinin hava savunma sistemleriyle korunması ya da yeraltı tesislerine taşınması yönünde tartışmalar yürütüldüğünü aktarıyor.

Yayın organına göre bu tür seçenekler, veri merkezlerinin saldırılara karşı kırılganlığını azaltabilir; ancak havalimanları veya su arıtma tesisleri için benzer bir çözüm sunmamaktadır.

The Economist, ucuz enerji ve kullanılabilir arazileri kullanarak küresel yapay zeka merkezleri ve geleceğin sanayilerini kurmayı hedefleyen Fars Körfezi ülkeleri için bu altyapısal kırılganlığı stratejik bir kriz olarak değerlendirmektedir.

Küresel Bağlantılara Dayalı Modelin Çöküşü

The Economist raporunun son bölümünde, Fars Körfezi başkentlerinin gözünden İran’a karşı yürütülen savaşın, yalnızca askeri güce dayanmaktan ziyade uluslararası ekonomik bağlantılara bağımlı olan küresel entegrasyon modeline büyük bir tehdit oluşturduğunu yazıyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar; ekonomilerini çeşitlendirmek ve petrol ile gaza olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla havalimanlarına, limanlara, lojistik hizmetlere, turizme ve düşük vergili şehirlere devasa yatırımlar yaptılar.

Bu modelin başarısı, yabancı yatırımcıların ve ailelerin bölgeyi güvenli ve istikrarlı görmesini gerektirmektedir; ancak havalimanları, veri merkezleri ve deniz yolları sürekli olarak füze ve İHA’ların hedefi haline geldiğinde bu güvenliği garanti etmek oldukça zorlaşacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın