RASTHABER- Berlin İmam Rıza İslam Merkezi hocası Şeyh Sabahattin Türkyılmaz son Cuma hutbesinde Feto örgütünün İslam dünyasına zarar vermeye devam ettiğini vurguladı.
FETÖ darbe girişimi sonrası siyonist proje daha büyük bir tehlike olarak devam ediyor. Darbe girişiminden hemen sonra başlayan ve hala devam eden bir vurgu var; Demokrasi vurgusu.
Şöyle ki, her platformda dillerden düşmeyen; demokrasi zaferi, damokrasi şehidleri, demokrasi nöbeti, demokrasi bekçileri, demokrasi koruyucuları, demokrasi havarileri gibi sloganlar hala da devam etmektedir.
“Demokrasi tehlikede, hep birlikte demokrasimize sahip çıkalım, demokrasiyi koruyalım“, söylemleriyle müslüman halk bir yere doğru yönlendiriliyor.
Öte yandan şu sıralar Fetö üzerinden İslam’a saldırmakta, ihanetleri dine malederek dini ve dindarları inzivaya itmek istiyorlar. Cemaatlerin bir tehlike olduğunu söylemekte, herkesin kontrol altında tutulması gerektiği dillendirilmektedir.
Dindarlar, akademisyenler, aydınlar ve din adamları oluşturulan mevcut ortamda korkularından hakkı söylemekten çekiniyorlar. Unutulmamalıdır ki, Fetö darbe girişimi de akabindeki gelişmeler de ülkenin menfaatleri açısından tehlikelidir.
Halbuki darbeyi planlayan, icra eden ve başardıkları takdirde darbecileri destekleyecek olan güçler ve sık sık dile getirilen “üst akıl“ ve içimizdeki uzantıları da demokrasiyi korumak için böyle davrandıklarını söyleyeceklerdi.
Demokrasi vurgusunun bu kadar yapılması ve mazlum rolüne girilmesi anlaşıldığı kadarıyla bu darbeden yeterince ders alınmadığını gösteriyor. Halbuki bu başarısız darbeden alınması gereken en büyük ders dostunu düşmanını görebilmek, bu ülkeyi kaosa sürüklemek isteyen güçlere karşı yeni bir duruş sergilemek olmalıydı.
Hükümetin ve emrindeki medyanın söylem ve davranışlarına dikkat edildiğinde; hala bile eski yanlışlardan dönülmediği, pragmatik yaklaşımdan vazgeçilmediği, ilkesizliklerin devam ettirildiği görülmektedir.
Hükümet bir yandan Suriye konusunda hata yapıldığını söyleye durup Rusya ve İran’la işbirliği ile bu ülke iç savaşına son verilmesi ve toprak bütünlüğünün korunmasını dile getirirken, öte yandan Amerika’nın Kürt projesine karşı PYD’nin ilerlemesini engellemek iddiasıyla girdiği Suriye’de terör çetelerini desteklemeye devam etmektedir. Hükümetin bu çelişkili tutumları başta Suriye hükümeti olmak üzere bölge ülkelerinin dikkatinden kaçmamaktadır. Belli ki, darbe girişiminden gerekli dersi almamışlardır veya mazlumiyeti ileri sürerek emperyal güçlerden taviz koparma siyaseti güdülmektedir.
Eski hatalı siyasetlerini sürdüren hükümetin, ABD’nin Kürt projesini ABD ile işbirliği içinde engelleme iddiaları yayılıp durmaktadır. Bu da ister istemez darbenin planlayıcısı ABD ile yeni gizli muamelelere girildiğini göstermektedir.
ABD ise sanki darbe girişimindeki rolünü unutturmak için Türkiye hükümetine Suriye pastasından pay vermeye çalışmakta, hükümet ise buna razılık göstererek yeniden oyuna gelmiş görünüyor.
Hükümeti, muhalefeti, ordusu ve sivil toplum kuruluşlarıyla tüm bir ülke meselenin köküne inmediği, asıl düşman ABD ve Batı sulta sisteminin planları dairesinden çıkmadığı sürece yeni komplo planlarından, kaoslardan ve hatta yeni darbelerden kurtulamayacaktır.
Müslümanlar özellikle de aydın ve alimler buna dikkat etmelidirler.
rasthaber/Berlin
