RASTHABER- Adil El-Cübeyr, ayrıca İran’ı teröre destek vermek ve bölge ülkelerinin iç işlerine karışmakla suçladı. El-Cübeyr dünyanın, teröre desteği, balistik füze anlaşmasını ihlali ve bölge ülkelerinin iç işlerine karışması konularında İran’a hesap sormakta ciddi olmasını ümit ettiğini ileri sürdü.
Suudi Arabistan merkezli “El-Arabiya” televizyonuna açıklama yapan Cubeyr, Donald Trump yönetiminin ABD’nin dünyadaki rolünü tekrar üstlenmesi ve IŞİD’in mağlup edilmesi gerektiğini belirterek, “Trump yönetimi konusunda iyimseriz. İki ülke için ortak önem taşıyan tüm konularda birlikte çalışmak için sabırsızlanıyoruz” dedi.
Öte yandan El-Cübeyr’in açıklamalarına karşın Suudi rejiminin El-kaide ve uzantılarını kurdurup beslediği tescil edilmiştir. Suudi rejim ve Amerika’nın tekfirci terörizmi Afganistan’da kurdukları, Afganistan’dan diğer ülkelere yaydıkları bilinen bir gerçektir.
Taliban, Nusra Cephesi ve IŞİD de Amerika liderliğindeki gerici Arap rejimleri ve özellikle Suudi Arabistan rejimi tarafından kurulup, Afganistan, Irak ve Suriye’yi kan gölüne çevirmiştir.
IŞİD Irak’ın kuzey bölgelerini işgal etmeden önce Baas örgütü teröristleri Suudi krallık rejimi tarafından kurulup beslenip, Iraklı Müslümanları bombalı saldırılarla katletmişti. Çünkü Suudi krallık rejimi komşu Irak’ta demokratik ve seçilmiş devlet düzeninin kurulmasından büyük dehşete kapıldığı için bu İslam ve Arap ülkesinin iç barış ve güvenliğini sarsmaya çalışmakta.
Aslında Dikta Suudi hanedan rejiminin Vahhabi fırkası ve ideolojisi şiddet ve tekfir üzerine kuruludur. Suudi krallık rejiminin Pakistan, Mısır, Balkanlar, Kosova’da kurduğu selefi Vahhabi okullarda eğitilen gençlerin beyinleri yıkanarak birer azılı katil ve tekfirci teröriste dönüşüyorlar.
El-Kaide, Nusra Cephesi ve IŞİD, Irak ve Suriye’de Suudi krallık rejiminin istihbarat örgütlerinin uzantısı olarak sivil ve asker katliamı yapmaktadırlar. Amerika liderliğindeki NATO toprakları olan Katar ve Suudi Arabistan hanedan rejimi selefi Vahhabi tekfirci teröristleri ve özellikle IŞİD’i kurdurup, gladyatörler ve kana susamış katiller sürüsü olarak Irak ve Suriye’nin üzerine sürdü.
Boko Haram ve Aşşabab gibi tekfirci Vahhabi terör örgütleri Afrika ülkelerini kana bulamakta, din ve mezhep savaşlarını körüklemekte ve ülkelerin bölünüp parçalanmasını sağlamaktadırlar. Selefi Vahhabi terörizm, İslam ülkelerini parçalamak amacıyla Amerika ve batılı güçler tarafından bir maşa olarak kullanılmaktadır. Suriye’de ilk katliamların gizli servisler tarafından gerçekleştirildiği, ardından Suriye krizinin başlatıldığı, Amerika liderliğindeki batı ittifakı ve bölgesel kuklaları Katar ile Suudi krallık rejiminin petro dolarları ve silahlarıyla Suriye’de terör örgütlerinin kurulduğu inkâr edilemez bir gerçektir.
Suudi krallık rejimi Siyonist İsrail rejimiyle ittifak halinde İslam ve Arap ülkelerine kin kusup bu ülkeleri kan gölüne çevirip, milyonlarca Müslüman’ı ve masum insanların yerlerinden olmasına, yoksullaşmasına, aç kalmalarına ve sağlıksız şartlarda yaşamalarına sebep olmaktadır.
Suudi krallık rejimi sadece terör örgütlerini desteklemekte yetinmediği, doğrudan devlet terörü de estirdiği görülüyor. Bunun en bariz örneği Yemen’e saldırıp, bu ülkeyi yıkıp yakması ve masum Müslüman halkı katliamdan geçirmesidir. Suudi krallık rejimi ayrıca Bahreyn dikta krallık rejimini ayakta tutmak için, bu ülkeye asker gönderip, Bahreyn halkının barışçı demokratik taleplerini, en vahşi bir şekilde bastırmaya çalışmaktadır. Halep’in tekfirci teröristlerden temizlenmesi, Suudi krallık rejimini öfkelendirmiştir.
Irak ve Suriye’de mutlaka selefi Vahabi tekfirci terörizmin kökü kazınmalıdır. Aksi takdirde İslam ve Arap dünyası bu şirret beladan kurtulamayacaktır. Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Faysal Mikdat çarşamba günü yaptığı açıklamada, Katar ile Suudi Arabistan’ın terörizm destekçileri olarak Astana barış konferansına katılmalarının Suriye krizini çözümleyeme katkısı olmayacağını söyledi.
