2026 yılı için belirlenen asgari ücret, yüzde 27 artışla net 28 bin 75 lira olarak açıklandı.
Ancak bu rakam, TÜİK’in yüzde 31 olarak açıkladığı yıllık enflasyonun ve Türk-İş’in 29 bin 828 lira olarak hesapladığı açlık sınırının altında kalarak tarihte ilk kez açlık sınırının altına düşmüş oldu.
Karar, milyonlarca çalışanı etkilerken işsizlik maaşı, kıdem ve ihbar tazminatları ile sosyal yardımlar dahil yaklaşık 100 kalemi de doğrudan etkileyecek.
Karara siyaset ve ekonomi çevrelerinden sert tepkiler geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Asgari ücret ilk kez açıklandığı gün açlık sınırının altında kaldı” derken, İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu bunu “utanç vesilesi” olarak niteledi. Ahmet Davutoğlu açıklanan rakamı “yoksulluğun resmileştirilmesi”, Ali Babacan “alın terinin cezalandırılması”, Fatih Erbakan ise “hükümetin halktan koptuğunun göstergesi” olarak değerlendirdi.
Radyo Sputnik’te Yeri ve Zamanı programına konuk olan ekonomist Prof. Dr. Aziz Çelik de asgari ücretin enflasyonun bilinçli şekilde altında tutulduğunu belirterek hükümetin kemer sıkma ve düşük ücret politikasını sürdürdüğünü söyledi. Çelik, yalnızca 2025 yılı içinde asgari ücretlinin yaklaşık 6 bin 500 lira kayba uğradığını, enflasyon oranında artış yapılması halinde ücretin en az 32 bin 175 lira olması gerektiğini ifade etti. İşçi kesiminin sürece dahil edilmediğini vurgulayan Çelik, mevcut tabloyu gelir dağılımını bozan ve geçim koşullarını ağırlaştıran bir süreç olarak tanımladı.
