Amerikan askeri güçleri, son iki gün içinde uluslararası sularda düzenlediği operasyonlarda beş sivil tekneyi batırdı. ABD Güney Komutanlığı’nın (SOUTHCOM) açıklamalarına göre operasyonlar “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” kapsamında yürütüldü. Ancak saldırılara dair kamuoyuna sunulan herhangi bir somut delil bulunmazken, en az sekiz kişinin olay yerinde hayatını kaybettiği bildirildi.
SOUTHCOM, salı günü Doğu Pasifik’te seyir halindeki bir konvoyda yer alan üç teknenin “kinetik müdahale” ile imha edildiğini duyurdu. Bu saldırıda en az üç kişinin öldüğü açıklandı. Çarşamba günü yapılan ikinci açıklamada ise iki teknenin daha batırıldığı belirtildi, ancak operasyonların tam olarak hangi bölgede gerçekleştiği paylaşılmadı. Böylece yalnızca iki gün içinde açık denizlerde hayatını kaybedenlerin sayısı sekize ulaştı.
Washington yönetimi, bu saldırıların Venezuela’ya yönelik baskı politikasının bir parçası olduğunu gizlemezken, hedef alınan teknelerin uyuşturucu taşıdığına dair bağımsız veya doğrulanabilir hiçbir kanıt sunmadı. Pentagon’dan yapılan açıklamalarda yalnızca ABD istihbaratının “bilinen uyuşturucu rotaları” ve “şüpheli transferler” tespit ettiği öne sürüldü.
Salı günkü saldırıda bir teknenin doğrudan batırıldığı, diğer iki teknedeki kişilerin ise denize atlayarak kaçmaya çalıştığı belirtildi. Daha sonra bu teknelerin de ABD güçleri tarafından imha edildiği açıklandı. Denize atlayan kişilerin akıbeti belirsizliğini korurken, ABD Sahil Güvenliği’nin başlattığı arama-kurtarma faaliyetlerinden henüz sonuç alınmadığı bildirildi.
Eylül ayında başlatılan ve “Güney Mızrağı Operasyonu” adı verilen askeri kampanya kapsamında bugüne kadar imha edilen tekne sayısının 33’e, doğrulanmış ölü sayısının ise en az 115’e ulaştığı ifade ediliyor. Bu rakamlar, operasyonların bir güvenlik faaliyeti olmaktan çıkıp sistematik bir ölüm politikasına dönüştüğü yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Birleşmiş Milletler uzmanları, uluslararası sularda yasal bir yetkilendirme olmaksızın ölümcül güç kullanılmasının açık biçimde “yargısız infaz” kapsamına girebileceği uyarısında bulunuyor. ABD’nin hem yargıç hem savcı hem de infazcı rolü üstlenmesi, uluslararası hukukun açık ihlali olarak değerlendiriliyor.
Washington–Karakas hattındaki gerilim de bu operasyonların arka planını oluşturuyor. ABD, son aylarda Venezuela’ya karşı askeri konuşlandırmalarını artırdı, bazı oluşumları “terör örgütü” ilan etti ve petrol ambargosunu devreye soktu. Venezuela yönetimi ise “uyuşturucuyla mücadele” söyleminin bir kılıf olduğunu, asıl hedefin ülkenin doğal kaynakları ve siyasi egemenliği olduğunu savunuyor.
Uzmanlara göre ABD’nin açık denizlerde yürüttüğü bu tür operasyonlar, yalnızca Venezuela’yı değil, uluslararası düzenin kendisini de hedef alıyor. Hukuk dışı güç kullanımı normalleştirildikçe, okyanuslar da artık savaş alanına dönüştürülüyor.
