Irakçi’ye Sert Tepki

İran’ın Keyhan Gazetesi’nden İran Dışişleri Bakanı’nın açıkladığı Hürmüz kararını eleştirdi.

Gazete’de yer alan yazı şu şekilde;

Dışişleri Bakanı Sayın Irakçi, kısa süre önce yayımladığı bir tweet’te, Lübnan’da ilan edilen ateşkesin ardından ticari gemilerin Hürmüz Boğazı üzerinden geçişinin ateşkes süresinin geri kalanında tamamen serbest bırakıldığını duyurdu. Bu açıklama, beraberinde çeşitli soru işaretleri ve belirsizlikler doğurmuş; kamuoyunda, Sayın Irakçi’nin bu konulara açıklık getirmesi yönünde beklenti oluşmuştur.

Bilindiği üzere, Donald Trump dışında, dünya genelindeki birçok uzman, analist ve yetkili, son savaşta İran’ın üstünlük sağladığını dile getirmektedir. Bu değerlendirmeler, özellikle “Ramazan Savaşı” olarak anılan süreçte yaşanan gelişmelere dayandırılmaktadır. Bu bağlamda, Hürmüz Boğazı’nın düşman ülkeler ve müttefiklerine kapatılmasının, ABD ve İsrail’in başarısızlığında belirleyici bir unsur olduğu sıkça vurgulanmaktadır.

Öte yandan, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliği yalnızca fiilî değil, aynı zamanda uluslararası hukuk açısından da meşrudur. Bu hak, 1985 Cenevre Deniz Hukuku düzenlemeleri ve 1982 Jamaika Deniz Hukuku Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar çerçevesinde tanınmıştır. Dolayısıyla, savaş koşulları olmasa dahi İran’ın bu boğaz üzerindeki denetimi yasal bir haktır.

Bu çerçevede, düşman üzerinde ciddi baskı kurulmuş ve stratejik avantaj elde edilmişken, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması yönündeki kararın gerekçesi sorgulanmaktadır.

Nitekim, Sayın Irakçi’nin açıklamasından kısa süre sonra Trump’ın kendi sosyal medya platformunda yaptığı paylaşım dikkat çekicidir. Trump, boğazın tamamen açık olduğunu belirtirken, İran’a yönelik deniz ablukasının anlaşma tamamen sonuçlanana kadar süreceğini ifade etmiştir. Ayrıca, bu sürecin hızla tamamlanması gerektiğini vurgulamıştır.

Daha da dikkat çekici olan ise Trump’ın ikinci açıklamasıdır. Bu açıklamada, ABD’nin askeri operasyonlarına atıfta bulunularak herhangi bir mali ödeme yapılmayacağı belirtilmiş; Lübnan meselesinin bu anlaşmayla doğrudan bağlantılı olmadığı, ancak ABD’nin Lübnan’da ayrı bir süreç yürüteceği ifade edilmiştir. Ayrıca İsrail’in artık Lübnan’ı bombalamayacağı, bunun ABD tarafından engellendiği iddia edilmiştir.

Sayın Irakçi, bu açıklamalar karşısında karşı tarafın yaklaşımının sert, dayatmacı ve fırsatçı olduğu açıkça görülmektedir. Bu nedenle, söz konusu kararın yeniden değerlendirilmesi ve kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi yönünde adım atılması gerektiği ifade edilmektedir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın