ABD-İran Mücadelesinin Geçmişi ve Geleceği

rasthaber

Rasthaber – ABD kırk yıla yakın bir süreden beri İran’ı bu devrimci duruşundan vazgeçirmek, devrimi yenilgiye uğratmak için yapmadığı eylem, başvurmadığı söylem kalmamıştır. Askeri darbe girişimi, doğrudan müdahale ile gemi batırma, iç savaş çıkarma, yolcu uçağı düşürme, Saddam aracılığıyla sekiz yıl süren savaşa sürükleme, çok yönlü ekonomik yaptırımlar uygulama, komşu ülkelere askeri üsler kurarak kuşatma altına alma, tehdit etme, ülke içindeki iktidar düşkünü ve devrim düşmanlarını organize ederek halk arasında fitne çıkarma ve akla gelebilecek her türlü yola başvurmuş, ama bir türlü amacına ulaşamamıştır.

İran’ın kendi komşularının, dindaşlarının davetiyle onların dertleriyle dertlenmesini başka ülkelere müdahale olarak  nitelemekte, Devrim Muhafızları Ordusunu terörist ilan etmekte, kendisi her türlü konvansiyonel ve nükleer füzeye sahipken İran’ın iki-üç bin kilometre menzili geçmeyen füzelerini  dünya barışına tehdit olarak tanıtmaktadır.

ABD son yıllarda İran’ı  savaş ve baskıyla yenilgiye uğratmak stratejisi yerine, görüşme masasına çekere tedrici bir şekilde sulta sistemine entegre etmek vb girişimlerle frenlemeyi, kontrol etmeyi planlamaktadır. Nükleer görüşmeler bu doğrultuda atılmış adımlardan biri olup maalesef İran içinde de bu komplo planına tav olanlar çıkmıştır. Bu yüzden de ABD ile yapılan doğrudan nükleer görüşmeler ve sonuç vermeyen anlaşma  İran’a ve İslam Devrimine pahalıya mal olmuştur.

Suudi Arabistan gibi bölgedeki bağımlı rejimleri İran aleyhinde silahlandırmaları ve yeni tahrikler başlatmaları da savaş başlatacakları için değil İran içindeki bazı kesimler aracılığıyla baskı uygulamak suretiyle İran’ı yeniden  masa başına çekmek amaçlıdır.

İslami Devrim Lideri İmam Hamanei  18 Ekim’de bir grup seçkin öğrenciye yaptığı konuşmada bu hususa dikkat çekerek şöyle diyordu:

“Nükleer görüşmeler sırasında anlaşma sağlanırsa düşmanlıkların( Amerikan düşmanlığının) ortadan kalkacağı telkin ediliyordu, ne oldu?  Anlaşma yaptık, ama düşmanlıklar daha da arttı. Bugün yeniden sakın mesela falanca hususta  anlaşmadığımız için şöyle oldu böyle oldu gibi sözler ileri sürülmeye kalkışılmasın. Bunlar düşmanların planladığı telkinlerdir, bu gibi telkinlere önem vermemeliyiz, kendi maslahatımızı kendimiz belirlemeli ve anlamalıyız, düşmanların sözüne kanmamalıyız, onların etkisinde kalarak konuşmamalıyız”.

Bu ayrıntılı değerlendirme için:

http://rasthaber.com/yazarlar/ziya-turkyilmaz/1983-abd-iran-iliskilerinin-gecmisi-ve-gelecegi

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın