İran’ın Tahran şehrindeki ABD vatandaşlarını kurtarmak için 24-25 Nisan 1980’de düzenlenen operasyon, tarihe ABD’nin eline yüzüne bulaştırdığı operasyon olarak geçti.
ABD, kum fırtınasında nasıl çöle gömüldü? 52 Amerikalı 444 gün boyunca… Bir muhteşem başarısızlığın öyküsü
ABD, “İran’ı nasıl karıştırabilirim” ve “zayıf düşürebilirim” derdinde…
İran’daki protestoları yakından takip ettiğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetimini sert sözlerle hedef aldı.
“Onlar lider değil, şiddet yoluyla yönetiyorlar” diyen Trump, askeri seçeneklerin masada olduğunu hatırlattı.
Trump, İran’ın nükleer bir anlaşma için müzakere teklif ettiğini doğrularken, sahadaki olaylar nedeniyle müzakere öncesi askeri bir müdahalenin sinyalini verdi:
“Bir görüşme ayarlanıyor ancak yaşananlar nedeniyle görüşmeden önce harekete geçmemiz gerekebilir.”
Ayrıca İran’daki internet kesintilerine karşı Elon Musk ile görüştüğünü ve Starlink uydularını devreye sokabileceklerini belirtti.
ABD’NİN ELİNE YÜZÜNE BULAŞTIRDIĞI OPERASYON
Öncelikle bir tarihi gelişmeyi hatırlatmak isteriz…
O tarihi olayı hatırlayacak olursak…
İran-ABD ilişkilerinde kopuşa sebep olan ABD elçiliğine baskın ve rehine krizi…
İran’ın Tahran şehrindeki ABD vatandaşlarını kurtarmak için 24-25 Nisan 1980’de düzenlenen operasyon, tarihe ABD’nin eline yüzüne bulaştırdığı operasyon olarak geçti.
Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin 4 Kasım 1979’da devrim yanlısı öğrenciler tarafından baskına uğraması 444 gün sürecek bir rehine krizini başlattı.
İran’da 1979’daki devrim sonrasında Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinin bir grup öğrenci tarafından basılarak 52 Amerikalının rehin alındığı ve iki ülke ilişkilerinde derin bir kırılmaya neden olan olayın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen rehine krizinin olumsuz mirası ABD-İran ilişkilerini etkilemeye devam ediyor.
PEKİ, NELER YAŞANDI O TARİHTE TAHRAN’DA?
İran’ın başkenti Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinin 4 Kasım 1979’da devrim yanlısı öğrenciler tarafından işgali, 444 gün sürecek bir rehine krizini başlattı.
52 Amerikalının elçilikte rehin tutulduğu bu olay, ABD ve İran ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçti.
Devrilen Şah’ın ABD’ye sığınması İran’da ABD karşıtlığını körükledi.
1970’li yılların sonlarında Şah rejimi, insan hakları ihlalleri, ekonomik adaletsizlikler ve özgürlüklerin kısıtlanması nedeniyle ciddi bir halk muhalefetiyle karşı karşıya kaldı.
Bu dönemde Ayetullah Ruhullah Humeyni liderliğinde gelişen muhalefet, halkın desteğini kazandı ve 1979 yılında devrimle birlikte Şah devrildi ancak Şah’ın ABD’ye sığınması, İran’da Amerikan karşıtlığını daha da körükledi.
Bu çerçevede, bir grup öğrenci 4 Kasım 1979 sabahı, ABD Büyükelçiliği önünde bir araya geldi. İmam Humeyni’yi destekleyen bu grup, Şah’ın iadesini talep etmek ve ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahalesini protesto amacıyla büyükelçiliği işgal etti.
Elçilik binasına zorla giren öğrenciler, buradaki 66 Amerikan vatandaşını rehin aldı.
Olay kısa sürede İran içinde büyük bir destek buldu.
Rehin alınanlardan kadınlar ve Afrika kökenli 13 Amerikalı kısa süre sonra serbest bırakıldı. Bir kişi de Temmuz 1980’de hastalığı nedeniyle salıverildi. Kalan 52 Amerikalı ise 444 gün boyunca tutuldu.
Bu eylem, İmam Humeyni tarafından da desteklendi ve Humeyni, ABD’yi “büyük şeytan” şeklinde tanımlayarak elçilik işgalini meşrulaştırdı.
Dünya kamuoyunda geniş yankı uyandıran olay, ABD için yalnızca diplomatik bir kriz değil aynı zamanda Amerikan onuruna bir saldırı olarak da algılandı.
VE REHİNE KURTARMA OPERASYONU!
ABD’nin rehineleri kurtarma operasyonu…
Rehine krizi ile karşı karşıya kalan ve kısa bir süre önce hayatını kaybeden dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter yönetimi, krizi çözmek için ilk aşamada diplomatik girişimlerde bulundu.
ABD, İran’a yönelik kapsamlı yaptırımlar başlattı.
ABD yönetimi, diplomasi yoluyla krizden çıkma çabalarını sürdürürken, İran, halk desteğiyle beraber rehineleri serbest bırakmayı reddetti.
Kriz uzadıkça ABD’de kamuoyu baskısı arttı. Carter yönetimi, ülke içinde büyük eleştirilerle karşı karşıya kaldı ve rehinelerin serbest bırakılmaması, Amerikan halkı için büyük bir travma haline geldi.
Krizin uzaması üzerine, ABD yönetimi askeri müdahale seçeneğini masaya koydu.
24 Nisan 1980’de “Kartal Pençesi Operasyonu” adı altında bir kurtarma operasyonu başlatıldı.
Plana göre ABD ordusuna bağlı özel bir komando birliği Tahran’a inerek elçilik binasını ele geçirecek ve rehineleri İran dışına tahliye edecekti ancak operasyon İran’daki Tebes Çölü’nde çıkan kum fırtınası ve ABD güçlerinin karşılaştığı birbirini takip eden teknik sorunlar nedeniyle başarısız oldu.
Tahran’ın 300 kilometre güneyinde çöle inen Amerikan askerlerini taşıyan helikopter ile bir C-130 Hercules uçağının yakıt ikmali sırasında kum fırtınasının da etkisiyle infilak etmesi sonucu en az 8 Amerikan askeri ölünce operasyon iptal oldu.
Bu başarısızlık, ABD’de büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.
Kriz, 1980 ABD başkanlık seçimlerine kadar devam etti. Rehine krizi ve başarısız kurtarma operasyonu, Carter yönetiminin ülke içindeki desteğini zayıflattı ve seçimlerde Ronald Reagan’ın zaferini kolaylaştırdı.
Sonraki süreçte İran-ABD ilişkileri farklı seyretti
Ancak ABD İran’ın gözünde hep ‘büyük şeytan’dı!
milligazete
