Bismillahirrahmanirrahim
Yakubî de kendi Tarih’inde şöyle kaydeder:”Fâtıma dışarı çıkarak evini işgal edenlere şöyle hitap etti: “Evimden dışarı çıkın; aksi durumda vallahi başımı açarak Allah’a şikayette bulunurum.” Fâtıma’nın evine saldıranlar bu tehdidi duyunca dışarı çıkarak oradan uzaklaştılar.”[20]( Tarih-i Yakubî, c.2, s.126.)
Hz Fatıma sa. gibi, iffetin menbei, kendisini körden sakınacak kadar iffet sembolü olmuş bir hanımın kendi zamanında halifelerle sorunlar yaşadığı dönemde onları başını açmakla tehdit ettiğini okuduğumda; bu konuşmanın tesirini uzun süre üzerimden atamamıştım.
İmamet tehlikedeyken; Allah Resulu’nün kızı düşmanlarını hicapla tehdit ediyor? Eğer imamıma zarar verirseniz, başımı açarım. Hz Fatıma sa.‘ın bu sözleri imametinde, hicabın da hangi mihverler üzerine bina edildiğini çok iyi ele aliyor.
Bunu bazıları o dönemde kullanılan bir tabir olarak, arapların o döneminde beddua için yaygın olarak kullandıkları bir terim olarak ifade etselerde; örfe dayalı tesadüfen seçilmiş bir terim de değildir, bir seçim de değildir. Hicap; usulu din temelli en önemli ilahi emirlerden biridir…
Insan hiçbir ilahi emirle kendine bu soruyu sormaz ama hicap takan hanımların kendilerine sordukları sorulardan birisi şudur; ‘Güzellik ilahi kaynaklı iken, hicapla örtülebilecek, saklanabilecek bir değer midir?‘ Allah; herşey üzerinde ilahi bir güçken; beni kocama babama vs. mahremlerime karşı güzel, diğerlerine karşı ise cazibemi saklayabilecek başka bir tedbire sahip değil miydi?
Bu sorular sonucunda hicabın felsefesiyle ulaştığımız sonuç; diğer ilahi emirlerdekinden farksız değildir. Ben zahiri korumakla mükellefim sen ise batına hakim olabilecek bir kudrettesin!
İşin ilginç tarafı hicabın ne kadar önemli bir mefhum olduğunu hz Zehra’ya zulmedenler bile idrak etmişti ki; hz Zehra onlara karşı bir tehdit olarak kullanıyordu. Hicab’ın ne kadar önemli olduğunu şer güçler bile idrak etmişlerdi; bir toplumu bozmak istediklerinde ilk önce orada hicap yasağı getiriyorlar. Ama bizde ise kendini aydın sanan her cahilin tarumar etmeye, hakkaniyetine zarar vermeye çalıştığı bir mefhum oldu!
Örtünme emri ile ilgili iki yaygın tabir vardır; birisi tesettür ikincisi ise hicap….
Tesettür kelimesi müslüman kadınların örtünmelerini emreden hiçbir ayetde kulanılmamasına rağmen; hicabın hukukunu beyan edebilmek ve anlamak açısından önemli bir tabirdir. Ve kuranı kerimde türediği kelime kökeni olan setr kelimelerinin geçtiği ayetler şunlardır:
(Isra, 45) وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ حِجَابًا مَّسْتُورًا
Kur’an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde gereriz biz…
Buradaki mestûrâ (مستوراً), setr kökünden gelir ve “örtülü, gizlenmiş” anlamındadır.
(Kehf,90)حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْراًۙ
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
Örtünme için kullanılan tesettür kelimesinin setr köküyle kullanılması; müslüman kadının emrolunduğu bu ilahi vacibatla cennetle cehennemin arasında bir perdeyi korumasını bilmesi içindir.
LA İLAHE İLLALLAH. Sen hep yücesin, aynı yüceliktesin. Değişen, yaklaşan, uzaklaşan benim. Ama benim amellerim seni değiştirme sebebi değildir. Ancak senin tedbirini değiştirmektedir. Tesettür ise; ‘İlahi! Ben toplumları değiştirenim, toplumların fesadını da ıslahını da başlattığın ilk mevziiyim. Benim kendimi korumam demek; toplumumla cennet ile cehennem arasına bir perde çekmem demekti…
Allahu Teala’nın Esmaul Hüsna olarak bilinen 99 adından birisi olan Settar ismi de; tesettür gibi ‘Setr’(örtmek )kökünden türemiştir. Allahu Teala’nın bağışlayıcılığını, tövbeleri kabul edişi ve nasıllığını anlatan ayetler incelendiğinde; setr kelimesinin de sadece birşeyin üzerini örtmek, birşeyi kapatıp yok etmek amaçlı olmadığını, örtünme için kullanılan cilbab kelimesine de başka bir açıdan bakmamıza neden olacaktır.
Kuranı Kerim’de Allahu Tealanın bağışlamasının; kötülükleri iyiliklere çevirmek olduğu anlatılır Furkan Suresi, 70. Ayetde.
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
(Ancak tevbe eden ve güzel bir iş yapanlar müstesna. Onların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.) Furkan,70
Cilbab kelimesi de; türkçe de de mevcut olan celb etmek kelimesiyle aynı anlamdadır. Ve ifade ettiği mana şu şekildedir; ben celb olucu bakışların yönünü ve bu ilginin türünü değiştirmekteyim. Ben cazibeyi muhabbete, velayi bir sevgiye dönüştürebilecek bir iradenin tecellisiyim.
Örtünme ayetlerinin bu felsefeleri incelendiğinde; bu emrin en kamil şekilde yerine getiirilmesinin ve hudutlarının korunmasının önemi idrak edilecektir. Şehid Rehber’in toplumun Psikolojik Emniyeti konusunda söylediği sözler ve hicap’ın bu manada taşıdığı fonksiyon göz önünde bulundurulduğunda; hicap konusun toplumun emniyeti konusunda da oynadığı aktif rol gözlerden kaçmayacaktır…
‘Toplumun psikolojik güvenliği meselesi olan güvenlik meselesinde, bu konuya çok az önem verildiğinden, burada sizlerin huzurunda gündeme getirmemde fayda olan önemli bir nokta var sevgili şehit aileleri: toplumun psikolojik güvenliği, yani insanların endişe, korku ve şüpheden korunmasıdır. Bu onun anlamıdır; Bu son derece önemlidir. Bazıları, yayınladıkları haberlerle, yaptıkları analizlerle, olayları yorumlayışlarıyla insanlarda şüphe uyandırıyor. Cenâb-ı Hak bu meseleyi reddediyor. Kur’an’da bu mana açıktır: {Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar ve Medine’de titreyenler vazgeçmedikçe} işte bunlar titremelerdir. Titremeler, insanların kalplerine endişe yayan, onlarda korku yaratan şeylerdir. Eğer bu insanlar bu işleri yapmaktan vazgeçmezlerse, Cenab-ı Hak, Resûlullah’a hitaben şöyle derdi: {Onlarla seni mutlaka fitneye uğratacağız} [yani] biz. Bu insanlara gidip onları cezalandırma görevini sana emanet ediyorum.’
İmam Seyyid Hamanei
Şehid Rehber; bu sözleri üyerinde biraz tefekkür edildiğinde Kerbela sahnesinde hicabı elinden alınan Hz. Zeyneb’in İmamını kaybedişine rağmen; sarsılmazliği ve İmam’ının as. ne için şehit düştüğünün bilincinde olması, onun şehitler sonrasında bile sebat göstermesini anlamamıza yardım edecektir. Şehit bintul Huda da imamına gösterdiği sadakati dolayısıyla hicabı elinden alınanlardandı. Hicap imamet kubbesi altında korunduğu sürece kıymetlidir; yoksa bazılarının siyasi emellerine alet etmek için kullandıkları bir paçavraya dönüşecektir. Allahu Teala’dan Azerbaycan’da da hicap ayakta kalsın diye fedakarlıkta bulunan; hapsedilen bacı ve kardeşlerimizi de İmamet ekseninde muzaffer kılmasını diliyoruz.
Hicap konusunu, yayınladığı birçok kitaplarda değindiği çeşitli mevzularla anlamamıza yardım edebilecek en büyük şahsiyetlerden birisi Şehit Mutaharri’dir. Kendisinden sonra toplanılıp; yayınlanan eserlerinde ahbariler konusunda dile getirdiği ‘Şöhret Elbisesi’mevzusuyla hicabın nasıllığını da anlamıza yardımcı olacaktır. (Şehit Mutaharri; 10 Konuşma, İslamda İçtihat Esası-İki Düşünce Tarzına Örnek
Şehit Mutaharri’nin kitaplarında değindiği bir konu daha vardır; insanın Rabbini unutarak kendine yabancılaşması olayını Fıtrat Kitabı’nda ‘Kendini Kaybetmek veya kendini Unutmak ‘ başlığı ile ele alıp; detayları ile incelemiştir. Insanın kendi nefsine yabancılaşmasına benzeyen ama tam tersine Rabbine yaklaştıracak bir boyutu da olan bir olay daha vardır ki; bu olayı alimler ‘Nefis muhasebesi’ adı altında tavsiye etmişlerdir. Burda da insan kendisine yabancı gibi bakmaktadır ama bu defa kendisine baktığı bakış açısı ilahi bir bakış açısı; aslında kendi nefsinin özü olan velayet ehline ait bir bakış açısıdır. İnsan kendisini içindeki ilahi kuvve yardımıyla değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Musluman kadınlar ise bu nefis muhasebesindeki gibi bir sorgulamayı; ayna karşısına geçip; her defasında ‘Kıyafetim dışarı çıkmak için uygun mu?’diye sordukları her an yapmaktadırlar. Bu ise; onların kimi kendi nefislerine mahrem bildikleri hakikatini; kimin velayeti altında kendileriyle bile nasıl bir bağ kurduklarını hatırlamalarını sağlayacak bir eksendir.
Hicap konusu her dönem oldukça önemli bir gündem konusu olmuşken; onun etkileri ve toplumda oynadığı fonksıyon ancak kıyamet günü hakikatiyle ortaya çıkacaktır. Allahu Teala’dan dileriz ki dinin bayraktarlığını yapıp; müslüman kadınların izzetlerini korumak için cefa çeken her mumin hürmetine bizi de bu emri itaat edenlerden olarak kabul buyursun ve onun düşmanlarını, bu hedefle onu zayi etmeye çaba sarfedenleri zelil etsin….
İmamet ve Hicap
Yorum Bırakın
Yorum Bırakın
