ABD’nin Gazze’de Katliamın Üzerine Emlak Planı; Masada Herkes Var Hesap Veren Yok

ABD yönetimi, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda Gazze için hazırladığı “Yeni Gazze” planını tanıtırken, ortaya çıkan tablo savaşın yaralarını sarmaktan çok, yıkımın üzerine kurulan bir gayrimenkul projesini andırdı. Gökdelenler, turizm bölgeleri ve ticaret merkezleriyle süslenen sunumlar, on binlerce sivilin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği bir coğrafyada gerçek sorumluların hâlâ hesap vermediği gerçeğini gölgede bıraktı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın “gayrimenkulcü bakış açısı” vurgusu, Gazze’nin bir insani kriz alanı değil, ticari bir arsa gibi ele alındığı eleştirilerini beraberinde getirdi. Projede Akdeniz kıyısına yapılacak gökdelenler ve Refah çevresinde kurulacak yeni yerleşim alanları öne çıkarılırken, Gazze halkının siyasi iradesi, mülkiyet hakları ve yerinden edilen milyonların geleceği neredeyse hiç gündeme gelmedi.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülke “Gazze Barış Kurulu” adı altında oluşturulan yapının kurucu belgelerine imza atarken, Ankara’nın da bu masada yer alması dikkat çekti. Ancak eleştiriler, Türkiye dahil pek çok ülkenin süreci izlemekle yetindiği, İsrail’in savaş suçları konusunda somut bir yaptırım ya da hesap sorma mekanizmasının devreye sokulmadığı yönünde yoğunlaşıyor.

En dikkat çeken çelişkilerden biri ise İsrail’in konumu oldu. Gazze’de on binlerce sivilin ölümünden sorumlu tutulan İsrail yönetimi, planın merkezinde yer alırken, asıl askeri yıkımı gerçekleştiren taraf olmasına rağmen “yeniden inşa” masasında meşru bir aktör gibi konumlandırıldı. Buna karşın Hamas’a yönelik tehdit dili sürdürülerek, silahsızlanma şartı ön plana çıkarıldı. Bu durum, “fail masada, mağdur halk ise projelerin figüranı” eleştirilerine yol açtı.

Trump’ın damadı Jared Kushner’in “B planımız yok” açıklaması ve Gazze’ye atılan on binlerce ton mühimmatın ardından enkazın nasıl temizleneceğine dair teknik detaylar paylaşması, insani felaketten çok mühendislik ve yatırım hesaplarının öne çıktığını gösterdi. Güvenlik çevresi adı altında İsrail askerlerinin bölgede kalmaya devam edecek olması ise işgalin farklı bir biçimde kalıcılaştırılacağı endişesini artırdı.

Uzmanlara göre Davos’ta sunulan “Yeni Gazze” vizyonu, adalet, hesap verebilirlik ve savaş suçlarıyla yüzleşme olmadan kalıcı barışın mümkün olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Katliamların ana faili konumundaki İsrail’e dokunulmazlık tanınırken, çözümün beton, kule ve turizm projelerine indirgenmesi, Gazze halkının yaşadığı trajediyi ikinci plana itiyor.

Gazze için çizilen bu tablo, birçok çevre tarafından “barış planı” değil, savaşın ardından ortaya çıkan boşluğu küresel çıkarlarla doldurma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın