ABD’nin Saldırganlığının Sebebi: Çöküş!

Dünyaya barış getireceğini, Batı Asya bölgesindeki askerleri geri çekeceğini söyleyerek ikinci kez başa gelen Başkan Trump’ın ABD’sinin saldırganlığı had safhaya ulaşmış durumda.

Trump’ın yönetimindeki ABD saldırganlığı sadece askeri alanda değil ekonomik ve siyasi alanda da üst seviyelerde görülmekte. Üstelik bu saldırganlık sadece Batı Asya’nın Müslüman ülkeleri, Rusya ve Çin için değil aynı zamanda Avrupalı ortakları için de geçerli.

Trump, ikinci defa Beyaz Saraya çıkar çıkmaz ABD’yi yeniden büyük yapacağım sloganını kendine şiar edindi ve hemen hemen her konuşmasında bu sloganı kullandı. Trump’ın “YENİDEN” demesinin altında büyük bir gerçeklik yatmakta. Çünkü ABD’nin çökmekte olduğunu herkesten daha iyi Trump biliyor ve çökmekte olan ülkesini kurtaracağını söylüyor. Ve ülkesini çöküşten kurtarmak için saldırganlığı seçmiş durumda.

Ekonomik Saldırganlık

ADB ekonomik olarak büyük bir çöküşün içinde, devletin borcu şu anda yaklaşık olarak38,6 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu, ülkenin yıllık ekonomik çıktısının veya gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) %122’sini temsil etmektedir ve her üç ayda bir yaklaşık 1 trilyon dolar artmaktadır. Bu borç büyük oranda yabancı yatırımcıların, Japonya, İngiltere ve Çin gibi devletlerin elinde. ABD Başkanı Trump bu borç yüzünde ilk saldırısını Fed Başkanına yaptı ama FED Başkanı Jerome Powell, Trump’ın istediği faiz indirimine gitmediği gibi direniş göstermeye devam ediyor ve ikili arasındaki çekişme karşılıklı hakaretlerle devam ediyor.

Trump’ın bir diğer ekonomik adımı gümrük tariflerini arttırmak oldu. Başta en büyük rakibi Çin olmak üzere 90’dan fazla ülkeden yapılan ithalata uyguladığı yeni gümrük vergileri yürürlüğe soktu hatta bu Çin ile bir vergi savaşına dönüştü. Çin ve ABD başlangıçta birbirlerinin mallarına %100’den fazla gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmuş, ancak daha sonra bir ateşkes sağlamıştı. İlişkilerinin iyi olduğu başta Avrupa ülkelerine yüze 15’ten başlayan ve yüzde 50’ye varan ilave vergi getiren Trump’a ülkelerin karşılık vermesi bütün dünya ticaretinde dengeleri değiştirdi.

Yine bu bağlamda Rusya’ya yaptırım uygulama ve İran ile ticaret yapan ülkelere ek vergiler getirme gibi girişimlerde bulundu.

Bir diğer adım olarak BIRCS ülkelerinin kendi para birimleri ile ticaret yapması ve ortak para çıkarma girişimlerine karşı yaptırımlar uygulamasına gitti. Ve bununla alakalı olarak doların değerini düşürme politikası gütmekte. Doların değerini düşürerek ülkenin dış borcunu değersiz kılma peşinde.

Siyasi Saldırganlık

Trump’ın ülkeyi çöküşten kurtarmak için yapmaya çalıştığı bir diğer saldırganlık yöntemi ise bağımsız ülke ve bölgeleri kendine bağlamak. Herkesi çılgın açıklamaları ile ne yapıyor bu dedirten Trump, 51 Kanada 52 Grönland 53 Panama diyerek buraları ABD’nin eyaletlerine eklemeye çalışmakta.

Başta bu ülkeler olmak üzere Avrupalı dostlarının karşı çıkışlarına aldırış etmeyen Trump, tüm dünyanın karşı çıkmasına rağmen bağımsız bir ülke olan Kanada, Danimarka’ya bağlı olan Grönland’ı ve Panama’nın parçası olan Panama Kanalı’nın Rusya ve Çin tehdidine karşı ABD’ye bağlı olması gerektiğini şiddetle savunmakta. Fakat işin arkasında yine ABD’yi çöküşten kurtaracak ve geleceğin dünyası için büyük önem arz eden değerli madenlerin bu topraklarda olması gerçeği yatmaktadır.

Trump, bu konuda bir adım daha ileri giderek Venezuela operasyonunun gerçekleştirdi. Venezuela Başkanı Maduro ve eşine karşı düzenlediği operasyonda, bağımsız bir ülke başkanını askeri operasyonla kaçırarak ABD’ye getirip New York sokaklarında dolaştırarak dünyaya göz dağı verdi. Maduro’nun ABD’ye bir suçlu gibi getirilmesi sonrası Trump yaptığı açıklamada ABD’nin Venezuela petrolüne el koyduğunu, Venezuela değerli yeraltı madenlerinin ABD için hayati olduğunu duyurdu. Aslında bu olayda Trump her şeyi açıkça söylüyordu. ABD’yi yeniden büyük yapmak için yeniden sömürge politikasını hayata geçirmişti ve başta Avrupa’ya ve bütün dünyaya Monreo Doktiri’nin uygulandığını ilan etmişti.

Askeri Saldırganlık

Trump göreve gelir gelmez NATO üyelerinden silahlanma için gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) %2’den %5’e çıkarılmasını talep etti. Bu NATO içinde çatırdamalara neden olsa da Trump karşısında duramayan NATO ülkeleri bunu kabul etmek zorunda kaldı. Bu ABD’nin müttefik ülkelerden zorla para alacağı anlamına gelmekte.

Savaşları bitireceğim diyen Trump, Ukrayna Başkanı Zelenski’yi Beyaz Saray’da herkesin önünde aşağılayarak ve tehdit ederek değerli madenler konusunda anlaşma yapmaya mecbur bıraktı. Bu ABD’nin Rusya karşısındaki savaşta yaptığı tüm harcamalarını karşılığı misliyle alacağı anlamına geliyor.

Yine Gazze’ye barış getireceğim diyen Trump, İsrail’e sınırsız askeri desteğinin bedelini kurduğu sözde barış gücüne üye ettiği devletlere 1 trilyon dolar ödemek mecburiyetinde bırakarak çıkarıyor.

Ve asıl mesele İran…

Trump, İran’a karşı uyguladığı politika batmakta olan bir ülkeyi düzlüğe çıkarmanın önemli adımlarından birini oluşturmakta. Trump’ın bölge ülkelerini İran üzerinden korkutarak sattığı askeri teçhizat, yaptığı anlaşmalar trilyon dolarlarla ifade edilmekte. Bir taraftan korku saldığı bölge ülkelerini sağmal inek gibi sağarken diğer taraftan savaş riskini kullanarak iç politikayı baskılamakta. Çökmekte olan bir ülkede içerideki sesleri susturmanın en iyi yolu olan savaş kartını kullanan Trump, İran’la bir savaş olasılığını ve bunun oluşturduğu psikolojik baskıyı en iyi şekilde uygulamakta.

Tüm bu olayları dikkate aldığımızda Trump, ABD’yi çöküşten kurtarmak için yeniden büyük Amerika için yeniden sömürgecilik politikasını uyguluyor diyebiliriz.

Çöküşten kurtulmak için SAVAŞ….

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın