“Bir kez daha Batı tarafından ‘özgürleştirilen’ bir ülke, gittikçe kaosun dibine batıyor.” Global Research
Bu, Washington ve onun Batı ile Orta Doğu piyonlarının savaş -bitmeyecek kaos, sefalet, ölüm- ve teslimiyet tohumlarını ektiği çatışmada olan herhangi bir ülke olabilir.
Amaç tam da bu: Washington / NATO stratejisi, bir savaşı ya da çatışmayı kazanmak değil, süre giden bitmeyecek bir kaos yaratmak. Bu (i) bir toplumu, ulusu ve onların öz kaynaklarını yönetmenin; ve (ii) Batının orduya -askeri birlik ve teçhizat- devamlı ihtiyacını garanti etmenin yoludur, Amerika’nın gayri safi yurtiçi hasılasının % 50’den fazlasının askeri endüstri kompleksine, ilişkili endüstrilere ve hizmetlere dayandığını hatırlayın; ve (iii) son olarak kargaşa ya da kaosta olan bir ülke iflas etmiştir ve paraya ihtiyacı vardır – sıkıntılı koşullar için para, kötü şöhretli IMF, Dünya Bankası ve ilgili diğer hain “kalkınma kurumları” ile borç verenlerden alınan “tasarruf” parası; özellikle halkını önemsemeyen kokuşmuş liderler söz konusuyken esaretle denk olan para.
Yemen, Ukrayna, Suriye, Irak, Sudan, Orta Afrika, Libya’da…. oyunun adını siz koyun. Kimin kiminle savaştığı önemli değil. ISIS / ISIL / IS / DAISH / IŞİD / El Kaide ya da listeye eklemek isteyeceğiniz paralı askerlerden oluşan başka katil örgütler –bu isimler sadece şaşırtmak için etiketlerdir. Kolay tanınmaktan kaçmak için seçilen isimleriyle birbirini takip eden Blackwater, Xe, Academi’yi de listeye ekleyebilirsiniz.Bunlar Siyonist-Anglo-Saxon İmparatorluğun kuklalarıdır, en düşük düzeydeki kuklalar. Daha sonra Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve diğer Körfez Ülkeleri ve tabii ki Birleşik Krallık ve Fransa gibi elit kuklalar gelir.
Cumhurbaşkanı Hollande Katar’la, 24 adet Rafale savaş uçağı satışı için multi-milyar euroluk anlaşma imzaladı. Şimdi Suudi Kralı Salman ile görüşmek ve daha fazla Rafale uçağı satmak için Riyad’a gidiyor -karlı bir iş ve uydurma düşmanların kökünü kazımaya yardımcı oluyor; Hollande ayrıca 5 Mayıs’ta yapılacak Körfez Dayanışma Konseyi (GCC) zirve toplantısına katılacak. Toplantıda görüşülecek konular, Yemen de dahil bölgede, Washington (ve onun Siyonist efendileri) adına Batı tarafından tohumları atılan ve yalnızca bir hükümetten fazlasını arayan “isyancıların” suçlandığı var olan “krizler”.
Batı, beynimizin içine işleyen virüsler gibi, hasta bir kelime hazinesi icat etti -bu kelimelerden geriye kalan ne- biz bile bu kelimelerin gerçekten ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Bunları tekrarlıyor ve bunlara inanıyoruz. Sonuç olarak MSM (metilsülfonilmetan) bunları her gün içimize işliyor. Özgürlükleri için, baskıcı rejimler karşısında ayakta kalmak için mücadele eden insanlar “terörist” ve “isyancı”. Afrika’dan mülteciler, Washington tarafından çatışmaya maruz bırakılmış ülkelerden mülteciler ki bu yıl 4,000’den fazla mülteci “daha iyi bir yaşam” için Akdeniz’i geçmeye çalışırken can verdi, -rahatlıkla “göçmen” olarak yeniden adlandırılıyor. Sık sık buna “yasadışı” terimi eklenir. Böylece Batı’nın vicdanı, suçluluk duygusundan arınır. Göçmenler dilencidir. Yasadışı göçmenler hapsedilmelidir. Onların, göçmenlerin memleketlerinde Batı tarafından çıkarılan huzursuzluk ve kaosla ilgileri yoktur. Yazıklar olsun size, Brüksel!
Kaosa dönersek: Bay Hollande çok iyi biliyor ki onun jetleri efendilerine hizmet için kullanılıyor ve bölgeye daha fazla yıkım, ölüm, felaket, acı, kölelik saçıyor -ya da Akdeniz’de sürüklenen daha çok mülteci- daha fazla bitmeyen kaos, sadece kendilerinin, çocuklarının ve ailelerinin hayatta kalması için savaşmaları gerektiğinden ülkeleri, kaynakları ve özgürlükleri için artık savaşamayan yaşamın kıyısında daha fazla insan. İmparatorluk budur.
Söyleyin bana! Ülkelere silah, savaş uçağı ve diğer türden öldürme makineleri satan ve bunun insanları öldürmek ve ülkeleri yıkmak için kullanıldığını oldukça iyi bilen birisi soykırımcı olmaz mı? Ya da en kötü türden bir savaş suçlusu?
Bay Hollande, bir savaş suçlusu olmasının yanı sıra günün sonunda büyük vurgundan tabağına bir kaç kırıntı düşeceğine ve efendileriyle beraber süt ve baldan oluşan büyük vurgun denizinde yüzebileceğine inanacak kadar da dar kafalı. İmparatorluğun diğer yardakçılarına öldürme makineleri satarak Victor Hugo, Stendhal, Balzac, Dumas’ların çıktığı büyük ülkesinin ekonomisini güvenceye aldığını mı düşünüyor? Seçmenlerinin % 83’ünün onu adam yerine koymamasını önemsemiyor mu?
Kargaşa, kaos ve acı saçmak Washington ve kullarının en iyi yaptığı şey. Savaş “kazanmak” istemiyorlar; bitmeyen kaos, acı; kolayca boyunduruk altına alınan insanlar istiyor. Buna full spektrum hakimiyet diyorlar.
Amerikan ordusu ile onun büyük erkek kardeşi (ya da kız kardeşi) NATO her yerde olamadığından ve her yerde görünmek istemediğinden, öldürmek için katilleri kiralamaktadır. Washington icat eder ve yaratır, sonra sonsuz para akışıyla finanse eder, ISIL, IŞİD, El Kaide -ve efendiler memnun oldukça repertuar büyür- onlar için savaşır, onlar için öldürür, kaos ve sahte bayrak yaratırlar -böylece sonunda onlar -NATO ve Pentagon buldozeri- gelebilir ve aslında en başta kendilerinin yarattığı paralı örgütleri yok ettiklerine inandırabilirler. Ama ana akım medya size doğruyu söylemeyecek.
Yemen’de, laik sol eğilimli Şii grubu olan Husiler ve Sunnilerin güç için birbirleriyle savaştığına, Suudiler ve onların ahbapları GCC’nin (Körfez Dayanışma Konseyi) Yemen’i daha yeni bir grup teröristten kurtardığına; Husilerin İran (Şiilerin baskın olduğu bir ülke) tarafından desteklendiğine -yakın zamanda bir BM yetkilisince hararetli şekilde inkar edildi- ve böylece Husileri bastırmak gerektiğine sizi inandırdılar. Aynı zamanda Washington’ın İran’ı suçlamak için daha fazla nedeni var. İlk önce Husiler bastırılıp yeterli sayıda öldürülecek ve eski devlet başkanı Salih ya da halefi Hadi gibi kukla bir devlet başkanı getirilecek, böylece Washington Aden’in stratejik limanına ve Körfez’e sınırsız erişim sağlamak için ülkenin nüfusunu baskılayarak ipleri elinde tutmaya devam edebilecek.
Ukrayna’da durum aynı: ISIS / IŞİD / DAISH, El Kaide ya da adları ne olursa olsun, orada da mevcut mu? Bahse girelim öyle, CIA ve altı bin ABD taburu ve tabii ki eğitmenler komutası altında. Onlar, Kiev askeri birliklerini Donbass’taki kardeşlerini nasıl en iyi ve hızlı şekilde öldürecekleri konusunda eğitiyorlar; bitmeyen bir kaos yaratma konusunda eğitiyorlar. Eğer kardeşlerini öldürmeyi reddederlerse, Kiev Nazi rejimi onları vatan haini diye öldürecek. Kesin olarak. Çok kolayca. Böylece kimse direnemesin.
Özellikle ABD ordusu “danışmanları” ve CIA, kiralık katillerin yardımıyla, Kiev Nazileri, IŞİD / Daesh / El Kaide- Başkan Putin’i savaşa kışkırtmaya çalışıyorlar, muhtemelen bir üçüncü Dünya Savaşı. Evet, yüz yıldan az bir süre içinde gerçekleşecek üçüncü bir savaş Avrupa’yı ve muhtemelen dünyayı enkaz haline getirecek. Şu ana dek, Bay Putin’in çatışmamaya dayanan akıllı stratejisi sayesinde dünya felaketten kurtulabildi.
Yani IŞİD / Daesh / El Kaide’nin, Ukrayna’da olduğundan şüphe yok. Onlar imparatorluğun onlara emrettiği her yerdeler. Bunun için finanse ediliyorlar. Kuklalar bunun içindir. Özellikle yaratılmış kuklalar, iyi para ödenen kuklalar. İdeoloji, Batı medyası tarafından rahatlıkla kullanılan basit bir kılıftır, böylece hepimiz Müslümanların diğerlerinden biraz daha kötü olduğuna inanabiliriz. Batı onlarla savaşmalıdır, çünkü onlar özgürlüğümüz, hürriyetimiz, demokrasimiz, özellikle neo-liberal serbest piyasa değerlerimizdeki her şey için ciddi ve mevcut tehlikedirler.
Çünkü nihai hedef: Bir pazar metası olarak gözden çıkarılan, çarpışmalarda yem olarak kullanılan insanların, genetik olarak değiştirilmiş yiyeceklerle (zehirlenerek), insansız uçaklarla, bombalarla, yapay olarak yaratılmış kıtlıkla kitleler halinde öldürülmesi, böylece sonunda hayatta kalanlar da gezegenin dört bir köşesini ve tüm kaynaklarını kontrol altına alan küçük bir elitin kölesi olunca, olağanüstü insanların yaşam tarzını sürdürmek için, olağanüstü bir ulus, büyük bir ihtişam içinde yaşayan bir grup özel insan haline getirilecek. Bir Nobel ödülü sahibi Henry Kissinger’in elli yıl önce söylenmiş çok ünlü olmayan sözlerini hatırlayın, bugün hala yaşayan, en zalim savaş suçlularından birinin vizyonu: “Yiyecek stoğunu kontrol eden, insanları kontrol eder, enerjiyi kontrol eden, tüm kıtaları kontrol edebilir; parayı kontrol eden de dünyayı kontrol edebilir.”
Bu sözler her gün daha inandırıcı oluyor. Ama sadece biz buna izin verdiğimiz sürece, BİZ, İnsanlar, Biz yerküre halkının % 99.999’u izin verdiği sürece…
Peter Koenig
Çeviren : Fikriye Yüksel Yanık
özgürüniversite.ort
