Polonya’da Neler Oluyor?

Betul

Polonya Anayasa Mahkemesi Yargıcı Anna Korwin-Piotrowska, kurumun başkan ve başkanvekilini bir ay süreyle görevden uzaklaştırdığını duyurdu. Kararın ardından polisin binayı ablukaya alması ve Senegal ziyaretini kesip dönen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin kapıda yargıçlarla karşı karşıya gelmesi başkentte darbe tartışmalarını başlattı.

Polonya Anayasa Mahkemesi Yargıcı Anna Korwin-Piotrowska, dün akşam saatlerinde Mahkeme Başkanı Bogdan Święczkowski ile Başkanvekili Bartłomiej Sochański’nin yetkilerini bir aylığına askıya aldığını duyurdu.

Korwin-Piotrowska, karara gerekçe olarak iki yöneticinin Sejm tarafından seçilen yargıçların genel kurul toplantısına katılımını engellemesini ve mahkemenin karar alma mekanizmasını felç etmesini gösterdi.

En kıdemli yargıç sıfatıyla kurumun yönetimini üstlendiğini açıklayan Korwin-Piotrowska, 2016 tarihli Anayasa Mahkemesi Teşkilat ve Çalışma Usulleri Kanunu’na dayandığını belirtti ve kurumun bütçesini kabul etmek üzere 3 Kasım’da genel kurulu toplayacağını bildirdi.

Kararın mahkemenin resmi internet sitesinde yayımlanmasının ardından kurumun sosyal medya hesabından karşı açıklama yapıldı ve internet sitesinin yasa dışı biçimde ele geçirildiği, yaşananların bir “hükümet darbesi suçu” teşkil ettiği kaydedildi.

Görevden uzaklaştırılan Başkanvekili Bartłomiej Sochański, Rzeczpospolita gazetesine yaptığı açıklamada, “Neler olduğunu hiç anlamıyorum. Sayın Anna Korwin-Piotrowska beni arayıp şu anda mahkemeyi kendisinin yönettiğini söyledi; başka hiçbir şey bilmiyorum.” dedi.

Sochański ayrıca, “Mahkemenin ve bağımsız bir yargıcın özerkliğine bu şekilde müdahale edilmesine izin veren hiçbir hukuki dayanak bilmiyorum; bir hükümet darbesi yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.

Gelişmeler üzerine Senegal ziyaretini yarıda kesen Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, uçağını geri döndürerek saat 21.43’te başkent Varşova’ya indi.

Nawrocki, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Böyle bir anda cumhurbaşkanı Polonya’da olmalıdır; Senegal uçuşunu kesiyorum, geri dönüyorum.” ifadelerine yer verdi.

Gece yarısına doğru Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapiński ve görevden uzaklaştırılan Anayasa Mahkemesi Başkanı Święczkowski ile acil durum toplantısı yapan Nawrocki, ardından Kapiński ile mahkeme binasına gitti.

Mahkeme binasına giriş sırasında Nawrocki ile kapıda duran yargıçlar Anna Korwin-Piotrowska ve Krystian Markiewicz arasında arbede yaşandı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Rafał Leśkiewicz, kapıda duran kişilerin devlet başkanının içeri girmesini engellemeye çalıştığını ve cumhurbaşkanının dokunulmazlığını ihlal ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı yetkilisi Marcin Przydacz, yargıçlar Markiewicz ve Korwin-Piotrowska’nın cumhurbaşkanını tartaklamaya çalıştığını öne sürdü.

Yargıç Maciej Berek ise cumhurbaşkanının kapıdaki yargıçlara fiziki müdahalede bulunduğunu savunarak, “Hızla gelen cumhurbaşkanı kapıda duran yargıcın önünde durmadı; en hafif tabirle Yargıç Korwin-Piotrowska’ya hızla çarptı ve diğer yargıç grubunun arasından zorla geçmeye başladı.” dedi.

Saat 02.00’den sonra Sözcü Leśkiewicz tarafından paylaşılan fotoğrafta, mahkeme binası içinde Cumhurbaşkanı Nawrocki, Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapiński, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Zbigniew Bogucki, Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Bartosz Grodecki ve Mahkeme Başkanvekili Bartłomiej Sochański yer aldı.

Sabah saat 05.00’e kadar binada kalan Nawrocki, ayrılışının ardından Cumhurbaşkanlığı Kabine Şefi Paweł Szefernaker aracılığıyla yazılı bir bildiri yayımladı.

Bildiride Nawrocki, “Polonya Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni çiğnenmiş ve bir anayasa organı zor kullanılarak ele geçirilmiştir; hukuk düzeninin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Nawrocki ayrıca siyasi tablonun istikrara kavuşturulması amacıyla 31 Ekim’de mecliste temsil edilen siyasi partilerle acil danışma toplantısı yapacağını duyurdu ve binaya gönderilen kolluk güçlerinin derhal alanı terk etmesini istedi.

Mahkeme binası önünde gergin gece

Olayların başlangıcında Adalet Bakanı ve Başsavcı Waldemar Żurek’in devam eden gösteriler nedeniyle güvenliğin sağlanması yönündeki talebi ve Yargıç Korwin-Piotrowska’nın personelin can güvenliğine dair uyarı yazısı üzerine polis ekipleri mahkeme yerleşkesini kordon altına aldı.

Varşova Emniyeti, işlemlerin yasalar çerçevesinde yürütüldüğünü açıklarken, Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü Andrzej Fijołek polislerin binanın içine girmediğini, bahçe avlusunda güvenliği sağladığını bildirdi.

Fijołek, dışarıdaki göstericilerin polise sandalye ve şişe fırlatması ve üç kişinin parmaklıklardan içeri atlaması üzerine güvenlik önlemlerinin artırıldığını, içeri sızan üç kişinin mülk dokunulmazlığını ihlal suçlamasıyla gözaltına alındığını açıkladı.

Mahkeme Sözcüsü Weronika Ścibór, Devlet Koruma Servisi (SOP) ekiplerinin Başbakanlık ile mahkeme arasındaki kapıdan içeri girerek iki güvenlik görevlisine eşyalarını toplayıp ayrılmalarını söylediğini, Başkanvekili Sochański’nin içeri alınmadığını, Sejm tarafından seçilen yedi yargıcın ise binaya sokulduğunu aktardı.

Korwin-Piotrowska ise televizyon kanalında yaptığı açıklamada binada yedi yargıcın bulunduğunu, içeride polisin olmadığını belirterek kurumun felç edilmesinden Święczkowski ile Sochański’yi sorumlu tuttu ve “Mahkemeyi yurttaşlara geri vereceğiz.” dedi.

Başsavcı Waldemar Żurek, Savcı Andrzej Piaseczny’nin mahkeme binasında inceleme yaptığını belirterek, “Hukuku çiğneyen herkes mahkeme önüne çıkacak.” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanının mahkemedeki tavrını eleştiren Żurek, savcılığın cumhurbaşkanının eylemlerine yönelik inceleme başlatmasını umduğunu kaydetti.

Görevden uzaklaştırılan Başkan Święczkowski ise akşam saatlerinde mahkeme önüne gelerek kapıdaki zincirin Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) Milletvekili Mariusz Gosek tarafından kesilmesinin ardından Jarosław Kaczyński ve Piotr Gliński ile bahçeye girdi; ancak polis ilerlemesine izin vermedi.

Bina önünde toplanan Hukuk ve Adalet Partisi, Konfederasyon, Rozwój Plus, Polonya Tacı Konfederasyonu mensupları, Sınır Savunma Hareketi çevreleri ve Grzegorz Braun destekçileri gece boyunca marşlar söyleyerek eylemlerini sürdürdü.

Hükümet ve muhalefet cephesinden karşılıklı suçlamalar

Başbakan Donald Tusk, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, “Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek görevimizdir; PiS iktidarındaki yıllar süren hukuksuzluğun ardından bu süreç zor, kimi zaman sancılı geçiyor ve kararlı adımlar gerektiriyor; başka yol yok.” dedi.

Hukuk ve Adalet Partisi lideri Jarosław Kaczyński, “Anayasa Mahkemesi’ne darbe yapılıyor; Tusk’ın kolluk güçleri mahkemeye zorla giriyor, Polonya bir polis devletine dönüşüyor.” tepkisini gösterdi.

Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapiński, yönetimin uzaklaştırılması ve polis sevk edilmesini “tamamen hukuk dışı bir hükümet darbesi” diye niteledi.

Eski Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, yaşananları açık bir hukuksuzluk olarak nitelendirerek, “Anayasa Mahkemesi’nin taşıdığı ağırlık düşünüldüğünde, yaşananların bir darbe girişimi olduğu iddiasının altında çok ciddi gerekçeler yatıyor.” dedi.

Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, cumhurbaşkanının kapıdaki görüntülerine işaret ederek, “Bir kadına, Anayasa Mahkemesi yargıcına karşı üstünlük kurdu.” ifadesiyle tepki gösterdi.

Polonya 2050 partisinin yöneticisi Katarzyna Pełczyńska-Nałęcz kutuplaşmanın en üst seviyeye ulaştığını belirtirken, Konfederasyon lideri Sławomir Mentzen ülkenin darbe eşiğinde olduğunu savunup Milli Güvenlik Kurulu’nun toplanmasını istedi.

Eski Cumhurbaşkanı Lech Wałęsa da kriz üzerine “Vatan tehlikede” mesajını paylaştı.

Hukukçu Marcin Matczak ise Korwin-Piotrowska’nın kararının yasal zeminine yönelik eleştirisinde, en kıdemli yargıcın ancak mahkeme başkanının fiili imkansızlığı halinde vekalet edebileceğini, bu imkansızlığın ise söz konusu kararın kendisiyle yapay biçimde üretildiğini ifade etti.

Matczak, mahkeme genel kurulunun toplanabilmesi için gereken 10 kişilik yetersayının binadaki mevcut 7 ila 8 yargıçla sağlanamayacağına dikkat çekti.

Gelişmelerin ardından Polonya’nın Pekin Büyükelçisi Jakub Kumoch ile Bükreş Büyükelçisi görevlerinden istifa etti.

ABD’nin Varşova Büyükelçisi Tom Rose, X üzerinden yaptığı değerlendirmede, hükümetin kamu gücünü kullanma biçimi ile anayasal kurumların bağımsızlığı açısından eşi görülmemiş bir yüzleşmeye tanıklık edildiğini bildirdi.

Krizin arka planı ve kurumlar arası yetki çatışması

Bogdan Święczkowski ve yardımcısı, Hukuk ve Adalet Partisi iktidarı döneminde 2018 ve 2019 yıllarında mahkeme üyeliğine atanmıştı.

Avrupa Birliği Adalet Divanı, Aralık 2025’te aldığı kararda, Polonya Anayasa Mahkemesi’nin temel Avrupa hukuku ilkelerini ihlal ettiğine ve bağımsız, tarafsız bir yargı mercii sayılamayacağına hükmetmişti.

Eylül ayı başında Sejm, Maciej Berek’i mahkeme üyeliğine seçti ve Berek 14 Ekim’de mecliste yemin etti; ancak Cumhurbaşkanı Nawrocki, Berek dahil meclisin seçtiği üç yeni yargıcın yeminini kabul etmedi.

Mahkeme Başkanı Święczkowski de parlamentonun atadığı yargıçların göreve başlamasına izin vermedi.

Mahkemenin harcamalarına dair genel kurul kararının alınamaması sebebiyle hükümet, kuruma ayrılan gelecek yıl bütçesini askıya almıştı.

Polonya’da 2015’ten itibaren iktidarda kalan PiS, 2023 genel seçimlerinde yüzde 35,38 oy oranıyla 460 sandalyeli mecliste 146 milletvekili kazanmış ve çoğunluğu kaybetmişti.

Donald Tusk liderliğindeki Sivil Platform, Modern, Polonya İnisiyatifi, Yeşiller ve AGROunia hareketinden oluşan Sivil Koalisyon ise 156 milletvekili elde edip Senato’da birinci gelerek Üçüncü Yol ve Yeni Sol ittifakıyla yeni hükümeti kurmuştu.

PiS destekli bağımsız aday Karol Nawrocki ise 1 Haziran 2025’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunu kazanarak göreve başlamıştı.

harici

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın