Suriye’deki HTŞ Hükümeti Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Fars Körfezi’ndeki Arap ülkelerine yaranma çabasıyla bu ülkelerin güvenliğini Suriye’nin güvenliği olarak gördüklerini söyledi.
Suriye’deki HTŞ Hükümeti Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında tehditlere karşı ortak savunma amacıyla 7 Ağustos’ta Mekke-i Mükerreme’de kurulan “Mekke İttifakı”na Suriye’nin katılımının değerlendirme aşamasında olduğunu açıkladı.
Şeybani bugün Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen “Bölgesel Güvenliğin Esasları” toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Suriye kendi güvenliğini çevre coğrafyasından ayrı düşünemez; Fars Körfezi’nin güvenliği Suriye’nin bölgesel güvenliğinin bir parçasıdır.”
Şam hükümetinin Dışişleri Bakanı’nın Fars Körfezi’ndeki Arap ülkelerinin güvenliğine vurgu yapması, Suriyeli milislerin Yemen’de savaşmak üzere gönderilme ihtimaline dair çok sayıda raporun yayımlandığı bir döneme denk gelmektedir. Bu doğrultuda Ahmed eş-Şer’a (Muhammed el-Colani) 23 Eylül’de Suudi Arabistan’a bir günlük bir ziyaret gerçekleştirmişti.
Suriye’nin Mekke İttifakı’na katılması ihtimali, Pakistan ve Türkiye ordularının Mekke anlaşmasının açık metnine rağmen Suudi Arabistan’ı Yemen’in saldırılarına karşı korumak adına asla birlik sevk etmediği ve Suudi hükümetinin Yemen’deki savaşta Suriye’deki Selefi unsurlardan yararlanmayı umduğu bir vasatta gündeme gelmektedir.
Mekke İttifakı, 7 Ağustos 2026 tarihinde Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın Mekke şehrinde imzaladığı ortak savunma anlaşması temelinde şekillenmişti. Savunma işbirliğini ve ortak caydırıcılığı güçlendirmeyi hedefleyen bu anlaşmaya göre, üye ülkelerden birine yapılacak her türlü silahlı saldırı her üç ülkeye de yapılmış sayılmaktadır. Bununla birlikte, daha o dönemde de birçok analist toplu savunma maddesini uygulanamaz ve yalnızca siyasi bir şov olarak nitelemiş; bu durum Yemen’in Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları sürecinde haklılığını kanıtlamıştır.
Daha önce Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, söz konusu anlaşmanın diğer ülkelerin katılımına da açık olduğunu ilan etmişti.
