Batı’nın Yemen savaşında çıkarları – 2

rasthaber

Yemen’in özel coğrafi konumu yüzünden Arabistan rejiminin bu ülkeye askeri saldırısının iktisadi ve jeopolitik nedenleri söz konusudur ve özellikle gelecekte küresel güçlerin Hint okyanusu ve Fars körfezini kontrol etmek için sürdürdükleri rekabeti etkileyebilecektir. Buna göre de başta Amerika olmak üzere Batı Yemen gelişmelerini çok yakından izliyor ve bu ülkeyi kendi kontrolü altına almak ve yönetmek istiyor.Öte yandan Batı’nın Arabistan’ın Yemen’e yönelik askeri saldırısını desteklemekte izlediği hedeflerini siyasi ve iktisadi hedefler olmak üzere iki ayrı kategoride ele almak mümkün.Amerika 1990 yılından 2011 yılına kadar Ali Abdullah Salih iktidarı döneminde kendi amaçlarını gütmek ve Babul Mendeb boğazı üzerindeki sultasını korumak amacıyla Yemen’in siyasi yapısına nüfuz ederek bu ülkedeki varlığını iyice pekiştirebildi. Ancak Batı Asya ve Kuzey Afrika bölgelerinde İslamî uyanış sürecinin başlaması ve Ali Abdullah Salih’in görevden uzaklaştırılmasının ardından bu denge iyiden iyiye bozuldu. Dolaysıyla Amerika yönetimi Arabistan rejiminin yardımları ile kendi istediği siyasi bir modeli dayatmak sureti ile Yemen halkının halkçı inkılabını kendi yayılmacı politikaları doğrultusunda saptırmaya çalıştı. Amerika bu senaryosunu FKİK üyelerinin müdahaleci bir plan hazırlaması ve Mansur Hadi’nin 27 Şubat 2012’de iktidarın başına getirilmesi ile uyguladı. Yemen’de bu zümre siyasi yapıyı kısa bir süre için koruyabildi ve sadece iktidarın başını değiştirmekle yetindi, ancak Yemen halkının Ensarullah halkçı hareketinin önderliğinde başlattığı ayaklanma ve ordunun de bu ayaklanmaya destek vermesi ve yine Amerika ve Arabistan’ın bu planından ve Mansur Hadi’nin dikta düzeninden ve iktidarın bu şekilde el değiştirmesinden rahatsız olan bazı aşiretlerin de bu kıyama katılması ile birlikte Yemen’de kurulan ve dayatılan denge yeniden bozuldu, öyle ki halk başken Sana’da kontrolü ele geçirdi ve bu durum Mansur Hadi’nin istifa etmesi ve kabine üyeleri ile birlikte Arabistan’a kaçmasıyla sonuçlandı.Bu şartlarda Amerika’nın bölgesel müttefiklerinden biri olan Arabistan üzerinden yeniden Yemen’i ele geçirmesi gündeme geldi. Bu yüzden Amerika yönetimi Arabistan rejiminin Yemen saldırısı başlar başlamaz, suud rejiminin bu cinayetine destek verdi.Aslında Amerika ve Batı’nın Arabistan’ın Yemen saldırısına destek vermesinin siyasi hedeflerini irdelerken Batı’nın iki bölgesel ve küresel hedefine de değinmek gerekir. Bölgesel bazda Babul Mendeb boğazına Arabistan’ın güvenliğini korumak amacıyla sahip olmak, bölgede İslamî uyanış dalgası ile mücadele etmek ve yine İran ile her türlü muhtemel mücadelede bu boğazdan yararlanmak gibi hedefler söz konusudur. Uluslararası açıdan ise Babul Mendeb boğazını kontrol etmeyi Batı’nın Hint okyanusuna tamamen sahip olmanın ilk adımı şeklinde değerlendirmek gerekir.Bölgesel açıdan ve Amerika’nın Hicaz yarımadasının güneyinde Arabistan’ın güvenliğine destek vermesi ve ayrıca İslami uyanış dalgası ile mücadele konusunda dikkat çeken bir nokta, Arabistan’ın Yemen’e demokrasiyi iade etmek ve Yemen halkına destek vermek amacıyla bu ülkeye askeri saldırı düzenlediğini iddia etmesidir. Demokrasiye destek iddiası, kendisi en eski saltanat düzeni ile yönetilen bir ülke tarafından gündeme getirilince hem acı ve hem komik bir durumdur. Buna göre Arabistan ve Batılı müttefiklerinin Yemen’i ele geçirmekle izledikleri amacın, stratejik Babul Mendeb boğazına musallat olmaktan başka bir şey olamayacağı gayet net ve açıktır.Arabistan rejimi ürettiği petrolü Hürmüz ve Babul Mendeb boğazları üzerinden ihraç ediyor ve eğer bu boğazlar kapatılacak olursa bu ülkenin petrol ihracatı pratikte kesileceği kesindir. Bu jeo politik sıkıntıyı bertaraf etmek isteyen Arabistan, bu yüzden Yemen’in güneyine göz dikmiş bulunuyor, çünkü Yemen Arabistan’ın bu jeo politik sorununu çözebilecek tek çaredir. Buna göre de Arabistan eskiden beri Yemen’in Babul Mendeb boğazını veya Arap denizinde bazı kıyıları işgal etmeyi hayal etmiştir. Bu yüzden mevcut şartlarda ve bölge irticai Arap rejimlerin ve Batı’nın istihbarat servisleri tarafından desteklenen terör örgütlerinin cirit attığı alana dönüştüğü bir sırada Arabistan bu fırsattan Yemen’e saldırmak için yararlandı.Aslında Arabistan siyasi ve askeri açıdan zafiyeti yüzünden tek başına ve Batı’nın yardım ve destekleri olmaksızın asla böyle bir saldırıya kalkışamazdı. Bu bağlamda Amerika ve İngiltere bir yandan Arabistan rejimine her türlü askeri silah ve teçhizatı verirken, Arabistan hava kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının yakıt ikmalinde ve yine lojistik ve istihbarat alanlarında da Arabistan’a yardım etmekte de büyük rol ifa ediyor. Bu yüzden bu savaşı bir nevi Amerika ve Batı’nın Yemen milletine ve bu ülkenin inkılapçı düşüncesine ve İslamî uyanışına karşı yürütülen bir savaş şeklinde değerlendirmek gerekir.Aslında bugün İslamî uyanış süreci ile mücadele Arabistan ve Batı’nın ortak hedefidir. Arabistan Yemen’in komşusudur ve suud rejimi Yemen’de başlayan İslamî uyanışın Arabistan’a sıçramasından korkmaktadır ve bu yüzden Yemen’de halk inkılabı başladığı günden itibaren diktatör Ali Abdullah Salih’e destek vererek Yemen halkının inkılabını bastırmaya çalışmıştır.Bu çerçevede Riyad rejimi ayrıca Yemen inkılabını etkisiz hale getirmek için bölgesel ve uluslararası arenalarda siyasi ve diplomatik çabalarını da arttırdı. Gerçekte Arabistan Yemen inkılabı başlar başlamaz FKİK’in hazırladığı bir plan çerçevesinde Yemen gelişmelerini yönetmeye çalıştı ve bunun için FKİK mekanizmasını devreye soktu. Ali Abdullah Salih’in görevden çekilmesi ve Mansur Hadi’nin işbaşına gelmesi de bu çerçevede gerçekleşti. Bu çabaların devamında Mansur Hadi milli diyalog sürecinde elde edilen sonuçları göz ardı ederek iktidarı tamamen ele geçirmek için çaba harcamaya başladı, fakat Yemen halkının ikinci kez kıyam etmesi sonucu kaçmak zorunda kaldı. Bu durum nihayetinde Arabistan’ın Yemen’e yönelik siyasi kumpaslarının hezimete uğramasına yol açtı ve böylece Arabistan’ın Yemen saldırısı başladı.Batı’nın Arabistan’ın Yemen’e yönelik askeri saldırısına destek vermekle izlediği diğer bölgesel hedefi İran’ın her türlü muhtemel askeri saldırıya meşru bir şekilde karşı vermesine karşı koymaktır. Amerika İran’ın Fars körfezindeki gücünden kurtulmak ve İran ile muhtemel bir savaşta Hürmüz boğazının kapatılmasından doğacak sıkıntıyı bertaraf etmek amacıyla Aden körfezinde kuracağı askeri üsleri ile İran’a muhtemel askeri saldırı düzenlemeyi planlıyor. Öte yandan Amerika’nın Babul Mendeb boğazına musallat olmakla güttüğü bir başka hedefi İran ile her türlü muhtemel savaşta Tahran’ın Hürmüz boğazını kapatma girişiminin ardından Arabistan’ın dış dünya ile irtibatını Babul Mendeb boğazı üzerinden sağlamaktır. Nitekim Babul Mendeb boğazı üzerinde sulta kurmak Amerika’nın Hint okyanusu üzerinde kontrol kurması ve coğrafi açıdan İran ve Hindistan’ı kuşatma alması doğrultusundaki hedefi ile örtüşmektedir. Bu yüzden Amerika yıllardır Yemen’e ve özellikle bu ülkenin Güney kıyılarına sahip olma hayalini kuruyor.Batı’nın ve özellikle Amerika’nın Arabistan’ın Yemen’e saldırısına destek vermekle güttüğü uluslararası amaçlarına gelince, en başta Batı için uluslararası boğazları kontrol etme yönünde Babul Mendeb boğazının Batı’nın küresel stratejisinde önemine dikkat etmek gerekir. Bu çerçevede ayrıca uluslararası düzende yaşanan ve küresel jeo politik odakların değişmesi ve Amerika’nın küresel güç kaybına uğraması ve Hindistan ve Çin gibi devletlerin güçlenmesi ve gücün ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaymasından kaynaklanan genel değişimleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Buna göre Amerika uluslararası enerji ve ticaret alanlarında önem arz eden uluslararası deniz yollarını kontrol altına alarak rakiplerini de kendi kontrolü altına almak istiyor. Bu çerçevede Hint okyanusu, Hürmüz ve Babul Mendeb ve Malak boğazlarına musallat olması ve ayrıca Çin’in deniz ticaretinin ana güzergahı olması yüzünden Amerika için özel önem arz ediyor, nitekim Hint okyanusu yakında küresel güçlerin rekabet alanlarından biri olacağı anlaşılıyor.Gerçekte Hint okyanusu son yıllarda dünyanın en önemli stratejik bölgelerinden birine dönüştü. Hint okyanusu dünyanın petrol ihracatının %70’ine ve yine konteynır taşıyan ticari gemilerin yarısına ev sahipliği yaptığından, dünyanın yeni ticaret ve petrol sevkiyatı merkezine dönüşmüş bulunuyor. Hint okyanusu ayrıca dünyanın üçüncü büyük okyanusudur ve beş kıta ve 40’ı aşkın ülke tarafından çevrilmiştir. Bu okyanus Asya’da özellikle Çin ve Hindistan başta olmak üzere büyük güçlerin ikinci stratejik rekabet arenası olması bakımından Amerika ve müttefikleri için önem arz ediyor.Buna göre gerçekte Arabistan’ın Yemen saldırısı başta Amerika olmak üzere Batı’nın jeo politik çıkarları çerçevesinde yer alıyor ve yine bu yüzden suud rejiminin barbarca saldırıları üzerinden bir kaç ay geçtiği halde Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin Riyad rejimine yönelik destekleri kesilmeden devam ediyor.Batı ve özellikle Amerika siyasi ve iktisadi hedefleri uğruna ve Yemen topraklarına musallat olmak ve bu ülkenin stratejik konumundan küresel ve bölgesel çıkarları çerçevesinde yararlanmak için El-kaide örgütü ile mücadeleyi bahane ederek Yemen’de askeri varlığını haklı göstermeye çalışıyor. Gerçekte Amerika bir süre önceden beri El-kaide örgütü ile mücadele etmeyi bahane ederek Yemen’de kendine bir yer açmıştı.İRİB

Bu Haberi Paylaş