Yıllardır çırpınıp çabaladığımız, anlatmaya gayret gösterdiğimiz İslâm’a ve Müslümanlara dönük savaş çemberinin iyice daraldığı bir süreçteyiz. Halkları Müslüman olan ülkelerin neredeyse tamamı doğrudan ya da dolaylı işgal altında. Bu sadece Müslümanlar için değil mazlum toplulukların tamamı için geçerli.
Emperyalizm tehlikesinin farkında olmayan, kapılarına dayanan büyük tehlikeyi görmeyenler, sezmeyenler takıldıkları kimi kalıp körlükleriyle direnenleri tekfir eden, kendilerine göre cennet ve cehennem sevkinde bulunanlar, asıl cehennemin başlarına boca olacağı zamana hızla koşmaktadırlar. Zihinlerin bu kadar köreldiği, algı yetilerinin tükendiği bir başka dönem olmuş mudur acaba?
Siyonistler hemen her demeçlerinde vaat edilmiş topraklar ideallerini söylerlerken Şu Türkiye’de yaşayanların bu denli sağırlıklarını ve körlüklerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Bir hafta önce ABD İsrail Konsolosunun bir açıklaması oldu. Yahudilere vaat edilmiş topraklara sahip olma hakkından söz etti. Vaat edilmiş toprakların sınırları nerelerdir, bunun üzerinde düşünülüyor mu hiç? Bu, en çok da Türkiye’yi ilgilendiriyor, Nil’den Fırat’a kadardır bu sınırlar. İran bu sınırların dışında kalıyor.
Emperyalizmi çok yönlü bir faaliyet içinde. Arap Baharı diye tanımlanan emperyal dalgadan beri, şu sağcı, mezhepçi, ırkçı kesimlerin görmediği, göremediği İslâm karşıtlığının, Müslümanların parçalanmışlığının bir süreci olduğunu fehmedemeyecek kadar körelmiş bulunuyorlar.
Şu Batı kökenli sağcılığına tutulmuş olanların emperyalizmi tehlike olarak görmeyişlerini artık yadırgamıyoruz. Bunu İslâm ve Müslümanlar adına yapıyor olmaları asıl bahtsızlık.
Her toplumun içinde putperestler, sapkınlar, çeldiriciler vardır. Geçmişe ait pagan düşünüşlü olanları vardır. İslâm öncesi inanışların peşinde olanlar vardır. Bunları bir kenara bırakmak, asıl sahih ve samimi Müslümanlar nerede olursa olsunlar onlarla birlikte olmanın, buluşma alanlarını oluşturmanın yoluna bakılmalı.
Filistin tam anlamıyla işgal edildi. Asıl yapacaklarını şimdilik biraz ertelemiş görünüyorlar. Halledilmesi gereken işleri var onların. Suriye’yi denetimlerine aldılar, etkisizleştirdiler, Yemen ortada kaldı, Lübnan iyice doğrandı. Şimdi son hamle İran, İran’dan sonra Türkiye. Emperyalizm Gazze şeridinde eğlence alanları yapma hazırlığında.
İran’a saldırmadan önce Pakistan ile Afganistan birbirine düşürüldü ve vurduruluyor.
İran halkı Müslüman. Onların imanlarını tartma tutkusunda olanlar, onları tekfir edenler önce kendilerine bir baksınlar. Lüks ve saltanat içinde yüzerlerken Gazze için sadece slogan attılar, sokaklara çıkıp bağırdılar boşaldılar evlerine döndüler.
İran Filistin konusunda baştan beri duyarlı, bedel ödedi, ödemeye devam ediyor. Önceki cumhurbaşkanını Reisi’yi, şimdi üst düzey insanlarını, Ali Hamaney ailesiyle, bir önceki Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı da şehit ettiler. Bunlar Şii’dir diye değil, Müslüman oldukları için öldürdüler. Adamlar diyor ki rejim değişikliği yapacağız, yani İslâm’dan uzaklaştıracağız diyorlar. Açıkça hedefimiz İslâm’dır diyorlar.
Emperyalizm İran’da sivilleri, çocukları öldürürken insani duyguları körelen bu tayfa Siyonizm’in doğrudan ve dolaylı olarak trolcüsü oluyorlar. Emperyalizm İran’a vurdukça, çocukları, yönetenleri öldürdükçe bunların yağları eriyor, bayram ediyorlar. Sokaklara çıkıp bir çığlık atmadıkları kalıyor.
Siyonizm ve emperyalizm şu dönemde en rahat dönemini yaşıyor. Çünkü bu Müslümanlar onların destekçisi, hem de çok yönlü.
Şu zaman ne mezhepçilik ne ırkçılık ne ideolojik ayrışmanın zamanıdır. Müslümanların tek yürek olmaları, birlikte direnmeleri zorunludur. Müslümanların birlikteliği emperyalizmi zorlar engeller. Korkaklık, pısırıklık, susmak yenilgiye koşmaktır.
Ali Haydar Haksal /milligazete
