Amerika ve İsrail’in İran’a karşı düzenlediği saldırılarda ve işledikleri savaş suçlarında birinci ayı geri bırakırken onların en önemli arka bahçeleri olan Körfez ülkeleri adeta yıkılmaya başladı.
İran, Körfez ülkelerindeki önce Amerikan askeri üslerine ardından da misilleme olarak ona yapılan saldırıların karşılığını vererek Amerika’nın en büyük silahı olan DOLAR’ı direkt hedef aldı. Çünkü Amerika, dünyayı Dolar üzerinden sömürüyor, işgal ediyor, esir alıyor, manipüle ediyor ve yıkıyor!
Dolayısıyla İran eş zamanlı bir yandan askeri olarak Amerika ve İsrail’e karşılık verirken diğer yandan da ekonomik olarak çok daha kalıcı, derin ve zincirleme etki yaratacak son derece başarılı bir savunma stratejisi yürütüyor.
Her körfez ülkesinin konumu, Amerika ve İsrail sermayesine sağladığı avantajlar kadar da farklıdır ancak çok önemli ortak özellikleri de var ve bu ortak özellikler onları İran’a karşı son derece savunmasız ve kırılgan yapıyor.
Tümü, 1974 sonrası Amerika ile PETRO-DOLLAR anlaşmasına geçmiş olmaları, askeri olarak kendilerini Amerika’ya teslim etmiş olmaları,
ekonomilerinin büyük bir kısmı petrole bağlı olması ve tüm bu kurulan düzen anında yok edecek en önemli unsur olan nüfuslarının yarısından daha fazla tamamen yabancılardan oluşuyor olmasıdır.
Dolayısıyla petrol onların olmasına rağmen para birimi, pazar, savunma ve nüfus onlardan olmadığından son derece kırılgan ve en kolay yıkılabilecek bir konumda tutuyor.
İşte İran bu sebepten ötürü eş zamanlı başta Birleşik Arap Emirlikleri hedef alıyor. Çünkü Doların egemenliğini sonlandırabilirse, Amerika’nın gücünü ortadan kaldırabiliyor.
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısıdır.
Aynı zamanda Amerika’nın da en önemli silah alıcılarından birisidir.
Hava sahası Amerika’ya açık olması Orta Doğu üzerinden çok büyük bölgesel etki imkânı yaratır.
Dolayısıyla, petrolünü Hürmüz Boğazından geçirememesi küresel petrol fiyatlarını son derece olumsuz etkiler, ki bunu şimdiden görüyoruz.
Petrol satamayınca, piyasada dolaşan dolar azalır.
Amerika, Suudi Arabistan’ı kaybederse sadece doların kullanımına ağır darbe yemiş olmayacaktır, Amerikan savunma sanayisi de en büyük müşterilerinden birisi de kaybetmiş olacak.
Katar’a batığımızda, Amerika’nın en büyük ve önemli Al Udeid Hava Üssü’ne ev sahipliği yapıyor. CENTKOM’un merkezi bu ülkededir.
Dolayısıyla eğer Katar’ı kaybederse, doların dışında Irak, Suriye ve Afganistan için yürütmek için kullandığı en stratejik noktasını yitirmiş olacaktır.
Ayrıca, Katar’ın Amerika için Hamas, HTŞ ve Taliban gibi yapılar için üstlendiği son derece kritik diplomatik arabulucu görevini de yitirmiş olacaktır.
Kuveyt’e gelindiğinde Amerika’nın Körfez Savaşını yürüttüğü merkez olarak düşünüldüğünde askeri lojistik açısından kaybı Amerikan dış politikasında büyük zafiyete neden olacaktır.
Umman, Amerika ve İran arasında şu an İranlılar tarafından tek muhatap alınan müzakereci rolünü üstlenen ülkedir.
Amerika, Umman’ı kaybederse İran ile uzlaşma şansı çok daha azalır ve kaçınılmaz sonun koşulları tahmin edilenden çok daha ağır olur.
Bahreyn, Amerika’nin beşinci Filosuna ev sahipliği yapıyor ve Körfez’de deniz üstünlüğünü sağlayan tek ülkedir.
Amerika’nın denizcilik yollarını kontrol etmesinde kilit rol alıyor.
Öte yandan İsrail için de büyük önemi var zira, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte İbrahim Anlaşmalarını imzalayan ikinci ülkedir ve İsrail ile İran’a karşı özel güvenlik işbirliği anlaşması bulunuyor.
Gördüğünüz gibi tüm Körfez ülkeleri farklı stratejik önemleri var Amerika için ancak bunların arasında en kritik olan ülke Birleşik Arap Emirlikleridir.
Emirlik, İsrail’in en yakın müttefiki olmakla birlikte özellikle Dubai’in çektiği yabancı sermaye ve dev yatırım, finans şirketleri sayesinde New York’tan sonra bölgenin 2.Wall Street’i olarak biliniyor.
Amerika için Emirlik, sadece küresel para piyasasının yarattığı ikinci merkez değildir, aynı zamanda son derece askeri varlıklara ev sahipliği yapan kritik ve stratejik lojistik merkezi görevini görüyor.
Dolayısıyla İran, Hürmüz Boğazını Amerika, İsrail ve dolar para birimine kapatırken yarattığı ekonomik krize bilinçli olarak Dolar yerine Yuan’nın kullanılmasını önererek de ekonomik krizden çıkış yolunu da gösteriyor.
Sadece bir ay içinde görüyoruz ki yeni dünya düzeni kuruluyor ve kurulurken de başta Körfez ülkelerinde de değişim kaçınılmazdır.
YENİÇAĞ
