Vance’ten Rıza Pehlevi Açıklaması

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, çevrimiçi televizyon programı Megyn Kelly Show’da çeşitli konulara değindi ve konuşmasının bir bölümünde İran meselesine dikkat çekti.

Yeni kitabı “Komünyon: İnanca Dönüş Yolunu Bulmak” (Eucharist: Finding the Way Back to Faith) adlı eserinin tanıtımı için programa katılan Vance, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemenin Donald Trump yönetiminin temel hedeflerinden biri olmaya devam ettiğini iddia ederek şunları söyledi:

“Washington, baskıları sürdürmekle birlikte, Tahran ile olan anlaşmazlıkların uzlaşma ve diplomasi yoluyla çözülmesini tercih ediyor.”

J.D. Vance sözlerine şöyle devam etti: “İran dosyasının nasıl yönetileceğine dair nihai karar Donald Trump’a aittir ve ABD Başkanı geçtiğimiz yıllar boyunca İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilmemesi gerektiği yönündeki tutumunu her zaman vurgulamıştır.”

Vance şu iddialarda bulundu: “Nükleer silaha sahip ülkelerin sayısının artması, dünyanın en önemli güvenlik tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede, İran’ın nükleerleşmesini önlemek ABD hükümetinin politikasının değişmez bir hedefidir.”

“Bataklığa Girmeye Niyetimiz Yok”

ABD’nin Batı Asya’daki geçmiş deneyimlerine de değinen Vance, şu ifadeleri kullandı:

“Hükümet, bölgede uzun süreli çatışmalara sürüklenme tehlikesinin çok iyi farkında ve sonu gelmez, yıpratıcı bir savaşa girme niyetinde değil. Başından beri ABD’nin, birçok kişinin uyardığı o bataklığa girmesi planlanmamıştı. Donald Trump, George W. Bush’un politikalarını takip etmiyor.”

Vance’e göre Washington’un temel amacı, bölgede uzun ve maliyetli bir krizin oluşmasını engellemek. Trump, İran ile anlaşarak Fars Körfezi’ni, İsrail’i ve Lübnan’ı kapsayacak bölgesel bir barış anlaşması peşinde.

Uzlaşma Metni ve Arabulucular

ABD Başkan Yardımcısı, Tahran ile Washington arasında varılan uzlaşmaya ilişkin olarak da, anlaşmanın tam metninin henüz yayınlanmadığını açıkladı. Bunun nedeninin diplomatik hassasiyetlere uyulması ve Katar ile Pakistan gibi arabulucu taraflarla koordinasyon sağlanması zorunluluğu olduğunu belirtti.

Vance’in açıklamalarına göre; ilk uzlaşma metni, anlaşmanın genel ilkelerini belirleyen bir buçuk sayfalık kısa bir çerçeve belge niteliğinde olup, teknik ve icrai detayları müzakerelerin sonraki aşamalarında netleşecek.

Vance sözlerini şöyle sürdürdü: “İran’ın anlaşmanın avantajlarından yararlanması, yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesine bağlı olacaktır.” Vance, Tahran’ın anlaşmaya uyması halinde, ABD’nin değil, Fars Körfezi’ndeki Arap ülkelerinin desteğiyle ekonomik yeniden yapılanma için zemin hazırlanacağını iddia etti.

Ardından tehditkâr bir dil kullanan Vance şunları ekledi: “Ancak İran taahhütlerini yerine getirmezse, ABD askeri araçlar da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri elinde bulundurmaya devam edecektir.”

Bunun Trump’ın istediği şey olmadığını belirten Vance, “[İran ile olan bu uzlaşma] bölgesel bir barış anlaşmasıdır. Fars Körfezi, İsrail ve Lübnan’ı kapsayacaktır” dedi.

Rıza Pehlevi’yi İktidara Getirme Peşinde Değildik

Saltanat yanlılarının (monarşistlerin) son günlerde Trump’a ve İran’la varılan uzlaşmaya yönelik eleştirileri hakkındaki bir soruya yanıt veren ABD Başkan Yardımcısı, “Trump yönetimi, hiçbir zaman amacının Rıza Pehlevi’yi iktidara getirmek veya İran’da yeni bir hükümet kurmak olduğunu açıklamamıştır” dedi.

Vance, “İran’ın siyasi yapısına ilişkin meseleler, İran halkı ile bu ülkenin hükümeti arasında çözülmesi gereken bir konudur. ABD için önemli olan, İran’ın nükleer programının durdurulmasıdır” diye ekledi.

Röportajın bir başka bölümünde Vance, anlaşmanın uygulanmasının her iki tarafın da yararına olacağını ve İran’ın taahhütlerine sadık kalması halinde sonuçların hem ABD hem de İran için olumlu olacağını söyledi. Trump yönetiminin, Tahran’ın yaklaşımını değiştirmesi halinde iki ülke ilişkilerinde yeni bir yol açmaya hazır olduğunu iddia etti.

Cumhuriyetçi Parti İçindeki Çatlak

ABD Başkan Yardımcısı ayrıca, Cumhuriyetçi Parti içindeki farklı akımlar arasında İran konusunda yaşanan görüş ayrılıklarına da değindi. Vance’e göre, “Önce Amerika” yaklaşımına inanan Cumhuriyetçilerin bir kısmı ABD’nin askeri müdahalelerinin genişletilmesine karşı çıkarken, Yeni Muhafazakarlar (Neoconlar) olarak adlandırılan akım İran’a karşı daha saldırgan bir politika izlenmesini istiyor.

Trump’ın kararını savunan Vance, ABD hükümetinin sonu gelmez bir savaş peşinde olmadığını ve çatışmaların sürekli tırmanmasına yol açacak önerileri desteklemediğini vurguladı.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın