İslam İnkılabı Liderinin Askeri İşler Danışmanı, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekerek, “Bu stratejik geçit, onlarca atom bombasından bile daha önemlidir ve İran İslam Cumhuriyeti burayı koruyacaktır” dedi.
İslam İnkılabı Liderinin Askeri İşler Danışmanı Tümgeneral Muhsin Rızai, Bojnurd’da düzenlenen Devrimin Şehit Lideri’ni anma merasiminde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Ülkede büyük bir olay meydana gelmiştir. Bu olayın etkileri ve sonuçları sadece bugünden ibaret kalmayacak; önümüzdeki günlerde ve haftalarda da farklı boyutları açığa çıkacaktır. Bu nedenle bu hadiseyi daha dikkatli ve derin bir bakış açısıyla incelemek gerekir.”
Hadisenin insani ve ilahi boyutları olduğunu belirten Rızai, “Amerika ve Siyonist rejim başta olmak üzere düşmanların rolünü incelemenin yanı sıra, bu vakıanın manevi ve ilahi boyutlarına da dikkat edilmelidir” dedi.
Şehit Liderin Cenaze Töreni: Yakın Tarihin En Önemli Olaylarından Biri
Şehit Liderin görkemli cenaze törenine değinen Rızai, şunları söyledi: “Bu tören yakın tarihin en önemli olaylarından birine dönüştü; bölgede ve dünyada geniş bir yankı uyandırdı. Öyle ki birçok medya organı ve analist, halkın bu devasa katılımının azametini henüz doğru bir şekilde analiz etmeyi başaramadı.”
Rızai, “Şehit Liderin cenaze töreni, İran ve Batı Asya bölgesi tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu görkemli katılım, halkın velayet ve İslam Devrimi ile olan bağının geçmişten daha da derinleştiğini gösterdi” ifadelerini kullandı.
Irak’taki Cenaze Töreni Müslümanların Birliğinin Derinliğini Gösterdi
Rızai sözlerine şöyle devam etti: “Irak halkı da Necef ve Kerbela’da, tıpkı İran halkı gibi ve hatta beklentilerin de ötesinde Şehit Lidere olan sevgi ve bağlılığını ilan etti. Bu durum, Müslüman milletler arasında derin bir birliğin şekillendiğinin göstergesidir.”
Amerika’nın yıllarca İran ve Irak milletleri arasında ayrılık yaratmak için çabaladığına işaret eden Rızai, “Sekiz yıllık zorunlu savaş (İran-Irak Savaşı), emperyalist güçlerin tasarımıyla iki millete dayatılmıştı. Ancak bugün İran ve Irak halkı yan yana durmaktadır ve bu dayanışma, düşmanların politikalarının iflas ettiğini kanıtlamaktadır” dedi.
Rızai ayrıca, “Bu boyuttaki bir dayanışma, İran milletinin çok büyük bir şahsiyeti kaybettiğini ve onun yoluna ile ideallerine sahip çıkmanın basit ve sıradan bir mesele olmadığını kanıtlamaktadır. Şehit Liderin mukaddes naaşı İmam Rıza’nın (a.s) nurani türbesinin yanı başında toprağa verilmiş olsa da onun sevgisi, düşüncesi ve yolu halkın kalplerinde kalıcı olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.
İslam İnkılabı Liderinin Askeri İşler Danışmanı, “Şehit Liderin şehadeti, İslam Devrimi’nin ulu kurucusunun başlattığı yolu daha da tahkim etmiştir. Bu hat, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in rehberliğinde kararlılıkla devam edecektir” dedi.
İntikam ve Kan Davası İslam Devrimi’nin Gelecek Yolunun Bir Parçasıdır
İslam Devrimi’nin güçlenerek yoluna devam etmesi gerektiğini vurgulayan Rızai, “Şehit Liderin intikamını almak ve kanını yerde bırakmamak bu yolun bir parçasıdır; ancak İslam Devrimi sadece intikamla sınırlı değildir ve daha yüce hedefler gözetmektedir. Şehit Liderin kanının intikamını almak sadece duygusal bir mesele değildir. Duygusal yönünün yanı sıra, uluslararası hukuk temelinde de İran İslam Cumhuriyeti’nin işlenen bu cinayete karşı orantılı bir adım atma hakkı mevcuttur” dedi.
Rızai’den Düşmanların “Lider Suikastı” Kültürünü Kurumsallaştırmasına Karşı Uyarı
Kutsal Savunma döneminin Devrim Muhafızları Genel Komutanı, Şiilik mektebindeki merciiyet makamının yerine değinerek, “Merciiyete yapılan tecavüz, Kur’an-ı Kerim’e ve İslam ümmetinin temel inançlarına yapılmış bir tecavüzdür. Taklit mercilerinin 1342 (1963) yılında merciiyet makamına yönelik saldırılara karşı uyardığı gibi, bugün de İran milleti bu konuyu hassasiyetle takip etmektedir. Eğer düşmanlar bölgede ‘lider katletme’ (lider suikastları) kültürünü kurumsallaştırmayı başarırlarsa, hiçbir ülkenin güvenliği garanti altında olamaz. Bu yüzden bu eylemin karşısında durulmalıdır” uyarısında bulundu.
Trump ve Netanyahu’ya Uyarı
Tümgeneral Rızai, “Trump ve Netanyahu, İran İslam Cumhuriyeti’nin en önemli kırmızı çizgilerini aşmışlardır ve bu eylemlerine karşılık hak ettikleri orantılı yanıtı almalıdırlar” dedi.
Aydınları, hukukçuları ve analistleri bu konunun boyutlarını uluslararası mecralarda açıklamaya davet eden Rızai, “Milletlerin güvenliği, liderlerinin güvenliğine bağlıdır ve uluslararası toplum bu meseleye karşı hassasiyet göstermelidir. Suçlularla hesaplaşmadan sadece hak talep etmek hiçbir icra garantisi taşımaz. Kur’an-ı Kerim’in öğretilerinde de düşmana karşı direnmek ve onun küstahlaşmasını engellemek vurgulanmıştır” şeklinde konuştu.
ABD’nin Dostluk İddiası Bir Aldatmacadan İbaret
Eski Devrim Muhafızları Genel Komutanı, “Şehit Liderin cenaze töreninin en yoğun olduğu anlarda bile İran’a karşı askeri eyleme girişen Amerika, bugün İran’ın dostu olduğunu veya ülkeyi kalkındırmak istediğini iddia edemez. Bu iddialar aldatmacadan başka bir şey değildir” dedi.
ABD hükümetinin geçmiş on yıllar boyunca Pehlevi rejimini, darbeleri, zorunlu savaşı, yaptırımları ve İran milletine yönelik düşmanca eylemleri desteklediğini belirten Rızai, Washington’ın sicilinin İslam Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanlıklarla dolu olduğunu söyledi ve ekledi: “Tüm bu düşmanlık ve cinayetlerden sonra Amerika ile dostluktan bahsetmenin hiçbir anlamı yoktur. İran milleti kendi haklarını ve izzetini güçlü bir şekilde savunmalıdır.”
Hürmüz Boğazı’nı Koruyacağız
Konuşmasının devamında İran İslam Cumhuriyeti’nin caydırıcılık gücüne değinen Rızai, “Hürmüz Boğazı’nı Allah’ın izniyle koruyacağız. Çünkü bu stratejik geçit, ülkenin caydırıcılık unsurlarından biridir; güvenliğin ve ulusal çıkarların güvence altına alınmasında belirleyici bir role sahiptir. Hürmüz Boğazı stratejik bir caydırıcı faktör olarak işlev görmektedir ve İran İslam Cumhuriyeti, savunma kapasitesine ve ulusal gücüne dayanarak ülkenin çıkarlarını ve güvenliğini muhafaza edecektir” dedi.
Hürmüz Boğazı’nın Önemi Onlarca Atom Bombasından Fazladır
İslam İnkılabı Liderinin Askeri İşler Danışmanı, boğazın önemini şu sözlerle netleştirdi: “Bu stratejik geçit, onlarca atom bombasından bile daha büyük bir öneme sahiptir ve İran İslam Cumhuriyeti burayı kararlılıkla koruyacaktır.”
Düşmanın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Rızai, “Amerika büyük güçlere sahip olabilir ancak ilahi vaat şudur ki; eğer müminler gevşeklik göstermezlerse zafer hak cephesinin olacaktır. Yüce Allah hak ile batılın savaşında müminlere nasıl yardım ediyorsa, İran milleti de birlik ve beraberliğini koruyarak bu tarihi dönemeçten başarıyla geçebilir” dedi.
Rızai ayrıca, “Bugün İran milletine dayatılan savaşın yanı sıra, arkasında halkın varlığı, direniş ruhu ve Şehit Liderin kan davası talebi olan büyük bir devrimci hareket de şekillenmektedir. Bu hareketin hedefleri dönemsel ve askeri meselelerin çok ötesindedir. İslam Devrimi 22 Behmen’de (Devrim Yıldönümü) nasıl yüce hedefler gözettiyse, bugün de ilahi ideallerin gerçekleşmesi ve Mehdevi topluma doğru ilerleme yolu aynı güçle devam etmelidir” ifadelerini kullandı.
İslam İnkılabı Liderinden Kuzey Horasan Halkına Teşekkür
Tümgeneral Rızai, konuşmasının son bölümünde Kuzey Horasan eyaleti halkına hitap ederek şunları söyledi: “Son günlerde devrimin ve Şehit Liderin yanında saf tutan Kuzey Horasan halkına, Yüce Lider adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bu katılım İslam İnkılabı Liderinin hoşnutluğuna vesile olmuştur. Bu eyaletin halkı bir kez daha İslam Devrimi’ne ve velayete olan sadakatini gözler önüne sermiştir. Kuzey Horasan halkı eski dönemlerden beri İslam mektebinin ve İran’ın doğu sınırlarının korunmasında her zaman öncü bir rol oynamış, bu toprakların ataları vatanı savunmak uğruna canlarını defalarca feda etmiştir.”
