Altyapıya Karşı Altyapı

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğini korumasına paralel olarak “Babülmendep” kartının aktifleştirilmesi; Siyonist rejimin ve Trump’ın bölgesel müttefiklerinin hayati altyapılarının imha edilmesiyle birleştiğinde, Beyaz Saray’ın tüccarını çok yakında hesap yapmaya ve diz çökmeye zorlayacak patlayıcı bir fitil niteliğindedir.

Bizimle terörist ABD arasındaki savaş denklemi, “atışların geometrik artışı” noktasına ulaşmıştır. Pentagon’un ülkemizin bazı altyapı tesislerine yönelik saldırgan eylemlerinin ardından, artık savaşın sınırlarını Washington generallerinin kağıt üzerindeki planları değil; “kırılganlıkların dengesi” adlı güçlü realite çizmektedir. Bu denklemler, inisiyatifin açıkça Tahran’ın elinde olduğunu göstermektedir.

Hatemu’l-Enbiya Merkez Karargâhı’nın “Altyapıya saldırının cevabını altyapıyı vurarak veririz” şeklindeki açık ilanı, operasyonel bir doktrindir. Bu doktrinin ilk aşamasının dün (Cuma, 26 Tir 1405 / 17 Temmuz 2026) uygulanması; Irak’taki Ayn el-Esed, Katar’daki El-Udeyd, Bahreyn’deki 5. Filo ve Kuveyt’teki İHA hangarları dahil olmak üzere Amerikalı işgalcilere ev sahipliği yapan yedi ülkedeki üsleri füze ve İHA yangınından bir cehenneme çevirdi. İşgalci ABD ordusu, altyapılara saldırarak Tahran’ı köşeye sıkıştıracağını zannetti ancak pratikte stratejik formülünün en büyük hatasını yaptı: Washington’ın ve bölgedeki haraççı müttefiklerinin can damarları olan hedef bankasının ifşa edilmesi.

Beyaz Saray’ın tüccar zihniyetli başkanı; “petrol fiyatları”, “yüksek askeri kayıplar”, “savaş gemileri ile uçaklarının vurulması” ve “İsrail’in doğrudan hedef alınması” gibi dört önemli sorunla karşı karşıyadır. Tahran bu noktalara odaklanırsa, Trump yelkenleri suya indirmek ve oyunun yeni kurallarına boyun eğmek zorunda kalacaktır!

Cebel Ali’den Yenbu’ya: ABD’nin Lojistik Damarları Füze Pergelinin Altında

Pentagon ve Donald Trump’ın tesislerimize yönelik “sınırlı saldırı” stratejisindeki hesap hatası, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin çelik ellerinin önüne net bir yol haritası ve hedef bankası koydu. Savaşın mantığı, ABD askeri komutanlığı (CENTCOM) ile ittifak ve tedarik belgeleri ifşa olan aktörlerin ticari limanlarının, stratejik köprülerinin ve hayati damarlarının hiç vakit kaybetmeden ağır darbelerle vurulmasını gerektirir. Bundan böyle “liman”, “koridor” ve “köprü” gibi kelimeler, topyekûn ve asimetrik bir savaşın tam olarak cephe hatlarını ifade etmektedir.

İran’ın cevabı sloganlarla değil, kırılganlık dengesi terazisinde şekillenecektir; o terazide üstünlük, düşmanın ikmal hatlarını daha iyi bilen ve bunları çökertmek için demir gibi bir iradeye sahip olan ülkededir. Aktifleşen hedef bankasının titiz bir incelemesi, bölgedeki liman ağının ve kilit geçiş noktalarının, Beyaz Saray’la iş birliği yapmanın bedelini doğrudan ödeyeceğini göstermektedir.

  • Cebel Ali Limanı (BAE): Bu zincirin başında, yaklaşık 19 milyon TEU kapasitesiyle Batı Asya’nın en büyük konteyner üssü olan Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Cebel Ali Limanı yer almaktadır. Yılda 200’den fazla savaş gemisine ev sahipliği yapan bu liman, ABD Deniz Kuvvetleri’nin en çok kullandığı yabancı limandır ve bölgedeki üslere askeri teçhizat nakliyatının ana merkezidir. Bu merkezde çakacak bir kıvılcım, BAE ticaretini petrol öncesi döneme fırlatacak, ABD’nin tedarik zincirini bozacak ve Hindistan’ı Basra Körfezi’ne bağlayan rakip IMEC koridorunu tam bağlantı noktasından koparacaktır.
  • Melik Fahd Endüstriyel Limanı (Yenbu – Suudi Arabistan): Bu stratejinin tamamlayıcısı, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki enerji can damarı olan Yenbu’daki limandır. Bu üs, Suud rejiminin Hürmüz Boğazı’nı baypas ederek dünya pazarlarına petrol göndermek için sırtını dayadığı bir noktaydı ve Riyad’ın (Behmen 1404 / Şubat 2026 verilerine göre) günlük 7 millyon varillik petrol ihracatının yükünü taşımaktaydı. Ancak şimdi İran’ın balistik füzelerinin doğrudan menzilinde bulunarak Batılıların stratejik çıkmazına dönüşecektir.
  • Diğer Bölge Limanları: Aynı zamanda ABD 5. Filosu’nun ana karargâhı olan Bahreyn’deki Mina Salman Limanı, Kuveyt’in kara lojistik düğümü olan Eş-Şuaybe Limanı ve Arifcan Kampı ile Katar’ın Hamad Limanı da darbe menzilindedir.

Lojistik Ağları Felç Edecek 9 Stratejik Köprü

Limanların yanı sıra, ABD ve Siyonist rejim müttefiklerinin ulaşım koridorlarını kesmek amacıyla aktifleştirilen hedef bankası, imha edilmeleri halinde düşman lojistiğini çökertecek bölgedeki 9 stratejik köprünün listesini içermektedir:

  1. Kuveyt: Dünyanın en uzun deniz köprülerinden biri olan ve ülkenin kuzeyine bağlanan 36 kilometrelik Şeyh Cabir el-Ahmed es-Sabah Köprüsü.
  2. Suudi Arabistan – Bahreyn: İki ülke arasındaki hayati kara bağlantı ekseni olan 25 kilometrelik Kral Fahd Köprüsü.
  3. Abu Dabi: 1400 metre uzunluğundaki Şeyh Halife Köprüsü, 842 metre uzunluğundaki Şeyh Zayed Köprüsü ve tarihi El-Makta Köprüsü. Bu yapılar doğrudan İran’ın füze pergelinin çizgisi altındadır.
  4. Ürdün: Batı Şeria’yı birbirine bağlayan Ürdün Vadisi’ndeki 80 metre uzunluğundaki Allenby (Kral Hüseyin) Köprüsü ve 120 metre uzunluğundaki Damia (Adam) Köprüsü ile Amman’daki 425 metrelik Abdoun Köprüsü. Bu köprülerin vurulması, uzlaşı ekseninin transit kapasitesini kör edecektir.

İşgal Altındaki Topraklarda Trump’ın Aşil Topuğunun Patlama Fitili

Son olarak, bu dehşet dengesi işgal altındaki toprakların kuzeyinde bulunan Hayfa Limanı‘na ve Şeria Nehri üzerindeki 80 metrelik Arik Köprüsü‘ne bağlanmaktadır. Siyonist rejimin dış ticaretinin %90’ından fazlası deniz yoluyla yapılmaktadır ve Hayfa Limanı, Batı Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kapı olarak IMEC koridor projesinde merkezi bir role sahiptir. Aksa Tufanı’nın ardından konteyner hacmi yaklaşık 3 milyon TEU’dan 740 bin TEU’nun altına düşen bu limanın performansı, ne kadar kırılgan olduğunu zaten göstermektedir. İran, Hayfa’yı ve komşu ülkelerin lojistik liman ve köprülerini hedef alarak, rakip koridoru nihai boğazında kilitlemekte ve “Barış Demiryolu” ile “İbrahim Anlaşmaları” planlarını ebediyen etkisiz kılmaktadır.

Öte yandan, Siyonistlerin enerji yapısı son derece izole durumdadır ve Aşkelon, Hayfa ve Aşdod limanlarından yapılan günlük 267 bin varil petrol ithalatına bağımlıdır. Bunların imha edilmesi, terörist İsrail ordusunun askeri kapasitesini kilitleyecektir. Aynı zamanda, rejimin elektrik ihtiyacının %70 oranında Leviathan, Tamar ve Karish gaz sahâlârına bağımlı olması onların bir diğer Aşil topuğudur.

Bu platformların vurulması; büyük elektrik şirketlerinin (IEC, Dalia, OPC) üretim zincirini kesmenin yanı sıra, içme suyu arıtma tesislerini kapatacak, yapay zekâ veri merkezlerini yok edecek ve Rafael ile Elbit savunma sanayilerini tamamen felç edecektir. Bu kırılganlık patlaması, Netanyahu’dan önce Trump’a geri adım attıracaktır.

Trump’ın Eli Kolu Bağlı

Uluslararası analistler ve Batılı ana akım medya da kumarbazın (Trump) içine düştüğü çıkmazı itiraf etmektedir. İngiliz The Economist dergisi yakın tarihli, “Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda Eli Kolu Bağlı” başlıklı analizinde; ABD Başkanı’nın bu su yolunu yeniden açmak ve İran’ı dizginlemek için elinde güvenilir ve etkili hiçbir seçeneği olmadığını açıkça ifşa etti. The Economist, Trump’ın söylemlerinin içi boş olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“ABD dönemsel bombalamalar gerçekleştirse bile, İran 1000 kilometreden fazla menzile sahip füze ve İHA’ları sayesinde kendi topraklarının derinliklerinden tüm Basra Körfezi ve Umman Denizi’ni yönetebilecek kapasitedir. ABD’nin beş gece boyunca yaptığı 300’den fazla saldırı Tahran’ın tavrını değiştiremedi, altmışıncı gece de bir fark yaratmayacaktır.”

Bugün sahanın gerçekliği kendisini istatistiklerde de dayatmaktadır: Kpler ve Windward gibi gemi takip şirketlerinin resmi verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan petrol çıkışı son haftaların en düşük seviyesine gerileyerek dikkat çekici bir şekilde günlük ortalama 7.5 milyon varile (yani Haziran sonundaki zirve noktasının neredeyse yarısına) düşmüştür.

Buna ek olarak, ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) raporuna göre, ABD’nin acil durum petrol rezervleri 319.5 milyon varil gibi korkunç bir rakama gerilemiştir. Bu, Nisan 1983’ten (son 43 yılın) bu yana en düşük seviyedir; yani maksimum kapasiteden (713.5 milyon varil) 405 milyon varil uzaktadır. Bu durum, Trump’ın İran ile olan hız yarışına fiilen “benzinsiz” girdiğini göstermektedir!

Uluslararası ilişkilerin büyük teorisyeni John Mearsheimer bile şunu itiraf ediyor: “Gerilimi tırmandırma merdiveninde üstünlük İran’ın elindedir. İran devasa bir baskıya dayanma gücüne sahiptir ve ABD hava savaşını durdurmak zorunda kalacaktır.”

Stratejik Babülmendep Kartı

ABD ve müttefikleri bilmelidir ki, yapılacak her yanlış hareketin faturası ağır ve maliyetli bir şekilde tahsil edilecektir. Eğer cani Trump, İran’ın altyapısına saldırmak konusundaki inadını sürdürürse, Tahran sadece Basra Körfezi’ni değil, Kızıldeniz’i de onun ve ortaklarının başına cehennem edecektir.

Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra stratejik Babülmendep Boğazı‘nın da kapatılması kartının aktifleştirilmesi, dünya enerji ulaşım damarının iki büyük su yolunun aynı anda kesilmesi anlamına gelir. Bu dehşet dengesinde kumarbaz çok iyi biliyor ki; ne ekonomik dayanıklılığı 120 doların üzerindeki petrolü kaldırabilir, ne tükenen petrol rezervleri piyasayı kontrol etmeye yeter, ne de Amerikan kamuoyu seçim arifesinde CENTCOM askerlerinin tabutlarını tolere edebilir.

Batı’nın komuta odasına şu ilkeyi anlatmanın vakti gelmiştir: “Altyapıya karşı altyapı”. Eğer bir hata yaparsanız, bölgedeki Siyonist-Amerikan savaş makinesi yakıtsız ve sinyalsiz kalarak diz çökecektir.

 

Not: bu haber kayhan.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın